AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Türkiye'den Midilli Adası'na giden sığınmacılar, genelde iki rotayı takip ediyor. Ayvalık'tan geçenler, Midilli kentinin güneyindeki sahil kesiminde, Çanakkale kıyılarından geçenler ise Mithymna kentinin Eftalou kıyılarında karaya ayak basıyor.
Yerel kaynakların, son zamanlarda geçişlerin diğer bölgeye göre artış gösterdiğini belirttiği Eftalou'da, mavi bayraklı plajlardan yollara kadar hemen her yerde can yelekleri, şambreller ve botlar görebilmek mümkün.
Botlardan inmenin kolaylığı dolayısıyla tercih edilen bazı plajlarda sığınmacıların geçişte kullandığı malzemeler, geniş alan kaplıyor.
Karaya ayak bastıklarında gönüllüler tarafından karşılanan sığınmacılardan bazıları, sevinçlerini birbirlerine sarılarak, bazıları da secde ederek gösteriyor.
Sığınmacıların ilk sevinçlerinin ardından bazen gözyaşlarıyla yaklaşık 40 kişi bindikleri botla sağ salim karaya vardıklarını yakınlarına bildirdikleri cep telefonları, ayrıca Almanya gibi hedef ülkelere çıktıkları yolculuktaki zorlu etaplardan birini geçtiklerini öz çekimle belgelemekte kullanılıyor.
Mavi bayraklı Anargiri Plajı ise sığınmacıların Mithymna kent merkezine gitmeden önceki toplanma yeri konumunda bulunuyor. Havanın kararmasıyla çeşitli noktada karaya çıkmaya başlayanlar, güneşin doğmasını bekliyor.
Bazıları uyuyan, bazıları da yaktıkları ateşin başında ısınmaya çalışan sığınmacılar, gönüllüler tarafından bilgilendirildikten sonra Midilli'ye yolculuklarında ilk durakları Mithymna'ya doğru yürüyor.
Adada, resmi rakamlara göre çoğu Suriye uyruklu, ana karaya feribotlarla götürülmek üzere bekleyen yaklaşık 10 bin sığınmacı bulunuyor.
- Sığınmacıların hikayesi
Sığınmacılardan Halid Raşo, 3 kurşunla yaralanıp bir böbreğini kaybettiği savaştan kaçmak için önce eşi ve 3 çocuğuyla Suriye'nin Afrin kentinden İstanbul'a geldiğini söyledi.
Bir süre yaşadığı İstanbul'da garson olarak çalıştığını ancak aldığı paranın ailesini geçindirmeye yetmediğini dile getiren Raşo, bunun üzerine herhangi bir Avrupa Birliği (AB) ülkesine gitmeye karar verdiğini ifade etti.
Raşo, ailesini İstanbul'da bırakıp yola çıktığına değinerek, işleri yolunda giderse bir yıla kadar ailesiyle bir araya gelmeyi umduğunu aktardı.
Filistinli Abdullah Feraj da Türkiye'de 1,5 yıl çalıştığını kaydederek, şunları anlattı:
"Arkadaşlar aracılığıyla kaçakçılarla İstanbul'da buluştuk. Bin 200 dolar verdim. Çanakkale kıyılarında 12 gün kaldık. Telefon ettiler, 'Jandarma yok' dediler, biz de sahile indik. Hava soğuk olduğu için sabah yola çıktık. Mesafe kısa gözükse de çok tehlikeli ama yapacak bir şey yok. İnşallah Avusturya'da bulunan babamın yanına gideceğim."
Suriye'den gelen Beşar Kasım da İstanbul'da iki yıl kaldığını belirterek, "Buraya geldim ama çok zordu. Hollanda'ya, akrabalarımın yanına gideceğim. İnşallah arkadaşlarımızla gidebiliriz" diye konuştu.