Başbakan Davutoğlu, "Brüksel Zirvesi'nde ilettiğimiz teklifi bir kez daha hem Türk kamuoyuna hem de Avrupa kamuoyuna iletmek istiyorum. Bu teklifin esası insani boyutudur. Daha fazla insanın hayatını Ege Denizi'nde kaybetmemesi ve mümkün olduğu kadar illegal geçişlerin azaltılabilmesi ve mümkünse tümüyle ortadan kaldırılabilmesi için Türkiye üzerine düşen ahlaki sorumluluk çerçevesinde bir teklifte bulundu" dedi. 

Başbakan Davutoğlu, Çankaya Köşkü'nde AB Konseyi Başkanı Donald Tusk ile baş başa görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, Tusk’u ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. 

"Terörün saldırısı doğrudan insanlığa"

Davutoğlu, terör bütün insanlık için en büyük tehdit olduğunu vurgulayarak, Ortak kıtamız Avrupa için de bölge halkları için de terör bir insanlık suçu olmanın da ötesinde doğrudan varoluşsal bir sorun haline gelmiş bulunuyor. Ankara’da son 5 ayda gerçekleşen bu saldırılar, aslında terörün hiçbir şekilde ırk, etnisite, sosyal köken, siyasi görüş ayrımı yapmaksızın bütün insanları hedef aldığını ortaya koydu. Terörün saldırısı doğrudan insanlığa ve insanlığı temsil ettiği bütün değerlerdir.

"Teklifin esası insani boyutudur"

Avrupa kıtasını teröre karşı korumak konusunda birlikte hareket etme zorunluluğu bulunduğunu ifade eden Davutoğlu, bunun insanlığın büyük bir sınavı olduğuna da işaret etti.

Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: 

"Brüksel Zirvesi'nde bizim ilettiğimiz bir teklif oldu. Bu teklifi bir kez daha hem Türk kamuoyuna hem Avrupa kamuoyuna hem insanlığa iletmek istiyorum. Bu teklifin esası insani boyutudur. Daha fazla insanın hayatını Ege Denizi'nde kaybetmemesi ve mümkün olduğu kadar illegal geçişlerin azaltılabilmesi ve mümkünse tümüyle ortadan kaldırılabilmesi için Türkiye üzerine düşen ahlaki sorumluluk çerçevesinde bir teklifte bulundu. Bu teklifin hedefi, Türkiye’den giden illegal göçleri engellemek ve mümkün olduğu kadar Türkiye’nin bir transit ülke olarak kullanılmasını ortadan kaldırmaktı. İkinci hedefimiz Türkiye Avrupa Birliği ilişkilerini derinleştirmektir. Üçüncüyse de bu soruları çözmeye çalışırken sorumluluğu ve külfeti paylaşmak."

"Geri Kabul anlaşmasıyla birlikte vize muafiyetinin devreye girmesini istiyoruz"

Şimdi üzerinde çalıştıkları formülle, Türkiye’ye gelen her bir mülteci için yeni giden, yasadışı göçle gitmeye çalışan mültecilerden her birisi için Türkiye’den bir mültecinin Avrupa’ya gitmesi ve böylece düzenli bir göçüşün önünün açılmasının sağlanacağını anlatan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"İşin temel felsefesi budur. Bunun için teknik birçok çalışmanın yürütülmesi lazım. Ekiplerimiz bu çalışmaları yürütüyor. Ayrıca Türkiye-AB ilişkilerinin derinleştirilmesi için özellikle vize muafiyetinin haziran ayına alınması için birlikte çalışma kararlılığı sergilemiştik. Çünkü Geri Kabul anlaşmasıyla birlikte vize muafiyetinin devreye girmesini istiyoruz." 

"Hiçbir zaman para pazarlığı yapmadık"

"Üç milyar avro olarak deklare edilen daha sonra üç yıl için 6 milyar avroya çıkartılması planlanan bu konuları da zirvede ele alınacak maddi külfet paylaşımı konusunda da Türkiye'nin pozisyonu açıktır. Biz, hiçbir zaman para pazarlığı yapmadık. Hiçbir şekilde bu meseleyi maddi bir mesele olarak görmedik. Bu mesele insani bir meseledir" diyen Davutoğlu, Türkiye’nin yüklendiği bu ağır sorumluluğu paylaşma konusunda ahlaki sorumlulukların bütün ülkelerin üzerinde olduğunu söyledi. 

"Ne kadar çok olursa olsun teröre alışmayacağız"

Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Donald Tusk, Ankara'da önceki gün yaşanan terör saldırısını kınayarak, “Terörizmi yeni normal hayat olarak kabul edemeyiz. Ne kadar çok olursa olsun hiçbir şekilde buna alışmayacağız ve her zaman mücadele etmeye devam edeceğiz" dedi.

"Son derece önemli iki zirvenin ortasındayız"

Terörizmle mücadele konusunda her zaman Türkiye ile omuz omuza olacaklarını vurgulayan Tusk, şöyle devam etti: 

“Bütün bu olaylar aynı zamanda işbirliğimizin ne kadar önemli, göç dalgalarının ötesinde ve ortak mücadelelerimizin olduğunu gösteriyor. Ekonomik sorunlar, terörizmle mücadele, vize serbestisi ve dış politika konularında işbirliği devam ediyor. Bu da Türkiye ile yapılan müzakerelerin ilerlemesi anlamına geliyor. AB ile Türkiye arasında son derece önemli iki zirvenin tam ortasındayız."