Ukrayna krizinin başlangıcından itibaren Rusya'nın diğer bölge ülkeleriyle birlikte İsveç'e yönelik hasmane tavrı Stockholm yönetimini NATO ile yakınlaşmaya zorluyor.

İsveç Savunma Üniversitesi Güvenlik ve Strateji Bölümü öğretim görevlisi Dr. Tomas Ries, "Rusya'nın İsveç'e yönelik agresif tavırları bizi yeni bir Soğuk Savaş'a sürüklüyor" tespitinde bulunarak İsveç'in NATO’yla siyasi ve askeri açıdan olabildiğince yakınlaşması gerektiğini vurguladı.

AA muhabirine konuşan Ries, Rusya'nın Kırım'ı ilhakının ve Ukrayna'ya müdahelesinin İsveç'in bu ülkeye bakışını tamamen değiştirdiğini anlattı. Ries, "Ukrayna, Rus ordusunun potansiyel bir tehdit olduğu bağlamında İsveç'in gözlerini, Polonya'nın batısının gözlerini açtığı gibi açtı. Polonya, Finlandiya ve 3 Baltık ülkesi hariç Ukrayna krizi öncesinde kimse (Rus tehdidi karşısında) tetikte değildi" değerlendirmesinde bulundu.

Tomas Ries, "İsveç endişeli ancak şu anda savunmasını kuvvetlendirme ya da NATO’ya katılma gibi ciddi bir hamlesi bulunmuyor. Yani İsveç bu gelişmeler çerçevesinde şöyle ya da böyle mevcut durumunu muhafaza edecek. Ancak, Ukrayna’nın ardından etrafındaki tehditin çok daha fazla farkına vardı" diye konuştu.

İsveç savunma yetkilileri, Ukrayna krizi çerçevesinde uluslararası toplumu, Rusya'nın uluslararası hukuku ihlal ederek askeri güç kullanmaya hazır olduğu konusunda uluslararası toplumu uyarmıştı.

İsveç Genelkurmay Başkanı Micael Byden, Baltık Denizi ve bölgesinde net bir çatışma riski bulunduğunu dile getirirken, Savunma Bakanı Peter Hultqvist de, "Rusya rejiminin otoriter karakterinin göz ardı edilemeyeceğine" vurgu yapmıştı.

Rusya'nın amaçları

Ries, Ukrayna krizini takiben Rusya'nın İsveç'in hava sahasını ve kara sularını ihlal etmesi, Moskova'nın İsveç'teki diplomatlarının ajan olduğu iddiaları ve Rusya'nın İsveç'e yönelik nükleer saldırı provası gibi iki ülke arasında ilişkilere son şeklini veren gelişmelere dikkati çekerek, Kremlin’in bu eylemlerinin iki amacının bulunduğunu belirtti.

Dr. Ries, "Birincisi, İsveç’e askeri olarak güçlü olduğunu göstermek, İsveç’in de buna saygı duymasını sağlamak ve aynı mesajı Avrupa’ya da vermek. İkincisi, askeri bakımdan, yani herhangi bir savaş veya kriz durumunda askeri eylemleri için İsveç’te ortam hazırlamak. İsveç, kendi ordusunu güçlendirerek, NATO’ya katılarak, ya da ABD ile daha yakın ilişkiler kurarak veya tüm bu üçünü aynı anda yaparak Rusya’ya karşı tepkisini gösterebilir" dedi.

İsveç Genelkurmay Başkanlığı, Ukrayna krizinin başlangıcından itibaren Rusya'nın hava sahası ihlallerinin 2014 yılında 10, 2015 yılında ise 2 defa tekrarladığını bildirirken, İsveç Dışişleri Bakanı Margot Wallström de bu ihlallerin kabul edilemez olduğunu vurgulamıştı.

