"Demokrasi ve insan hakları için şiddeti reddeden mücadelesi" nedeniyle 1991'de Nobel barış ödülüne layık görülen Suu Çii'nin on binlerce Arakanlı Müslümanın topraklarından edilmesine ve binlercesinin yaşamını yitirmesine karşı tepkisiz kalması uluslararası toplumun eleştirilerine yol açıyor.

Suu Çii'nin, Arakan'daki duruma dair, "Karşılıklı suçlamalar var. Hepsini dinlemeliyiz. Harekete geçmeden önce bu suçlamaların sağlam bir temele dayandığından emin olmalıyız.", "Birçok problemle yüzleşen genç ve kırılgan bir ülkeyiz. Sadece bazılarına odaklanamayız." şeklindeki açıklamaları da tepki çekiyor.

Siyasilerin yanı sıra, müzisyenler, yazarlar, Nobel ödülü sahipleri ve insan hakları savunucuları gibi birçok kişi ve kuruluş, Suu Çii'nin sessizliğine son verip, bir an önce harekete geçmesi için çağrılarda bulunuyor. Bu süreçte Suu Çii'ye geçmişte verilen bazı ödüller de geri alındı ya da geri alınması için kampanyalar başlatıldı.

İrlandalı müzisyenlerden tepki

Suu Çii'nin kayıtsızlığına son tepki, İrlandalı şarkıcı Bob Geldolf'dan geldi. Gendolf, Suu Çii ile aynı nişanı paylaşmak istemediği gerekçesiyle “Dublin Özgürlük Nişanı"nı iade edeceğini açıkladı.

Yazılı açıklama yayımlayan Geldof, Suu Çii’yle ilgili olarak, "Şehrimizle bağlantısı hepimizi utandırıyor. Onunla hiçbir işimiz olmamalı. Biz onu onurlandırdık, o bizi utandırıyor." ifadelerini kullandı.

İrlandalı müzik grubu U2 da cumartesi günü sosyal medya üzerinden paylaştıkları mesajlarında, Suu Çii'nin ev hapsinden kurtulması için yıllarca kampanya düzenlediklerini, ancak 600 binden fazla kişinin Myanmar'daki zulümden kaçmasına sessiz kalacağını "asla tahmin etmediklerini" belirtti.

Suu Çii'ye verilen onurlar geri alınıyor

İngiltere'de ekim ayında Oxford Belediye Meclisi, Suu Çii'ye verdiği "Oxford Özgürlük Nişanı"nı geri alma kararı verdi. Belediye Meclisinde yapılan oturumda, Suu Çii'ye 1997'de verilen nişanın, Myanmarlı siyasetçinin Arakan’da Müslümanlara karşı işlenen insanlık suçuna sessiz kalması nedeniyle geri alınması için oy birliğiyle karar alındı.

Söz konusu karardan bir hafta önce de Suu Çii'nin 1964-1967 yıllarında öğrenci olduğu Oxford Üniversitesindeki bir portresi de sergilendiği yerden alınarak depoya kaldırıldı.

Kanada’nın Quebec eyaletine bağlı Gatineau kentinde yaşayan Fareed Khan isimli Kanadalı tarafından bir internet sitesi üzerinden Suu Çii’ye, Kanada tarafından 2007 yılında verilen onursal Kanada vatandaşlığının geri alınması imza kampanyası başlatıldı.

Kampanya metninde Arakanlı Müslümanların Myanmar'da uğradığı zulümler hatırlatılarak, "Bütün bunlar, son birkaç yıldır ordunun ve vatandaşlarının gerçekleştirdiği vahşetleri kınamayı reddeden Nobel Barış Ödülü sahibi Aung San Suu Çii'nin başarısız liderliği altında gerçekleşti.’’ ifadeleri yer aldı. Kampanyada 11 bin imzaya ulaşıldı.

Öte yandan Suu Çii'ye verilen Nobel Ödülünün geri alınması için çeşitli çağrılar yapılsa ve imza kampanyaları düzenlese de Nobel Komitesi,", "Nobel Vakfı tüzüğüne göre, Suu Çii'ye verilen Nobel Barış Ödülü'nü iptal etmek mümkün değil. Nobel Komitesi, ödüllendireceği kişilerin o zamana kadarki çalışmalarını değerlendirerek takdirde bulunuyor. Eskiden ödül kazananların sonraki faaliyetleriyle ilgili yorumda bulunamıyor." şeklinde bir açıklama yaptı.

Nobel ödülü sahipleri Suu Çii'nin tepkisizliğine tepkili

Nobel barış ödülü sahipleri Malala Yusufzay ve Desmond Tutu, yaptıkları çağrılarda Suu Çii'yi Arakan'da yaşananlara tepki göstermeye davet etti.

Tutu, Suu Çii'ye hitaben yazdığı mektubunda Suu Çii'nin yıllarca kendisi için "dürüstlük" sembolü olduğunu kaydederek, "Arakanlı Müslümanların çektiği acıya dair gördüğümüz fotoğraflar, bizi hüzne ve korkuya boğdu. Eğer Myanmar siyasetinde en yüksek rütbeye ulaşmanın bedeli sessizliğinse, bu kesinlikle aşırı bir bedel." ifadelerini kullandı.

"Nobel Ödüllü Kadınlar" adlı kuruluş tarafından yayımlanan ve geçmişte Nobel Barış Ödülü alan Mairead Corrigan, Jody Williams, Şirin Ebadi, Leymah Gbowee ve Tevekkül Karman'ın imzaladığı açık mektupta Suu Çii'ye şu ifadelerle çağrı yapıldı:

"Sesleri çıkmayan Arakanlı Müslümanların savunulması için sen sesini yükseltene kadar kaç Arakanlı Müslüman'ın ölmesi gerekecek, kaç Arakanlı Müslüman kadına tecavüz edilecek, halkın ne kadarı yok edilecek? Sessizliğin, ülken için bize yıllardır bahsettiğin ve hepimizin de seni desteklediği 'demokrasi' anlayışına uymuyor. Kendilerini barışa adamış kadınlar, kız kardeşlerin ve Nobel ödüllü yoldaşların olarak, seni bu gittikçe yayılan kriz için ciddi bir duruş takınmaya, Arakanlı Müslümanları tüm haklarıyla vatandaş olarak tanımaya ve Myanmarlı yetkililerin masum sivillere yönelik zulüm ihtimalini ortadan kaldırmak için hızlı bir şekilde tüm önlemleri almaya çağırıyoruz."

Arakanlı Müslümanlara etnik temizlik

Myanmar ordusunun, silahlı militanlarla mücadeleyi öne sürerek Arakan'da sivillere düzenlediği saldırılarda, 25 Ağustos'tan bu yana binlerce Müslüman hayatını kaybetti. Myanmar yönetiminin bölgeye giriş çıkışlara izin vermemesi nedeniyle ölen sivil sayısı tam olarak tespit edilemiyor.

Etnik temizliğe dönüşen saldırılarda 300'e yakın köy, ordu ve fanatik Budistler tarafından yok edilirken, 600 binden fazla Arakanlı Müslüman dağlık bölgeler, nehir ya da deniz üzerinden Bangladeş'e kaçtı. On binlercesi de Bangladeş'e kaçmanın yolunu arıyor.

Arakan'da 1970'lerde yaklaşık iki milyon Müslümanın yaşadığı tahmin edilirken, sistematik saldırılardan kaçış nedeniyle bu rakam 350 binin altına geriledi.