ABD Dışişleri Bakanlığı'nın bugün açıkladığı 2014 yılına ait raporda, DAEŞ'in bölgede artan etkisi yüzünden, yüzyıllardır burada yaşayan Hristiyanların dinlerini değiştirmeye zorlandığına değinildi.
Bölgedeki azınlıkların, ağır vergiler ödemek zorunda bırakılma gibi birçok haksızlığa uğradığı kaydedilen raporda şu değerlendirmelere yer verildi:
"Aşırılık yanlısı gruplar kontrol ettikleri bölgelerde, dini azınlıkları hedef alarak onları ölümlere, kaçırmalara ve işkenceye maruz bıraktılar. DAEŞ üyeleri, kamuoyu önünde 'Roma'nın köpekleri' ve 'haçlılar' diye adlandırdıkları erkek, kadın ve çocuk rehinelerin başlarını keserek öldürdü. DAEŞ, kendi mahkemesini oluşturarak ve kendi kurallarını koyarak, kontrol ettiği bölgelerde çok ağır cezalar uyguladı. El Nusra Cephesi de nisan ayında Hollandalı bir rahibi ve ağustos ayında da 7'si din adamı 15 Dürzi'yi daha öldürdü."
Myammar'daki Rohingya Müslümanlarının (Arakanlar) durumuna da yer verilen raporda, bu kişilerin çok zor şartlar altında yaşadığına dikkat çekildi. Arakanlı Müslümanların sosyal şiddete maruz kaldığı ve Budist rahiplerin Müslümanlara yönelik nefret söylemi geliştirdiği belirtilen raporda, Müslümanların topraklarının ellerinden zorla alındığına değinildi.
Arakanlı Müslümanların dini özgürlükler konusunda çok ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kaldığı ve ibadethanelerinin yıkıldığına işaret edilen raporda, "Devlet tarafından, ortada yazılı bir kural olmamasına rağmen Müslümanların belli alanlarda toprak sahibi olmalarının önüne geçildi. Budistler, kendilerine sunulan özel imkanlarla devlet ve asker kademelerinde üst mertebelere getirildi. Hükümet çalışanlarının Müslümanlara karşı ayrımcılık yaptığı raporları mevcut. Müslümanların ibadet alanları sınırlandırıldı ve Müslümanların saldırıya uğradığına yönelik raporlar yeterince ciddiye alınmadı" ifadelerine yer verildi.
Bu arada raporda, özellikle Fransa ve Almanya'daki "Yahudi karşıtı" olaylara geniş yer verilirken ve bu türden olaylar tek tek sıralanıp detaylandırılırken, aynı ülkelerde Müslümanların karşılaştıkları zorlukların ise çok yüzeysel olarak ele alındığı görüldü. Örneğin, Fransa'daki İslamofobi ile Mücadele Derneği'nin (CCIF) İslamiyet karşıtı saldırıların 2014 yılında bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 50 arttığını gösteren araştırmalarına rağmen, ABD'nin raporunda bu saldırılara pek yer verilmemesi dikkat çekti.