Hava sahası ihlallerinin dışında 2014 yılında Rusya ile İsveç arasında denizaltı krizi patlak vermişti. Bir Rus denizaltısının İsveç karasularına izinsiz girdiği iddia edilmiş ve İsveç donanması bu çerçevede uzun süre arama yapmıştı. Moskova yönetimi suçlamaların tümünü reddederek İsveç'i yalancılıkla itham etmişti.

İki ülke arasındaki karşılıklı suçlamalar devam ederken İsveç, üst düzey bir Rus diplomatını, istihbarat görevlisi olduğu iddiasıyla sınır dışı etmiş, Rusya'da buna karşılık olarak geçen yaz bir İsveçli diplomatı geri göndermişti. Bu olayı takiben Rusya ayrıca, İsveçli 8 siyasetçi ve diplomatı kara listeye alarak, ülkeye girişlerine yasak koymuştu.

İki ülke arasında gerilim tırmanırken, İsveç İstihbarat Teşkilatı (SEPO) bu ay başında, Moskova yönetiminin İsveç'te casusluk faaliyetlerini artırdığına dikkati çekerek, Rusya'nın İsveç'le savaşa hazırlandığı yönünde kaygıları olduğunu bildirdi.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de bu ay açıkladığı yıllık raporda, Rusya’nın Mart 2013'te düzenlediği bir tatbikatta, İsveç’e nükleer saldırı provasında bulunulduğunu öne sürdü. Rusya bu iddiaları reddetti.

İsveç, Rusya için tehdit mi?

İsveç de dahil olmak üzere Rusya'nın ordusunu kışkırtıcı bir biçimde Baltık ülkelerine karşı kullandığını belirten Tomas Ries, "İsveç-Rusya ilişkilerinde gerginlikten çok soğukluk yaşanıyor" dedi. Ries böyle bir ortamda İsveç-NATO yakınlaşmasının yaşandığını belirtti.

Dr .Ries, "İsveç’in NATO ile olan gayriresmi bağlantıları ve potansiyel NATO üyeliği başvurusundan da Rusya’nın pek hoşnut olduğunu söyleyemeyiz" şeklinde konuştu.

Ries, tek başına İsveç'in Rusya’ya bir tehdit oluşturmadığına vurgu yaparak, "Ancak NATO üyesi bir İsveç, ya da topraklarını NATO kullanımına açan bir İsveç, Rusya için bir tehdit konumunda. Rusya büyük ihtimalle zaten İsveç’i gizli bir NATO üyesi olarak görüyor. Rusya'nın İsveç'e yönelik agresif tavırları bizi yeni bir Soğuk Savaş'a sürüklüyor. Ancak günümüzdeki farklılık, Avrupa'da nükleer bir caydırıcılığın olmaması. Yani heyecanlı hareketler ve savaş türleri muhtemel. Ayrıca Avrupa askeri, siyasi, ekonomik ve sosyal bakımdan çok daha zayıf" değerlendirmesinde bulundu.

İsveç'in NATO, ABD ve Finlandiya ile 1992’den bu yana yakın askeri işbirliği içinde bulunduğunu hatırlatan Ries, "İsveç NATO’ya siyasi ve askeri açıdan olabildiğince yakın olmalıdır" diyerek İsveç ve Finlandiya'nın muhtemel bir NATO üyelik başvurusunu birlikte yapmalarını tavsiye etti.

İsveç'te Sosyal Demokratlar liderliğindeki sol azınlık hükümeti NATO üyeliği konusundaki sessizliğini koruyor. Seçim öncesinde NATO'ya katılmama taahhüdünde bulunan hükümetin sözcüleri NATÜ üyeliğiyle ilgili soruları cevapsız bırakıyor.

Bu konudaki belirsizliğe rağmen hükümet NATO’nun İsveç hava sahasını kullanma iznini yılbaşından itibaren altı ay uzatma kararı almıştı. İsveç önceki yıllarda hava sahasının NATO'nun kullanımına açılması iznini aylık olarak uzatıyordu. İsveç hükümetinin bu adımı uzmanlar tarafından, İsveç-NATO yakınlaşmasının bariz bir örneği olarak nitelendiriliyor.