Eski ABD Dışişleri Bakanı ve Demokrat Parti başkan aday adayı Hillary Clinton, "Koalisyon güçleri ve Suriye'nin komşularıyla Esed'in hava saldırılarının sivilleri ve muhalifleri katletmesine son verecek uçuşa yasak bölgeler oluşturulması konusunda çalışmalıyız" dedi.
Clinton, New York merkezli düşünce kuruluşu Dış İlişkiler Konseyi'nde yaptığı konuşmada, DAEŞ ile mücadele ve Suriye'deki iç savaşın sona erdirilmesine yönelik stratejisini açıkladı.
Suriye'de DAEŞ ile karadan mücadele etmenin önündeki büyük engellerden birinin, Sünni muhaliflerin Esed ile savaşmaya öncelik vermesi olduğunu belirten Clinton, bu durumun anlaşılabilir olduğunu ifade ederek, "Hatırlamalıyız ki Esed bugüne kadar teröristlerin öldürdüğünden daha fazla Suriyeli öldürdü" diye konuştu.
Aynı anda hem Suriye'de yeni bir yönetim ve hükümeti içeren bir siyasi çözüm bulunması yönünde yol katedilmesi hem de daha fazla Suriyeli'nin DAEŞ'e karşı mücadeleye katılmaları yönünde teşvik edilmesi gerektiğini dile getiren Clinton, "Onları desteklemek için vakit kaybetmeden Başkan Obama'nın onayladığı özel operasyon güçlerini göndermeli ve daha fazla Suriyeli mücadeleye katıldıkça bu güçlerin sayısını artırmalıyız. Ayrıca uygun Suriyeli muhalif kuvvetleri destekleme ve silahlandırma çabalarımızı yenilemeli ve düzenlemeliyiz" ifadelerini kullandı.
Clinton, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Artan desteğimiz, Arap ve Avrupalı ortaklarımızın artan desteğiyle birlikte yürümeli. Bu destek, sahadaki savaşa katkı yapacak özel güçleri de içermeli. Ayrıca, koalisyon güçleri ve Suriye'nin komşularıyla Esed'in hava saldırılarının sivilleri ve muhalifleri katletmesine son verecek uçuşa yasak bölgeler oluşturulması konusunda çalışmalıyız. Bu sayede muhalif güçler, koalisyonun da desteğiyle Suriyelilerin Avrupa'ya kaçmak yerine ülkelerinde kalmasını sağlayacak güvenli bölgeler oluşturabilir."
- "Putin durumu daha kötü hale getiriyor"
Clinton, bu yaklaşımın muhalefetin, Suriye'nin Türkiye ile sınır bölgesinde DAEŞ'in elinde olan bölgeyi yeniden ele geçirmesine yardımcı olacağını belirtti.
Yakın tarihte farklı mezheplerin karşı karşıya geldiği iç savaşların nasıl sonuçlanabileceğine dair Lübnan ve Bosna deneyimlerinin hatırlanması gerektiğine işaret eden Clinton, "Rusya ve İran, zalim bir diktatörü desteklemeye devam etmenin istikrar getirmeyeceği gerçeğiyle yüzleşmek zorunda. Şu an için, korkarım ki Rusya Devlet Başkanı Putin durumu daha kötü hale getiriyor" dedi.
Irak'ta ve Suriye'de DAEŞ'i yok etmek için hava operasyonlarıyla DAEŞ'in ele geçirdiği bölgeleri yeniden kontrol altına alacak kara unsurlarına da ihtiyaç olduğunu belirten Clinton, sözlerine şöyle devam etti:
"Başkan Obama gibi ben de Orta Doğu'da savaşan 100 bin Amerikan askerinin olması gerektiğine inanmıyorum. Bunu yapmak hiç akıllıca olmaz. Irak ve Afganistan'da 15 yıl devam eden savaşlardan bir şey öğrendiysek, bu yerel halkların ve ülkelerin kendi toplumlarının güvenliğini sağlaması gerektiğidir. Onlara yardım edebiliriz ve etmeliyiz, fakat onların yerini almamalıyız ama yerel ve bölgesel kara güçlerine bu görevi yerine getirmeleri için destek verebiliriz ve vermeliyiz."
Irak'ta bu hedefe ulaşmanın önünde önemli engeller bulunduğunu ifade eden Clinton, Irak ordusunun savaşabilir düzeye getirilebilmesi için Amerikan ordusunun teknik destek verebileceğini belirtti.
- "Maliki yönetimi sırasında (Sünni) aşiretler ihanete uğradı"
Irak'ta DAEŞ'e yönelik bir kara operasyonunun yalnızca daha fazla Iraklı Sünninin mücadeleye katılırsa başarılı olabileceğini öne süren Clinton, şunları kaydetti:
"Fakat bu, Sünniler ülkelerinde paylarının olduğuna inanmadan, güvenliklerine ve DAİŞ ile mücadele etme kabiliyetlerine yönelik kendilerine güvenmeden gerçekleşemez. Irak'ta benzer bir durumu daha önce de yaşamıştık. 2007'deki ilk 'Sünni uyanışı' sırasında, El Kaide ile olan mücadelemizde bize katılmaları için Sünni aşiretlere yeterli destek ve güvence verebilmiştik. Maalesef, Başbakan Maliki'nin yönetimi sırasında bu aşiretler ihanete uğradı ve unutuldu. Sünnileri bu yeni mücadelenin içine alabilmek o dönemden daha zor olacak. Yine de ikinci bir 'Sünni uyanışının' temellerini atma ihtiyacı var. Bağdat'taki hükümete siyasi yapısını düzene sokma, ulusal uzlaşı sürecinde yol alma ve ulusal ordu oluşturma konularında baskı yapmalıyız. Bağdat, DAİŞ ile mücadelede Sünni ve Kürt güçleri silahlandırmayı kabul etmeli. Bunu Bağdat yapmazsa koalisyon yapmalı."
Clinton, ortaya koyduğu Irak ve Suriye'de DAEŞ ile mücadele stratejisinde Türkiye ve Arap ülkelerinin önemli rolü olduğunu belirterek, "Çabalarımız sadece Arapların ve Türklerin daha büyük rol oynamasıyla başarıya ulaşabilir. Bu onların savaşı ve buna uygun hareket etmeliler" dedi.
Clinton, "Doğrusu, Türkiye'nin Kürt terörist örgütlerle uzun ve acılı bir tarihi var ama DAİŞ tehdidi bekleyemez. Ne kadar zor olursa olsun, Türkiye'nin Suriye'de DAİŞ ile savaşan Kürt savaşçıları bombalamayı durdurmasını ve DAİŞ'e karşı koalisyonun yürüttüğü mücadelenin tam ortağı olmasını sağlamalıyız" ifadelerini kullandı.
- Mültecilere karşı çıkan Cumhuriyetçilere tepki
Suriyeli mültecilerin "terör tehdidi" nedeniyle ülkeye alınmasına karşı çıkan ya da sadece Hristiyanların kabul edilmesini isteyen bazı Cumhuriyetçi başkan aday adaylarına ve valilere sert tepki gösteren Clinton, "Teröristlerin bizi değerlerimizden ve insani yükümlülüklerimizden vazgeçirecek kadar ürkütmesine izin veremeyiz. Yetimleri geri çevirmek, din testleri uygulamak, Müslümanlara karşı ayrımcılık yapmak, her Suriyeli mülteciye kapılarımızı kapatmak... Biz bu değiliz. Biz bundan daha iyiyiz" diye konuştu.