Ekonomisi büyük oranda petrol ve doğalgaz ihracatına dayalı olan ve düşen petrol fiyatları nedeniyle zor günler geçiren Rusya, Suriye’deki askeri faaliyetlerini sürdürürken bölgedeki bazı ülkelerle de ekonomik ilişkilerini geliştirmeye çalışıyor. 

Merkezi Washington'da bulunan Orta Doğu Enstitüsünden Murhaf Jouejati, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Rusya'nın, son yıllarda ABD'nin Orta Doğu’dan çekilmesiyle oluşan boşluktan faydalanmaya çalıştığını söyledi.

Suudi Arabistan ile ABD arasındaki ilişkilerin, Mısır darbesi ve İran’la varılan nükleer anlaşma sonrası bozulduğuna işaret eden Jouejati, "Rusya, Suriye’de Müslümanları bombalıyor ancak öte yandan Suudi Arabistan ve bazı ülkeler pazarlarını Rusya’ya açarak ABD’ye bir mesaj göndermeye çalışıyor olabilir" dedi.

"Rusya'nın Orta Doğu hamlesi uzun vadeli değil"

"Kırım'ın Ötesinde: Yeni Rusya İmparatorluğu" kitabının yazarı Agnia Grigas ise ekonomik anlamda zor durumda kalan Rusya'nın, son yıllarda Orta Doğu’ya açılmaya çalıştığının altını çizdi.

Grigas, Rusya’nın bu hamlesinin, uzun dönemli bir strateji veya dostluk yaşatmayacağını savunarak, "Bu hamle daha çok Moskova yönetiminin Batı’ya ihtiyacının olmadığını göstermeye çalıştığı, kısa vadeli ve yüzeysel bir plan gibi görünüyor" diye konuştu.

Geçen dönemde Türkiye ile ekonomik ilişkilerini derinleştirmeye çalışan Rusya'nın, Türkiye'nin hava sahasını ihlal etmesiyle bu çabasının önemli oranda aksadığını hatırlatan Grigas, bazı Orta Doğu ülkelerinin de Rusya'nın Suriye’deki faaliyetlerini şu anda desteklemesine rağmen uzun vadede bu ülkelerin Rusya'yla ilişkilerinin gerilim ve zıtlıklara gebe olduğunu dile getirdi.

"Rusya'nın askeri ve ekonomik hamleleri paralel ilerliyor"

Oxford Üniversitesi Orta Doğu Uzmanı Justin Dargin ise Rusya'nın Orta Doğu'daki askeri çabalarının, ekonomik çabalarıyla paralel ilerlediğini, bu iki unsurun birbirini güçlendirdiğini belirtti.

Dargin, bölgedeki faaliyetleri tümüyle hoş karşılanmayan Rusya'nın petrol piyasalarındaki payının, bazı Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) üyeleri tarafından stratejik bir tehdit unsuru görüldüğünü, bu nedenle de OPEC'in üretim kısıtlamasına gitmeyerek petrol fiyatlarında büyük düşüşe yol açtığını ileri sürdü.