İrfan ÖZFATURA 
Afganistan’ın Komünistlerin elinden kurtulduktan sonra ilk Cumhurbaşkanı olan Sıbgatullah Müceddidi Suriye’de yaşananları gazetemize değerlendirdi.
“Afganistan için yazılan senaryo şimdi Suriye’de sahneye konuyor” diyen Sıbgatullah Müceddidi şöyle devam etti: “Afganistan’ın da aynı Esad gibi halkına zulmeden diktatörleri vardı. Gerek Hafızullah Emin, gerekse de Babra Karmal kan dökücü komünistlerdi. Bir Afgan’a asla yakışmayacak bir cürm işlediler gelsin pis postalları ile çiğnesin diye Rusları davet ettiler.
Rusya Aralık 1979’da Afganistan’a girdi. O günlerde SSCB süper güç, Kızılordu ise tartışmasız dünyanın en büyük silahlı kuvvetleriydi.
Afganistan fakirdi, acizdi, sahipsizdi. Büyük göçler yaşamıştı, nüfusu kifayetsizdi.
Buna rağmen teslim olacak değildik. İlk cihat ilanını yaptığımda en yakın arkadaşlarım bile şaşırdı, ‘karşınızdaki koskoca SSCB’ dediler, ‘ondan bütün dünya korkuyor, siz ne yapabilirsiniz ki?’
Ben yılmadım, önce aile fertlerimi toplayıp mücadeleye başladım. Nitekim Ruslar Afganistan’da  ilk şamarı bizden yedi. Bu ülkenin sahipsiz olmadığını öğreneceklerdi. 
O günlerde mücahitler 100 Rus askerini öldürdü ve hayli ganimet aldılar. Bu zafer vatandaşlarımızı çok ümitlendirdi. Lakin savaş kolay değildi sadece bizim ailemizden 181 kişi şehadet şerbetini içti.
AFGANSIZ AFGANİSTAN
Ruslar acımasızdı, ilk icraat olarak bin yıllık Türk şehri Herat’ı yakıp yıktılar, 50 bin mümini şehit ettiler. Sayısız cami ve medresesi olan tarihi şehir perişan oldu ki Hüseyin Baykara ve ahiretliği Ali Şir Nevai kenti emsalsiz eserlerle bezemişlerdi. Herat’ta Abdullah-ı Ensari, Molla Cami, Hüseyin Vâ’iz-i Kâşifî, Abdullah ibni Mübarek, Fahreddin-i Razi, Muhammed Harezmi, Sa’düddin-i Kaşgari, Seyfeddin Halveti ve Zeyneddin Hafi (Rahmetullahi aleyhim ecmain) gibi İslam büyükleri yetişmişlerdi.
Ruslar büyük güçlerine rağmen arazide kaybetti. Panşir vadisi adeta zırhlı mezarlığına döndü 30 bin Moskof askeri memleketine tabutla gönderildi. Rus anneler ayaklanınca iç dengeler de değişti.
SSCB, ABD’nin Vietnam’da yaşadığından daha derin bir kriz içine girdi.  
Ruslar kara muharebelerinde başarısız olunca kışlalara kapandılar. Savaş uçakları ile hedef gözetmeden sivilleri vurmaya başladılar. Köyleri kentleri yaktılar, Afganistan’ı insansızlaştırmaya çalıştılar.
Bugün de Bayırbucak’ta, İdlib’de, Halep’te bunu yapıyorlar. Dünya bize reva görülen zulmü sadece seyretmişti, onları da seyrediyor.”

Kimyasal Gorbi’ye Nobel

Müceddidi, Afganistan’daki Rus zulmünü şu cümlelerle anlattı: Ruslar mertçe savaşamayınca kimyasal silah kullanmaya başladılar. Masum insanların üzerine “Yellow Rain” (Sarı Yağmur) ve “ateş suyu” (canlıları şok dalgalarıyla öldürür) gibi yasak silahları kullanmaya başladılar. Bilhassa çocukları hedef aldılar, uçaklardan, süslü kalemler, mızıkalar, radyolar, kibrit kutuları, oynar kanatlı kuşlar attılar. Bu oyuncaklar miniklerin ellerinde patlıyordu, ölenler öldü, kör ve sakat kalanlar ıstırap çekiyorlar hala.
Garbaçov bu suçtan insan hakları mahkemesine çıkarılmalıydı; aksine 1990’da Nobel’i bahşettiler ona. Demek ki küfür tek millet, kapitalisti komünisti bir araya gelebiliyor.
Bütün bu oyunlara rağmen direndik ve Rabbim zaferi nasip etti sonunda. Bakın biz Rusları yendik diye gururlanmıyoruz, sadece Allahü tealanın lutfüne ihsanına şahit olduk o kadar.
-Peki Ruslardan sonra?
Ne yazık ki namlular kardeşe yöneldi, liderlerin iktidar hırsı pahalıya patladı Afganistan’a. Biliyorsunuz ilk Cumhurbaşkanı bendim ve belirlenen süre dolunca koltuğu derhal teslim ettim. Ancak benden sonra gelenler koltuğu bırakmadı ve çatışmalara sebep oldular.
Bu arada İran ve Pakistan iç işlerimize karıştı. Kendilerine yakın duran grupları silahlandırdı. Bu vebal onların. Bugün İran yine fitne peşinde, Pers İmparatorluğunu yeniden kurmak için Şiileri kullanıyor.
-Suriye nereye gider böyle? 
Benim söyleyeceğim tek şey var; Müslümanlar birlik olsunlar. O zaman ne Esad, ne İran, ne Hizbullah, ne de Rusya galebe çalamaz onlara… Ama birbirlerine silah doğrulturlarsa… Allah muhafaza!