Türkiye’de başta Kafkasyalı Çeçen muhacirler olmak üzere ülkelerini terk etmek zorunda kalan mültecilere yaptıkları yardımlarla bilinen sivil toplum kuruluşu olan İnsanı Müdafaa ve Kardeşlik Derneği (İmkander), sayıları 4 bine ulaşan muhacirlerin kimlik mücadelesinin yılan hikâyesine döndüğünü açıkladı. Vatandaşlık hakkı olmayan Çeçenlerin Türkiye’de yaşadıklarını ispat etme noktasında dahi sıkıntı yaşadıklarını aktaran Özer; “Türkiye’de yaşadığını ispat edemeyen çok sayıda Çeçen var. Büyük çoğunluğunu kadınlar özellikle eşlerini savaşta kaybeden kadınlar, çocuklar ve yaşlı kimseler var. Böyle bir atmosferde düşünün, bu insanları kabul ediyorsunuz bin bir zorluklarla ikamet veriyorsunuz ve verdiğiniz izin bir yılı geçmiyor şuanda 6 aya kadar düşürüldü. Biz başından beri şunu söylüyoruz, öncelikli mülteci hakkı tanınsın” diyor.
“SIRADA KİM VAR BİLİYORUZ”
Türkiye’de Çeçenlere yönelik işlenen cinayetlerin arkasında Özbek ve Rus istihbaratının olduğunu bir taşeron modelinde çalıştıklarını ifade etti. Özer; “Özbek istihbaratının niçin bu işi Ruslara yaptırdığına dair çok açık belgeleri var mahkemeye sunular. Orada diyor ki Özbek istihbaratı Rus istihbaratına, “Siz bu konuda çok tecrübe sahibisiniz. Türkiye’de bu konuda çok iyi işler yaptınız o sebeple size havale ediyoruz” Yani Rus istihbaratına taşeronluk işi veriyor.”
“HEDEF TAHTASINDAYIZ”
İmkander Başkanı Murat Özer öldürülmekten korkuyor musunuz? Sorusuna ise ilginç yanıt verdi: “ Elbette ki hedef tahtasındayız, her an öldürülebiliriz. Ama biz ondan korkmuyoruz. Rusya’dan korkmuyoruz. Kahramanlık pozları için değil ama ölümden herkes korkar fakat dünyada bu kadar büyük bir zulüm varken insanın sadece kendi canı ile dertlenmesi haksızlık olur” diye yanıt verdi.
HİKAYELERİ YÜREK BURKTU
Öte yandan 1999 Rus - Çeçen savaşında ülkelerini terk etmek zorunda kalan ve Türkiye’de hayata tutunmaya çalışan Çeçen vatandaşların hepsinin ortak dili ise “vatandaşlık hakkı” talebi oldu.
17 yaşındaki Abdullah Abdullaeva burslu olarak kazandığı üniversiteye girebilmesi için Rusya’ya gönderilmek istendiğini söyledi: “Yüzde 100 burs ile Türkiye’de çok iyi bir üniversiteye kaydımı yaptırdım. Evraklarımın tasdiki için Rusya’daki Türkiye konsolosluğuna gitmem istendi. Fakat ne ben ne ailem Rusya’ya gidemiyoruz. Çok iyi yerde üniversite kazanmama rağmen ne okuyamadım” dedi.
Rus - Çeçen savaşında eşini, iki oğlunu ve gelinini kaybettikten sonra Azerbaycan üzerinden Türkiye’ye gelen ve biri zihinsel engelli 3 torunuyla yardımlarla yaşadığını belirtti.
Savaşta babasını, eşini ve üç oğlunun da vahşice öldürüldüğünü anlatan Kesirat Nidaev de en büyük sıkıntılarının vatandaşlık olduğunu olduğunu anlattı.