AKPM’de bir konuşma yapan Azerbaycan Milletvekili Ganire Paşayeva, “Ben bir kaç gün önce Türkiye’de Suriye ve Irak’dan olan göçmenlerle görüştüm. Onları ziyaret ettim. Ben ilk önce Türkiye devleti ve halkına göçmenlere, mültecilere büyük desteklerinden dolayı teşekkür ediyorum. Türkiye onlar için bir umut kapısı, bir kurtuluş kapısıdır. Bence tüm Avrupa ve AKPM dünyada en çok mültecinin ikamet ettiği Türkiye’ye daha çok destek olmalı. Ben AKPM’nin Türkiye’ye daha çok destek göstermeye çağırıyorum. Çünkü göçmenler konusunda Türkiye maddi ve manevi anlamda yalnız bırakıldığını görüyoruz. Türkiye’nin 9 milyar dolara yakın göçmenlerle ilgili harcamaları yanında uluslararası camianın 455 milyon dolar yardımı çok az ve Avrupa desteği artırmalıdır. Aynı zamanda müzakere ettiğimiz raporda Türkiye’de göçmenlerin sayı 1,9 milyon gösterilmiş amma elimde resmi belgeler var ve bu rakam 2,5 milyondur. Rapora gerçek rakamın yazılmasını istiyoruz. Türkiye göçmenleri, mültecileri kabul ettiği zaman etnik ve dini kimlik ayrımı yapmıyor. Amma maalesef bu yaklaşımı bazı Avrupa ülkelerinde göremiyoruz. Biz onları Türkiye’nin insani yaklaşım örneğini örenmeyi ve göçmenleri kabul ettiklerinde ve destek gösterdiklerinde etnik ve dini kimlik ayrımı yapmamaya çağırıyoruz. Değerli parlamento üyeleri Türkiye’de göçmenlerle görüştüğümüz zaman ve bir kaç gün önce Suriye ve Iraktan göçmen düşmüş Türkmenlerin temsilcileri ile görüştüğümüz zaman onlar bizden seslerini burada duyurmamızı, size söylemek istediklerini seslendirmemizi istediler. Göçmen düşmüş bu kardeşlerimiz Avrupa’nın onları göçmen yapan nedenlerle daha aktif mücadeleye çağırıyor. Sorunlarla mücadele güçlenmezse göçmen sayısı daha da artacak ve daha büyük sorunlar ortaya çıkacak. Dün, ‘Azerbaycan’ın işgal edilmiş Dağlık Karabağ ve diğer bölgelerinde durumun gerginleşmesi’ adlı raporun AKPM’de oylanmasında ortaya çıkan üzücü manzara gibi yaklaşımlar olmamalıdır. Öz evine dönemeyen ve müzakereleri takip eden 1 milyon Azerbaycanlı göçmenlerin üzüntüsünü anlatmak bile zor benim için. Bunları söylemekle amacım şudur. İnsanları göçmen yapan nedenlerle mücadele etmeden sonuçları, ortaya çıkan acı durumu, faciaları önlemek de çok zor. Bir düşünün insanlar neden evini bırakıp kaçıyorlar. Neden onlar kendi hayatlarını Akdeniz’in sularında tehlikeye atıyorlar. Onlar ölümden, açlıktan, geleceği görememekten kaçıyorlar ve zor durumda olan bu göçmenlere, mültecilere etnik ve dini ayrımcılık yapmadan destek göstermek tüm Avrupa’da, Avrupa ülkelerinde insanların ilk önce bir insanlık görevidir’’ dedi.