ABD’de başkanlık seçimlerindeki ilk yarış Iowa eyaletindeki ön seçimlerle geride kalırken, Demokrat Parti'den Vermont Senatörü Bernie Sanders kimsenin ummadığı oranda oy alarak, Cumhuriyetçi Parti'den de Teksas Senatörü Ted Cruz anketlerde ilk sıra yer alan emlak milyarderi Donald Trump’ı “sollayarak” akıllarda kaldı.

Beyaz Saray’a çıkacak 45’inci başkanı belirleyecek kasım ayındaki 58’inci başkanlık seçimlerinde, ilk ön seçimler 1 Şubat’ta Iowa eyaletinde yapıldı.

Eyalette her iki partinin “parti toplantıları” şeklinde yapılan ön seçimlerinde, Demokrat aday adaylarından eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, en büyük rakibi Vermont Senatörü Bernie Sanders'ı sadece burun farkıyla geride bıraktı. Sanders’ın beklenmedik bu başarısı daha ciddi ses getirdi. Çünkü 74 yaşındaki Sanders’ın, Clinton’ı çok zorlayacak aday olduğunu kimse hesaba katmıyordu. Parti içindeki başkan adaylığı yarışında büyük bir sürprize imza atan Sanders, farklı söylemleriyle dikkatleri çekiyor.

Yahudi bir aileden gelen Sanders, kendisini “demokratik sosyalist” olarak nitelendiriyor. Sivil haklar hareketine sunduğu katkılarla bilinen Sanders, 1990 yılında ABD Temsilciler Meclisi’ne bağımsız aday olarak seçilerek, ülke siyasetinde nadir rastlanan bir olaya imza atmıştı.

Wall Street söylemleriyle dikkati çekti

ABD toplumunda gelir eşitsizliğine ve finans sektörünün siyasi düzeni esir aldığına yönelik çıkışlarıyla kendinden söz ettirmeyi başaran Sanders, seçim kampanyasının ilk gününden itibaren de özellikle Wall Street’i eleştiren söylemleriyle destekçilerini artırırdı.

Zenginlerden daha fazla vergi alınmasını ve ülkede saat başına verilen en düşük ücretin 15 dolara yükseltilmesini talep eden ifadelerinin yanı sıra üniversitelerde bedava eğitim verilmesi ve herkese sağlık sigortası sağlanması gerektiğini vaat ederek kendine ciddi destek kitlesi oluşturan Sanders, büyük şirketlerin veya finans kuruluşlarının seçim kampanyasına katkıda bulunmasını engellemesiyle de birçok kesimin takdirini elde etti.

Sanders, bağış toplamakta rakibi Clinton kadar olmasa da başarı gösterdi. Başkan aday adaylarının bağışlarını derleyen opensecrets.org adlı siteye göre Sanders, Ocak 2016 sonu itibariyle topladığı bağış miktarını 75 milyon dolara yükseltti. Büyük firmaların desteğini arkasına alan Clinton'a bağışlar ise 112 milyon dolara ulaştı.

İzlediği bu politikalarla özellikle dar kesimli seçmenlerden ve gençlerden gördüğü desteği her geçen gün artıran Sanders, 1 Şubat akşamı Clinton’ın sadece binde 2 puan gerisinde kalarak kimsenin tahminleri aşan sonuç elde etti.

Gençler ve bağımsızlarca desteklenmesi Sanders’ı güçlü kılan avantajları olarak nitelendirilirken, kadınların yanı sıra demokrat seçmenlerin ciddi bir oranını oluşturan 65 yaş üstü Amerikaların Clinton’a ilgi göstermesi dezavantajı görülüyor.

Demokratların adaylık yarışında Clinton rakipsiz gibiydi

Demokratların büyük bir kesiminin partilerinin kesin başkan adayı olacağını düşündüğü Clinton ise Iowa’daki sonuçların ardından “derin bir oh çektiğini” söyledi.

Sanders’ı küçük bir farkla geçen Clinton’ın seçim sürecinde birçok zorlukla mücadele etmek zorunda kalacağı, bunların da kendisine olan desteğin zamanla erimesine yol açacağı yorumları zaten yapılıyordu.

Özellikle dışişleri bakanlığı görevinde bulunduğu süreçte, 11 Eylül 2012’de Libya’nın Bingazi kentinde ABD Konsolosluğuna yapılan saldırı ile bakanlık yaparkenki resmi yazışmalarda kendi özel e-posta hesabını kullanması en başta karşısına çıkacak sorunlar arasında gösterildi. Clinton, adaylığını duyurduğundan beri de birçok kez bu konularda muhafazakar partinin aday adaylarının dilinden düşmedi.

Ancak özellikle kadınların başını çektiği büyük bir kesim, Clinton’ın geçmişte "First Lady"lik, New York senatörlüğü ve ardından dışişleri bakanlığında edindiği tecrübenin, partisinin adaylığını kazanmasından sonra kendisini ABD’nin ilk kadın başkanı yapacağına inanıyor.

Clinton, bu kesimlerin desteğiyle kamuoyu yoklamalarında partisinin adayı olarak ilk sıra yer edinse de Sanders ile farkın her geçen gün kapandığını da gördü.

Clinton ile Sanders arasındaki dengelerin nasıl yol izleyeceği birkaç eyalette daha yapılacak ön seçimlerle belirgin hale gelecek.

 Cumhuriyetçiler arasında Cruz yükselişte

Iowa’daki seçimlerde Cumhuriyetçi aday adayları arasında Teksas Senatörü Ted Cruz, bugüne kadar anketleri önde götüren iş adamı Trump'ı geçerek uzun soluklu başkanlık seçim sürecinde iyi bir başlangıç yaptı.

