Avrupa Birliği (AB) içerisinde Schengen serbest dolaşım sisteminin iptali olasılığı gün geçtikçe somutluk kazanırken AB'nin sığınmacı ve göç politikalarını iyileştirmesinin Schengen'in iptalinden daha az maliyetli olacağı tahmin ediliyor.

Serbest dolaşım hakkının iptali ve milli sınırlara dönüş fikri, Avrupa'da eskiden beri aşırı sağ partilerin istediği bir proje olsa da, son zamanlarda özellikle Ortadoğu kaynaklı sığınmacı akımı sonrası, Avrupa kamuoyu nezdinde değer kazanmaya başladı.

Schengen'in iptali tartışmaları sonrası geçtiğimiz ay, AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker, Schengen'in "hayatta kalma riski taşıdığı" yorumunda bulundu.

Son olarak ocak ayı sonunda AB içişleri bakanlarının Schengen'in iki yıllığına dondurulması için AB Komisyonu'ndan yasal hazırlık yapmasını istemesiyle Schengen'in, en azından geçici olarak iptali resmiyet kazanmış oldu.

Fransa Başbakanlığı'na bağlı araştırma kuruluşu France Strategie'nin bu hafta yayımladığı ve Schengen'in iptalinin maliyetini ölçmeyi amaçlayan araştırma raporunda, serbest dolaşımın sona erdirilmesinin AB'ye maliyetinin yıllık 110 milyar avro olacağı tahmini yapıldı. 

Araştırmada, Schengen'in iptalinin, özellikle turizm, iç ticaret, AB dışı doğrudan yatırım ve AB içerisinde sınır geçerek diğer bir ülkede çalışan işçilere etkileri hesaplanıyor.

"Schengen'in iptali AB kamuoyunu rahatlatma amaçlı"

AA'ya konuşan Bruegel Araştırma Merkezi Araştırma Görevlisi Gregory Claeys de, Schengen'in iptalinin, kitlesel göç akımından endişe duyan AB kamuoyunu rahatlatma amaçlı bir önlem olduğu yorumunda bulundu. 

Milli sınırlara dönüşün göç akımından fazla etkilenmeyen ülkeler tarafından dahi talep edildiğini vurgulayan Claeys, Fransa ve Slovakya gibi geçtiğimiz yıl aldığı sığınmacı sayısı fazla artmayan ülkelerin de serbest dolaşıma karşı tavır takındığını hatırlattı. 

Göç politikasını düzeltmek Schengen'i rafa kaldırmaktan daha hesaplı

Schengen'in iptalinin yol açabileceği yıllık 110 milyar avroluk maliyetin AB kurumlarının yıllık bütçesinin neredeyse tamamına denk geldiğine dikkati çeken Claeys, "110 milyarlık kayıp ihtimaline karşın Frontex ve sığınmacılara ayrılan para çok daha az. Sığınmacıları daha iyi şekilde ağırlamak ve Frontex'in bütçesini güçlendirmek AB için çok daha az masraflı olur" ifadesini kullandı.

Claeys, geçtiğimiz yıl AB sınır denetim ajansı Frontex'in yalnızca 114 milyon avroluk bir bütçeye sahip olduğunu ve AB'nin kendi üyelerine ve göç akımından etkilenen komşu ülkelere yaptığı yardımın da en fazla 6 milyar avroya ulaştığını belirterek, bu iki alanda harcamaların kat kat arttırılsa dahi Schengen'in yol açacağı zarara yaklaşamayacağı iddiasında bulundu.

AB'nin Schengen'e özel bütçe ayırmadığını ve Frontex'in AB'nin toplam bütçesinden çok küçük bir pay aldığını dile getiren Claeys, "Schengen'le beraber AB ülkeleri ortak dış sınırlara sahip olmaya karar verdi, fakat bu sürecin idaresi için gerekli altyapıyı sağlamadı" dedi.

Ortak dış sınırların maliyetinin her AB üyesinin katkısıyla karşılanması gerektiği yorumunda bulunan Claeys, halihazırda AB'nin dış sınırlarında yer alan ülkelerin mali açıdan yalnız bırakıldığını savundu.

Schengen raporu yazarı Aussilloux da, AB'nin Schengen'i tamamen rafa kaldırmasından ziyade göç politikalarında iyileştirmeye gitmesinin daha az maliyetli olacağı değerlendirmesinde bulundu.

Aussilloux, bu bağlamda, "Schengen'in 'sonu kaçınılmaz' demek doğru değil. Tam tersine, sınırlarda kalıcı kontrol yerine AB'nin dış sınırlarını Frontex gibi kuruluşları güçlendirerek denetlemek AB için hem daha faydalı hem de daha hesaplı bir yöntem olacaktır" ifadelerini kullandı.