Amerikalı uzmanlar, Uluslararası Suriye Destek Grubu’nun Münih toplantısında çıkan çatışmaların durdurulması anlaşmasının, Rusların hava saldırılarının sürmesi durumunda uygulanabilme ihtimali bulunmadığını belirterek, sahadaki durumu denetleyebilecek tarafsız ülkelerin olmaması nedeniyle de anlaşmanın ömrünün çok kısa olacağını öngörüyor.

Suriye'deki iç savaşa son vermek ve siyasi çözüm bulmak amacıyla oluşturulan Uluslararası Suriye Destek Grubu, Almanya'nın Münih kentinde toplanmış, toplantı sonrasında yayımlanan bildiride, kuşatma altındaki yerlere bu hafta içinde insani yardımların ulaştırılması ve bir hafta içinde ülke genelinde çatışmaların durdurulması kararı alındığı kaydedilmişti. Ancak toplantıda, Rusların hava saldırılarının durdurulmasına ilişkin güvence alınamaması, anlaşmanın uygulanabilirliğine dair soru işaretleri oluşturmuştu.

AA muhabirinin anlaşmaya ilişkin sorularını yanıtlayan John Hopkins Üniversitesi İleri Uluslararası Araştırmalar Okulu Ortadoğu uzmanlarından Daniel Serwer, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin Münih’e ateşkesin sağlanması için gittiğine ancak çatışmaların durdurulmasını içeren bir anlaşmayla döndüğüne dikkati çekerek, “çatışmaların durdurulması” kavramının “daha az hukuki durum ve daimilik” içerdiğini söyledi.

Serwer, şunları kaydetti:

“Bu, bütün yönleriyle tahmin edilebilirdi ve öyle oldu. Çatışmaların durdurulması son dönemdeki Rus, İran ve Suriye hükümetlerinin Halep etrafında sahadaki kazanımlarını donduracak. İnsani yardımların erişimi kuşatma altındaki binlerce Suriyelinin beslenme ve barınma sorumluluğunu hükümetten uluslararası topluma kaydıracak ama anlaşmanın yürümeyeceği, sorunun çıkışı kadar öngörülebilir. Anlaşmanın uygulanmasını denetleyecek hiçbir tarafsız ülke bulunmuyor.”

Terör örgütleri DAEŞ ve El-Kaide’nin yanı sıra çatışmaların durmasını istemeyecek Suriye’de savaşan çok sayıda grubun bulunduğuna işaret eden Serwer, Rusların desteklediği saldırılarda şiddet yanlısı aşırı gruplarla ılımlı muhalifler arasında ayrım yapılmadığını belirtti.

Serwer, Münih’te varılan mutabakatın uzun ömürlü olmayacağını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu kadar kaygan zemine oturtulmuş bu anlaşmanın iki haftadan fazla sürmesi sürpriz olur. Ruslar, İranlılar, Hizbullah ve Suriye güçleri saldırılara maruz kalacak olsa da belirli bir noktada saldırmak için bu fırsatı kullanmak isteyecektir. Muhalifler mevki kazanmak için çabalayacaktır. Ancak siviller şiddetten kaçıp kurtulmak istedikçe ve aşırılık yanlıları yandaş topladıkça bu zor olacaktır. Amerikalılar, muhalifleri silahlarla güçlendirme veya Suudilerin ve Körfez krallıklarının onlara uçaksavar ile diğer yüksek kapasiteli silahları vermesine müsaade etme emaresi göstermiyor. Buradaki lojistik avantaj, kuşatma altında olmayan ve kolaylıkla silahlandırılabilecek, desteklenebilecek rejim ve müttefiklerinin yanında.”

“Diplomatik sürecin önünü Rusların Halep hesabı tıkadı"

Atlantik Konseyi Ortadoğu Uzmanı Aaron Stein, ülke genelinde ateşkesi öngören “çatışmaların durdurulması” anlaşmasının uygulanabilir olup olmamasının özellikle ABD ve Rusya’nın süreci nasıl yöneteceklerine bağlı olacağına vurgu yaptı.

Rusların saldırılarına devam edeceğini belirten Stein, şöyle devam etti:

“Anlaşmanın uygulanabilirliğini takip edip göreceğiz. Mesela insani yardımlar kuşatma altındaki bölgelere nasıl ulaştırılacak? Buradaki sorun şu: Rusya terörist grupları hedef almaya devam edeceğini açıkladı. Rusya’nın bunu nasıl tanımladığı şu anda açık değil. ABD de DAEŞ ve El-Nusra dışında hangi grupların terörist olarak tanımlanıp tanımlanmayacaklarıyla ilgilenmiyor. Tüm bu koşullar altında, Suriye’de kuşatma altındaki yardıma muhtaç insanlara insani yardımın nasıl ulaştırılacağı çok önemli. Bu, muhaliflere bir şeylerin yapıldığını göstermek ve onların masada yer almalarını temin edebilmek açısından çok önemli bir adım olurdu.”

Stein, Rusların muhalifler için önemli Halep şehrini bombalamaya devam ederse, bunun sürecin gidişatını etkileyebileceği yorumlarının hatırlatılması üzerine, şunları kaydetti:

“Rusların devam eden hava saldırılarının çok açık bir problem olduğu ortada. Rusya’nın bugüne kadar Halep’le ilgili hesabının diplomatik sürecin önünü tıkadığı çok açık. Esed rejimi de Rus hava saldırılarının desteğiyle bölgeyi kuşatma altında tutuyor ve insanlar açlıktan ölüyor.”

Suriye politikası birçok kesim tarafından eleştirilen ABD’nin şu anda zor bir dönemde bulunduğunu ifade eden Stein, “ABD’nin şu anda içinde bulunduğu durumun zor olduğunu kabul etmemiz gerek. Öncelikle ABD, Suriye’de tansiyonun daha da fazla yükselmesini istemiyor. Ancak dünkü çatışmaların bitirilmesi sürecinin, tarafların yeniden masaya oturacağı siyasi bir müzakere sürecine dönüşmesi önemli. Eğer bu olmazsa ABD, bir diğer seçenek olarak, bölgedeki ılımlı muhalifler ve PYD gibi gruplara (DAEŞ’le mücadele için) daha fazla destek sağlayabilir. Ancak o zaman da bazı ülkeler buna tepki gösterecektir” yorumunda bulundu.

“Kendi başına bırakılan Esed kuşatmaya devam edecektir”

Atlantik Konseyi’nin kıdemli araştırmacısı eski büyükelçi Frederic Hof da Rusların desteklediği Esed rejiminin anlaşmaya rağmen saldırılarını sürdüreceğini belirtti. Hof, “Kendi başına bırakılan Esed rejimi o yerleri kuşatma altında tutmaya devam edecektir. Esed rejiminin Münih’te varılan anlaşmaya uyup uymamasının yükü doğrudan Rusya ve İran’ın omuzlarında olacaktır” diye konuştu.

Moskova ve Tahran yönetimlerinin Suriye rejimi üzerindeki nüfuzuna vurgu yapan Hof, “Fikir olarak birlikte ancak eylemlerde ayrı hareket eden Rusya ve İran’ın, Esed rejimine ablukaları kaldırtacak gücü elinde bulundurduğu görülebilir. Onların bunu yapıp yapmayacakları kağıt üzerindeki sözlere bağlı olmayacak” dedi.