Cruz, geçen yıl Cumhuriyetçi Parti’den başkan adaylığı için yarışacağını duyuran ilk kişiydi. Cumhuriyetçiler arasında en radikal kanat olarak nitelendirilen Çay Partisi hareketine yakınlığıyla bilinen Cruz, ABD’nin ilk Latin kökenli başkanı olmak istiyor.

Babası Küba göçmeni, annesi İrlanda asıllı olan Cruz, Kanada’nın Calgary kentinde dünya geldi. Bu nedenle bazı kesimler, Cruz'un ABD toprakları içinde doğmadığından anayasa gereği başkan olamayacağını savunuyor.

Princeton ve Harvard üniversitelerinden mezun olarak avukatlık alanında adından söz ettiren Cruz, atıldığı siyasette de kısa sürede farkını gösterdi. Cruz, ABD Senatosu’nda, Obama yönetimini dış politikadan sağlık reformuna, birçok konuda kıyasıya eleştirmesiyle dikkatleri çekerken, seçim kampanyası boyunca da kendisine destekleri her geçen gün artırdı.

Cruz’un, "kendi partisi içindeki birçok arkadaşının dahi nefretini kazandığı sert ve sivri dili" olduğu belirtiliyor ama bunlardan çok yasal olarak başkan olup olamayacağı tartışmalarının seçim kampanyasında Cruz'un en fazla karşısına çıkacak konu olması bekleniyor. Şu anda bile parti içindeki en büyük rakibi Trump, Cruz’un yasal olarak başkan olamayacağını çokça gündeme getirmeye başladı.

Herkesten eşit vergi alınmasını, kaçak göçmenlerin sınır dışı edilmesini savunan, eşcinsel evliliğe karşı çıkan Cruz, Cumhuriyetçilerin diğer adayları gibi Küba ile ABD arasındaki yakınlaşmadan ve İran’la varılan nükleer anlaşmadan rahatsız.

Cruz’un Iowa’da sürpriz çıkış yapmasına rağmen adaylığına şüpheyle yaklaşan partisinin seçmen tabanını daha fazla ikna edip edemeyeceği önümüzdeki günlerde belli olacak.

Anketlerin favorisi Trump ikinciliğe geriledi

Cumhuriyetçi Parti’nin en çok konuşulan başkan aday adayı emlak zengini Donald Trump, seçim kampanyasına başladığı ilk günden itibaren yaptığı çıkışların yanı sıra ırkçı söylemleriyle de dikkati çekiyor.

Adaylığını ilk açıkladığında kimsenin ciddiye almadığı Trump'ın anketlerde ilk sırada gözükmesi de birçok kesimi rahatsız etmedi. Trump, kısa sürede kampanyasını askıya alacağını düşünen bu kesimleri desteğin arttırarak şaşırttı.

Parti içinde adaylık yarışında Müslüman karşıtlığı söylemleri Trump'a muhafazakar kesimlerden olumlu puanlar olarak döndü. Paris ve San Bernardino’da meydana gelen terör saldırılarının ardından “Müslümanlar ülkeye alınmasın” çağrısı yapan Trump, uluslararası arenadan gelen tepkilere rağmen anketlerdeki yükselişini devam ettirdi.

Trump’ın ayrıca camilerin gözetim altına alınması ve Müslümanların yakından takip edilmesi gibi söylemleri de kendisine desteği eksiltmedi. Açık oturumlarda rakiplerine laf yetiştirmekten geri kalmayan, kadınlara aşağılayan, yeri geldiğinde program moderatörleriyle dahi tartışmaktan çekinmeyen Trump, seçmen nazarında ilgiyi kaybetmedi.

Cumhuriyetçi Parti tabanı ise Trump’ın popülaritesini kaybedeceğine inanıyor. Parti yönetimi, soğuk baktıkları Trump’ın ekonomiden ulusal güvenlik konularına, sosyal meselelerden sağlığa, dış politikadan göçmenliğe, her alanda dillendirdiği söylemlerinin hayal ürünü olduğuna dikkati çekiyor.

Iowa'daki Cumhuriyetçi seçmenler de bu noktada anketlerin sonuçlarını boşa çıkardı. Kamuoyu yoklamalarında ön sırada yer alan Trump'ın sandıktan galip çıkacağı sanılırken, Iowa’da yüzde 10 oranında oy kaybetti. Trump, eyaletteki yarışı Cruz’un ardından tamamladı. Ancak ikinciliği kabullenemeyen Trump, Cruz’u “oyları çalmakla” suçladı.

Trump’ın New Hampshire’da 9 Şubat’ta yapılacak ikinci ön seçimlerde de oy kaybını sürdürüp sürdürmeyeceği merak konusu.

Bir sonraki durak New Hampshire

Ülkenin kuzeydoğusunda yer alan New Hampshire’da halk ağırlıklı kırsal kesimde yaşıyor. Eyalette, muhafazakarların oranı Iowa'ya göre daha az durumda. Dolayısıyla, Cruz’un burada Iowa’da kendisine birinciliği getiren seçmen kitlesini bulamayabileceği ve Trump’ın, Cruz’un önüne geçebileceği yorumları yapılıyor.

Demokrat kanatta ise Sanders’ın, New Hampshire’ın komşu eyaleti Vermont’ın senatörü olma avantajını kullanacağı beklentisi var. Çünkü Sanders’ın Iowa’da kıl payı kaybettiği ön seçimi “komşularının” desteğiyle New Hampshire’da kazanabileceği belirtiliyor.