Hükümet krizinin henüz çözülemediği Libya'daki güç boşluğundan faydalanan terör örgütü DAEŞ'i hava saldırılarıyla yıpratmaya çalışan ABD'nin, yakın gelecekte bu ülkeye askeri operasyon düzenlemesinin öncelikli seçenek olmadığı görülüyor.

Muammer Kaddafi'nin 2011 yılında devrilmesinden bu yana istikrarsızlığın devam ettiği Libya'da, DAEŞ bu kaos ortamından faydalanarak başta Sirte ve Derne olmak üzere ülkenin belli bölgelerinde hakimiyetini artırmaya çalışıyor.

Suriye ve Irak'ta üzerindeki baskı artan DAEŞ'in Libya'yı çıkış yolu olarak gördüğü ve bunda Libya'daki siyasi krizin oluşturduğu "güç boşluğunun" da etkili olduğu belirtiliyor.

Böyle bir ortamda ABD'nin tek başına veya bazı Avrupa ülkeleriyle DAEŞ'le mücadele kapsamında Libya'ya askeri operasyon hazırlığı içinde olup olmadığı sorusu gündeme gelmeye başladı. Ancak Pentagon kaynaklarıyla konunun uzmanlarının yaptığı değerlendirmelerde, Libya'daki siyasi krizin çözülmesinin DAEŞ'le mücadelede için daha önemli olduğu ve halihazırda ABD'nin gündeminde askeri operasyonun yer almadığı ifade ediliyor.

Askeri operasyon tartışmaları sürerken Libya'da gelinen son durumda ise merkezi Trablus'ta bulunan Milli Genel Kongre (MGK) ile Tobruk'taki Temsilciler Meclisi (TM) çatısı altında iki farklı hükümet bulunuyor.

Fas'ın Suheyrat şehrinde 18 Ocak'ta açıklanan deklarasyonla kurulan ve BM tarafından desteklenen Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin (UMH), Tobruk'taki TM'nin ve Trablus'taki MGK'nın tam desteğini alamamasının ülkeyi yeni bir siyasi krize sürükleyeceği belirtiliyor.

Ülkedeki siyasi anlaşmazlıktan doğan otorite boşluğundan faydalanan DAEŞ ise Libya'da yeni bölgeler ele geçirmeye devam ediyor. Siyasi krizin yanında ekonomik sıkıntıların da halkı etkilemesi, yeni insani krizlerin ortaya çıkmasına neden oluyor.

"DAEŞ, Libya'daki siyasi krizin oluşturduğu boşluğun sonucudur"

Konuyla ilgili AA muhabirine değerlendirmeler yapan Atlantik Konseyi Refik Hariri Ortadoğu Merkezi Kıdemli Uzmanı Karim Mezran, konuyu, "DAEŞ, Libya'daki krizin sebebi değil, ülkede zaten var olan krizin oluşturduğu boşluğun sonucudur" şeklinde özetledi.

DAEŞ'in önce Derne'yi ele geçirmeye çalıştığını, orada yerel güçlerle çatışan ve tutunamayan DAEŞ'in akabinde Sirte'ye yüklendiğini anlatan Mezran, "Bu süreçte belli yerlerde hücreler de oluşturdular. Ancak Libya'daki asıl mesele ulusal bir mutabakat hükümetinin kurulmasıdır. Yoksa DAEŞ, Suriye ve Irak'taki gibi çok güçlü değildir" ifadesini kullandı.

Ülkedeki krizin uzaması ve DAEŞ'in daha da güçlenmesi durumunda bunun nasıl bir tehdit ortaya çıkaracağının sorulması üzerine Mezran, "DAEŞ, Libya dışında komşuları Tunus, Mısır'ın bir bölümü ve belki Kuzey Afrika'daki diğer komşularına tehdit olabilir ama bence şu anda Avrupa'ya pek tehdit teşkil etmiyor" diye konuştu.

ABD'nin mevcut hava saldırılarının sadece DAEŞ hedeflerini vurmak kaydıyla sürmesinin rahatsızlık meydana getirmeyeceğini ancak yakın zamanda askeri operasyon ihtimali görmediğini ifade eden Mezran, "Libya'ya ABD ve AB ortaklığında bir askeri operasyon olacaksa bu Libya hükümetiyle anlaşma halinde yapılmalıdır. Libya'da merkezi bir hükümet kurulur ve işlemeye başlarsa DAEŞ'ten kurtulmak daha kolay olacaktır" dedi.

"Şu anda Libya'daki operasyonların geleceğiyle ilgili bir tahminimiz yok"

Pentagon sözcülerinden Michelle Baldanza da AA muhabirine ABD'nin Libya'daki hava saldırılarıyla ilgili görüşlerini aktardı.

Baldanza, ABD'nin, DAEŞ'in her yerde peşinden gideceğini birçok kez vurguladığını ifade ederek "Ancak şu anda Libya için bir gelecek (operasyon) planından bahsedemeyiz. Ve halihazırda bir koalisyondan da bahsedemeyiz" diye konuştu.

Libya'da olan bitenle birçok ülkenin yakından ilgilendiğini vurgulayan Baldanza, meselenin sadece koalisyonda yer alıp almamak olmadığına dikkat çekti.

Libya'daki siyasi krizin sürmesi durumunda birkaç hafta içinde bazı Avrupa ülkelerinden "Libya'nın ne kadar önemli olduğuna" ilişkin sözler duyulmaya başlanacağını kaydeden Baldanza, "Ancak şu anda Libya'daki operasyonların geleceğiyle ilgili bir tahminimiz yok" ifadesini kullandı.

