Ekonomi Servisi

Bayram tatili sebebiyle piyasalarda geçen hafta kısa sürse de hareketli geçti. Dolar yüzde 2, avro yüzde 3 civarında değer kazandı. ABD doları 7 lirayı aşıp, tekrar 6,97'ye geriledi. Avro ise perşembe akşamı 8,29'u test etti ve ardından 8,21'e çekildi. Döviz kurlarındaki hareketler, yeniden yabancı para mevduatlarını gündeme getirdi.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu verilerine göre bankalardaki yabancı para mevduatı, son 10 günde 6,7 milyar dolarlık artışla 227,7 milyar dolar seviyesine yükseldi. Ekonomistler, dövizdeki bu tırmanışın ekonomik olmaktan değil, panik ve korku ikliminin bilinçli olarak pompalanmasından kaynaklandığını belirtiyor. Suni endişeye kapılan vatandaşların ‘güvenli liman’ arayışıyla dövize kaçtığı görülüyor. Rezerv para sahibi büyük ülkelerin milyarlarca birim kendi paralarını bastığını, bunun da faizini sıfırladığını hatırlatan ekonomistler; bu kadar bollaşan dövizin, aynı zamanda değer kazanmasının büyük biz tezat olduğunu vurguluyor.

TAMAMEN PSİKOLOJİK   
Ekonomist Mehmet Zeki Akıllıoğlu “Türkiye bankalarındaki yabancı paranın yaklaşık üçte ikisi, şahıslara ait. Bu şahısların da önemli bir kısmının dövizle ticari ilgisi yok. Yani 120-130 milyar dolar, sadece endişe ile dövize yönelmiş görünüyor. Bunu ekonomik nedenlerle açıklamak zor. Paramız, dolar ve avro gibi bir rezerv para değil. Bu para birimlerini kullanmayan pek çok ülkede olduğu gibi bizde de rezerv para bulundurmak, psikolojik algılanıyor. Böyle olunca, ülkelerin başta dolar olmak üzere rezerv para talebi hep canlı kalmakta. Bugün yine karşılıksız basılan dolarlar, dünyada pek çok diğer ülke tarafından kabul görmeye devam ediyor. Hâlbuki karşılıksız basılan para, esasen geleceği meçhul paradır. Bunların tutulması ciddi risktir. Ancak şu andaki dünya konjonktüründe bu göz ardı edilmiş durumda” dedi.

Aynı ürün ve hizmet üç kat pahalı olur mu?
Her sene Dünya Bankası tarafından hesaplanan Satın Alma Gücü Paritesi var. Bu, bir doların ABD’de satın aldığı mal ve hizmetin, Türkiye’de kaç liraya satın alındığını gösteriyor. Türkiye ve ABD’de ortak tüketilen beş bin adet ürün ve hizmet karşılaştırılarak hesaplanıyor. Yani SAGP kuru; doğrudan piyasaya, markete, alışverişe dayanan bir kurdur. Buraya dikkat çeken Mehmet Zeki Akıllıoğlu, şunları anlattı: 2019 için 1 dolar ile ABD de alınan mal veya hizmetin aynısı, Türkiye’de 1,84 TL’ye satın alınmıştır. 2020 için ise SAGP kurunun 2-2,5 TL aralığında olacağı tahmin ediliyor. Yani mal ve hizmet hesabı, kurun olması gereken seviyeden çok uzaklaştığını gösteriyor. 7 TL’lere yükselen doların, 2-2,5 TL olan SAGP kurunun neredeyse üç misline yaklaşması, ekonomik olarak izah edilemez.