UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan ve Mayıs 2015'te DAEŞ'in eline geçen Tedmur, örgütün antik kentte yaptığı yıkımla dünya gündemine oturmuştu. Rejim güçleri, belirli aralıklarla antik kenti ve Tedmur ilçesini geri almak için saldırılar düzenlese de başarılı olamadı. 27 Şubat'ta yürürlüğe giren geçici ve kısmi ateşkesle birlikte rejim güçleri, Rus savaş uçaklarının desteğiyle Tedmur'u geri almak için operasyon başlattı.

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) da önceki gün internet sayfasında Tedmur operasyonu için rejim güçlerine destek verdiğini duyurdu.

Yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre, rejim güçleri DAEŞ'in döşediği mayınlar nedeniyle ilçenin ancak 1 kilometre yakınına ulaşabildi. Tarihi kentteki kale dün kısa süreliğine rejimin kontrolüne geçse de DAEŞ akşam saatlerinde kaleyi geri aldı.

Tedmur'un önemi
Yerel kaynaklar rejimin öncelikli hedefinin ilçeyi ele geçirdikten sonra, doğudaki Sukna beldesine ilerleyip, oradan DAEŞ'in kalelerinden Deyr ez-Zur'a ulaşmak olduğunu belirtiyor.

Rejim ordusundan ayrılan Askeri Strateji Uzmanı Albay Ahmed Rahal, "Rejim ve Rusya, dünyadaki en ünlü antik kentlerden biri olan Tedmur'u ele geçirerek kendilerini dünya kültürel mirasının koruyucuları gibi göstermek ve prestij kazanmak istiyor. Böylece uluslararası toplumdan 'iyi hal belgesi' alma peşindeler." dedi

Tedmur'un bir diğer önemi rejimin uzun dönemli enerji stratejisinde yatıyor. İlçe, uzun süredir aktif olmayan bir doğalgaz boru hattı üzerinde yer alıyor. Ancak bu hattın yaklaşık 40 milyar metreküp kapasiteli ve bin 500 kilometre uzunluğunda İran-Irak-Suriye-Irak doğalgaz boru hattının bir parçası haline getirilmesi, iç savaştan önce konuşulan projeksiyonlar arasındaydı. 

İlerleme stratejisini enerji hatları üzerine kuran DAEŞ de bu bölgeyi terk etmek istemiyor ve çatışmalar tarihi kent yakınlarında devam ediyor.