ABD'nin sınırlı operasyonları

Pentagon kaynaklı açıklamaların da gösterdiği gibi, ABD'nin Libya'daki mevcut yaklaşımının, "DAEŞ mensuplarının görüldüğü yerde vurulması" şeklinde özetlenmesi mümkün. Bugüne kadar hava saldırılarıyla bunu yapmaya çalışan ABD'nin gündeminde, yakın zamanda Libya'ya askeri operasyon ihtimali gözükmüyor.

Pentagon Sözcüsü Peter Cook, basın toplantılarında konu gündeme geldiğinde birkaç kez, Libya’ya yakınlığından dolayı İtalya’yı işaret etmiş, bu ülkenin Libya’daki DAEŞ'le mücadelede çok önemli olduğunu belirtmişti.

Son aylarda Libya'da daha fazla gözükmeye başlayan DAEŞ üyelerinin peşinden gideceğini açıklayan ABD'nin hava operasyonları medyaya da yansıdı.

Örneğin, 14 Aralık 2015'te ABD Savunma Bakanlığı Pentagon, DAEŞ'in Libya kolu lideri Ebu Nebil'in, ABD ordusunun hava saldırısında öldürüldüğünü bildirdi.

Ocak ayı sonunda Pentagon Sözcüsü Cook, Libya'daki ABD askerlerinin, DAEŞ'in ülkedeki etkinliğini daha yakından değerlendirmek için yerel güçlerle irtibat halinde olduğunu açıkladı. Cook, aynı açıklamada, koalisyon üyesi ülkelerin, Libya'da DAEŞ'in yayılmasından endişe duyduğunu da ifade etti.

Pentagon, 19 Şubat günü, ABD savaş uçaklarıyla Libya’da düzenlenen hava saldırısında Sabrata kenti yakınlarındaki DAEŞ’in eğitim kampı ile 18 Mart 2015'te gerçekleştirilen Bardo Müzesi saldırısıyla bağlantılı Nureddin Kuşhan’ın hedef alındığını bildirdi.

Hatta Sırbistan Dışişleri Bakanlığı, aynı eğitim kampında hayatını kaybeden iki Sırp elçilik çalışanının ABD hava saldırısında ölmüş olabileceğini açıklamış, Pentagon ise bu kişilerin ölüm nedeninin hava saldırısı olup olmadığının bilinmediği değerlendirmesini yapmıştı.

İtalya Başbakanı Matteo Renzi, ülkesinin, Sicilya Adası'ndaki Sigonella askeri üssünü, Libya’da terör operasyonları yapabilmesi için ABD’ye ait insansız hava araçlarına açtığını açıkladı. Halihazırdaki "hava saldırılarıyla DAEŞ'i vurma" yaklaşımının bir parçası gibi gözüken bu yeni durumun farklı bir anlama gelip gelmediğini gelecek günler gösterecek.

Libya'daki siyasi kriz bir türlü aşılamıyor

Tüm bu gelişmeler yaşanırken Libya'da Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin çalışmaya başlamasıyla ilgili süreç de devam ediyor.

Fas'ın Suheyrat kentinde 17 Aralık 2015'te imzalanan "Libya Siyasi Anlaşması" gereği, hükümet deklarasyonu 19 Ocak'ta yapıldı. Ancak UMH'nin kurulması durumunda bugünkü hüviyetlerini kaybedecek olan MGK ve TM milletvekillerinin bu durumun farkında oldukları ve yetkilerini bir anda ulusal hükümete devretmek istemedikleri yorumu yapılıyor.

Bu sebeple aşılamayan hükümet krizi, bir süre daha Libya'nın başını ağrıtacak gibi gözüküyor.

Ocak ayı sonunda Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'da Afrika Birliği merkezinde düzenlenen 5. Uluslararası Libya Temas Grubu toplantısında yaptığı konuşmada, BM Libya Özel Temsilcisi Martin Kobler, terör örgütü DAEŞ'in Libya'nın toprak bütünlüğünü tehdit etmeye başladığını, siyasi süreç hızlandırılarak Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin bir an önce kurulması uyarısında bulundu.

Aynı toplantıda Afrika Birliği Libya Temsilcisi Muhammed Delita da "Tüm Libya evlatlarını bir araya getirecek UMH ve diyalogdan başka çözüm yok" ifadesini kullandı.

Fas'ın Suheyrat kentinde yapılan görüşmeler sonucunda UMH Başkanı Fayiz es-Sirac, 14 Şubat Pazar günü 18 bakandan oluşan Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin yeni kabinesini açıkladı.

TM üyeleri geçen hafta pazartesi günü UMH'nin yeni kabinesini görüşmek üzere bir araya geldi. UMH Başbakanı Sirac'ın talebi üzerine salı günü ara verilen görüşmeler dün yeniden başladı. Devam eden güvenoyu görüşmelerinden çıkacak sonuç, Libya'nın geleceği için büyük önem taşıyor.

Ancak şimdilik yetkilerini devretmeye sıcak bakmayan iki ayrı hükümetin bulunduğu Libya'da, UMK'nin göreve başlayıp işler hale gelmesinin önünde hala önemli engeller bulunuyor.

Libya'da siyasi krizin devam etmesi ve DAEŞ'in yayılmaya devam etmesi durumunda, bugün pek konuşulmayan askeri operasyonun ya da uluslararası koalisyonun gündeme gelip gelmeyeceğini ise gelecek aylar gösterecek.