Cameron, İngiltere’nin AB ile üyelik koşullarındaki değişiklikler konusunda vardığı anlaşmayı parlamentoya sunarak referandum sürecini resmen başlattı.

İngiltere Parlamentosu'nun alt kanadı Avam Kamarası'nda milletvekillerinin AB ile varılan anlaşma konusundaki sorularını yanıtlayan Cameron, 23 Haziran'da yapılacak referandumla ilgili olarak, "Bu, ülkemizin geleceği için hayati bir karar ve bunun aynı zamanda nihai karar olduğu konusunda net olmalıyız" diye konuştu.

İngiltere'ye dost bütün ülkelerin İngiltere'nin AB içinde kalmasından yana olduğunu anlatan Cameron, "AB’den ayrılmamızı isteyebileceğini düşündüğüm tek kişi Vladimir Putin’dir. Suriye'de olsun, yaptırımlar konusunda olsun veya Rusya'nın diğer alanlardaki davranışları hakkında olsun Putin Batı'yı birlikten uzak görmek ister" ifadelerini kullandı. Cameron, İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden ayrılmasının Batı'nın sergilediği birlik tablosuna zarar vereceğini söyledi.

Referandumdan İngiltere'nin AB'den ayrılması yönünde bir sonuç çıkması halinde yaşanacaklarla ilgili olarak da parlamentoyu bilgilendiren Cameron, böyle bir durumda AB'nin temel anlaşmasının 50. maddesinin uygulanacağını hatırlattı.

Ayrılık süreci nasıl işleyecek?

Cameron bu maddeye göre İngiltere'nin AB'den çıkış koşullarının müzakere edileceği 2 yıllık bir sürecin başlayacağını belirterek, "Bu sürecin sonucunda eğer bir anlaşmaya varılmamış ise ayrılık otomatiktir. Diğer 27 üye ülke görüş birliği etmedikçe bir erteleme de olmaz. Ortak pazara erişimimiz ortadan kalkar. Dünya çapında 53 ülke ile mevcut ticaret anlaşmamız sona erer. Bunu ancak belirsizlik ve karanlığa atılmış bir adım diye nitelendirebiliriz. Bu, teorik bir sorun değil, insanların hayatları ile ilgili gerçek bir karar" diye konuştu.

Referandumdan çıkacak bir AB’den ayrılma kararının uygulanmamasının mümkün olmadığını belirten Cameron, ikinci bir müzakerenin söz konusu da olmayacağını kaydetti. 

Muhalefetten "tiyatro" iddiası

Ana muhalefetteki İşçi Partisi'nin lideri Jeremy Corbyn ise Cameron'ın AB ile yürüttüğü müzakereleri "tiyatro" diye nitelendirerek, "AB'de gerçek bir reforma ihtiyacımız var, o da demokratikleşme, işçilere daha fazla hak sağlanması, zorla özelleştirmelere ve kemer sıkma politikalarına son verilmesi" dedi.