Türkiye’nin, hava sahasını ihlal eden Rus uçağını düşürmesi ve ardından başlayan gerilim, basında çok fazla yer bulamasa da Çerkesleri doğrudan etkiliyor.

Sovyetler Birliği’nin yıkılmasının ardından tarihi anavatanları Kafkasya’ya dönen Çerkeslerin sayısı çok olmasa da dönüş fikri Çerkes diasporasının en dinamik tartışma konularından birisi olmayı sürdürüyor. Son uçak krizinden sonra yaşananlar ise bir kısım Çerkes tarafından, Türkiye’den Kafkasya’ya dönüş yapan Çerkeslerin Rusya’nın elinde bir koz ya da istediği zaman sahaya sürebileceği birer rehine haline geldiği şeklinde değerlendiriliyor. Bu değerlendirmenin somut argümanları da her geçen gün artıyor.

Kafkasya insan hakları ihlalleriyle anılıyor

Türkiye ve yakın çevresinin yoğun gündemi içerisinde kendisine yer bulamasa da Kafkasya, insan hakları ihlalleri ile anılan bir bölge olmayı, birinci Çeçen savaşından beri sürdürüyor.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde kendisine karşı en fazla dava açılan ve en fazla dava kaybeden ülkenin Rusya olması ve bu davaların büyük çoğunluğunun Kafkasyalılar tarafından açılması, bölgedeki durumun en önemli göstergesi.

Ağırlıkla Çerkeslerin yaşadığı Kuzey Batı Kafkasya ise görece daha sakin görünen bir bölge. Türkiye’de yaşayan ve sayıları milyonlarla ifade edilen Çerkes kitlesinin 151 yıl önce sürgün edildiği bölge tam da burası. Çerkeslerden büyük oranda arındırılmış bölgelerin dışında, Çerkes varlığının az da olsa yaşayabildiği alanlar bu bölgeler. SSCB yıkıldıktan sonra Türkiye’den dönüş yapan Çerkesler de genelde Maykop, Nalçik ve Çerkesk gibi şehir merkezlerinde yaşıyorlar. Birçoğu çifte vatandaş olan bu kişiler, her ne kadar dönüş yapmış olsalar da Türkiye ile ilişkilerini koparmıyorlar. Fakat Türkiye ile ticaret yapanların sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor.

"Çerkes Soykırımı"ndan bahsetmek imkansız

Rusya, Çerkeslerin bölgeye dönmeleri konusunda Boris Yeltsin döneminde biraz daha müsamahalı iken, Devlet Başkanı Vladimir Putin ile birlikte vatandaşlık ve oturma izni alma konusunda özellikle son yıllarda ciddi sorunlar çıkarıyor. Dönebilenlerin herhangi bir siyasi faaliyete dahil olmaları ise hoş karşılanmıyor.

“Çerkes Soykırımı” konusunda herhangi bir eylemde bulunmak ya da insan hakları ihlallerinden bahsetmek Çerkes dönüşçüler için tam anlamıyla imkansız. Adnan Khuade ve kızı Dane’nin başına gelenler bunun en son örneği. Ortada herhangi somut bir suç yokken tutuklanan Khuade ve kızı, 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. Adnan Khuade’nin belki de Rusya açısından tek suçu, "Çerkes Soykırımı"nı gündem edinen aktivist bir grubun üyesi olmasıydı. Khuade bu grubun en zayıf halkasıydı: Kafkasya’da yaşıyordu, dönüşçüydü ve ticaretle uğraşıyordu. Khuade’nin başına gelenlerin, politik kimliğinin yanı sıra son yaşanan gerginlikle bağlantılı olması da muhtemel. Bu durum, Kafkasya’ya dönüş yapmış Çerkeslerin Rusya’nın elinde her an Türkiye’ye karşı masaya sürülebilecek birer rehine olduklarının en somut göstergesi.

Gerekçesiz hapis cezaları

Aslında insan hakları ihlalleri ve "Çerkes Soykırımı" gibi konular bölgede yaşayan tüm Çerkesler için riskli. Özellikle Soçi Olimpiyatları öncesinde Çerkes Soykırımı'ndan bahseden, "Çerkes Soykırımı'nın yapıldığı yerde olimpiyat yapılamaz” diye sokakta eylem yapma cesaretini gösterenlerin başına gelenler, Rusya’nın istediği Çerkes tipolojisini de gösteriyor. Bu eylemlere katılan veya organize edenler, evleri sabaha karşı basıldıktan sonra sudan bahanelerle mahkemelerde süründürülüyor. Bu uygulamalara, gerekçesiz verilen hapis cezaları da dahil. Hiçbir konuda itirazda bulunmayanlara ise yakın zamana kadar dokunulmuyordu.

"Türk vatandaşlığından çıkın" baskısı

Yaşanan son uçak krizinin ardından Rusya’nın, bölgede kendi halinde yaşam mücadelesi veren Çerkeslere Türkiye vatandaşlığından çıkmaları ve Türkiye karşıtı eylemlere katılmaları konusunda baskı yapıldığı söylentileri Çerkes diasporasına kadar ulaşmış durumda.

Ayrıca atalarının yaşadığı toprakları sadece görmek ve gezmek arzusundaki Çerkeslerin de sınır kapılarında uzun süre bekletildiği hatta bir kısmının geri gönderildiği de gelen haberler arasında. 

Çerkeslerin Türkiye’deki kazanımları da tehlikede

Uçak krizi sadece Kafkasya’daki Çerkesleri değil, Türkiye’de kendi kimliği ve diliyle var olmak isteyen Çerkesleri de olumsuz etkilemiş durumda. Diaspora Çerkeslerinin Cumhuriyet tarihi boyunca elde ettikleri en önemli kazanımlardan biri olan Düzce Üniversitesi Çerkes Dili Edebiyatı Bölümü ciddi bir problemle karşı karşıya.

Adıgey Üniversitesi ile işbirliği kurularak açılan bölümün hocaları Adıgey Üniversitesi’nden gelmişlerdi ve önümüzdeki dönemde çocuklara Çerkesçe öğretecek eğitmenlerin yetişmesine katkı sağlıyorlardı. Ancak son krizin ardından Adıgey Devlet Üniversitesi, Rusya’daki birçok üniversitenin yaptığı gibi Türk akademileriyle ilişkilerini kestiğini açıkladı ve Düzce’deki Çerkesçe hocalarını geri çağırdı. Eğitimin ne şekilde verileceği ciddi bir soru işareti olarak hem üniversitenin hem de Çerkeslerin önünde duruyor.