ABD'nin Georgetown Üniversitesi'ne bağlı çalışan ve ülkedeki İslamofobik saldırıları takip eden "Bridge Girişimi" adlı ekibin yaptığı "İslamofobi Şiddete Dönüştüğünde: 2016 ABD Başkanlık Seçimleri" adlı araştırma, ABD’deki İslamofobi temelli politik söylem ve Müslümanların maruz kaldığı şiddet arasındaki ilişkiye dair ilginç sonuçlar ortaya çıkardı.

Angy Abdelkader, Jordan Denari ve Nathan Lean adlı araştırmacıların hazırladığı raporda, ABD'de özellikle Cumhuriyetçilerin muhtemel başkan adayı iş adamı Donald Trump'ın yatıştırıcı olmaktan ziyade "kışkırtıcı" söylemlerinin, ülkedeki İslamofobinin yükselişine katkı yaptığı vurgulandı.

Araştırmaya göre ABD'de 2015 yılında Müslümanlar toplam 174 saldırıya maruz kalırken, bir önceki yıl Müslüman olmayanlara karşı yapılan tüm saldırıların toplamı 154 olarak kaydedildi.

Federal Soruşturma Bürosu (FBI) nefret suçları istatistiklerinde, 2015 yılının, 11 Eylül saldırılarından sonraki en kötü yıl olduğu görülürken, aylara göre ne kadar şiddet olayının yaşandığı da detaylı şekilde aktarıldı.

Buna göre, 2015 yılının kasım ayında Paris'te, aralık ayında da Kaliforniya'nın San Bernardino şehrindeki terör saldırılarının yaşandığı dönem, Müslümanlara karşı işlenen nefret suçlarının zirve yaptığı aylar olarak dikkat çekiyor. 2015 yılının eylül ayında 10, ekim ayında ise 8 saldırı rapor edilirken kasım ayında bu sayı 35'e, aralık ayında ise en üst seviye olan 53'e yükseldi.

2015 yılındaki saldırılar 12 cinayet, 29 fiziki saldırı, şahıs veya kurumlara karşı 50 tehdit, 54 vandalizm veya mülkiyete zarar verme, 8 kundakçılık, 9 silahlı saldırı ve buna benzer diğer saldırılar şeklinde detaylandırıldı.

Rapordaki ilginç tespit
Raporun son bölümünde dile getirilen ilginç tespite göre ABD'de artan İslamofobi ve Müslüman karşıtı saldırılar, Amerikalı Müslümanlar arasındaki birlik ve beraberliğinin pekişmesine de vesile oldu.

ABD'de başkanlık yarışında Cumhuriyetçilerin muhtemel başkan adayı Trump, geçtiğimiz yıl aralık ayında "Müslümanlar ABD'ye alınmasın" açıklaması yapmış ve bu açıklamasını birçok kez tekrarlamıştı. Ancak Trump, mayıs ayı başında bunun sadece bir "öneri" olduğunu, bağlayıcı bir söz olmadığını ifade etmişti.