Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, başkanlığında parti genel merkezinde gerçekleştirilen PM toplantısı 8 saat sürdü.

Başta terör olayları olmak üzere, dokunulmazlıkların konuşulduğu toplantının ardından bir bildiri yayımlandı.

Ankara'daki terör saldırısı olmak üzere Türkiye'nin maruz kaldığı tüm terör saldırıları ve diğer gündem başlıklarının PM'de değerlendirildiği belirtilen bildiride, saldırıda şehit olanlara Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar dileğinde bulunuldu.

"CHP Parti Meclisi olarak, terörü en şiddetli şekilde kınıyor ve hiçbir gerekçenin terörü meşrulaştıramayacağını savunuyoruz" ifadelerine yer verilen bildiride, şunlar kaydedildi:

"Ankara’daki alçak terör saldırısını ve diğer tüm terör eylemlerini gerçekleştirenleri lanetliyor, saldırıların arkasındaki güçleri, bir insanlık suçunun ortakları olarak tanımlıyoruz. Teröre karşı mücadelede, özgürlükler ve güvenliğin evrensel demokratik ilkeler çerçevesinde, her ikisinden vazgeçmeden sağlanması gerektiğine inanıyoruz. Siyasal iktidar, terörü bahane ederek hukuksuz ve anti demokratik uygulamalarıyla Türkiye’nin içinde bulunduğu istikrarsızlığı pekiştirmektedir. 14 yıllık iktidarı döneminde ülkemizi ekonomik ve sosyal çöküntüye sürükleyen AKP devletinin, bizzat kendi yönetim zafiyetinden güç alan terörün yarattığı korku, acı ve gözyaşının sorumluluğundan kaçamayacağını da vurguluyoruz."

Bundan böyle, siyasal iktidarın istemediği düşünceleri ifade eden herkesin, hukuka değil, iktidara hizmet eden sulh ceza hakimlikleri tarafından tutuklanarak susturulma tehlikesi ile karşı karşıya olduğu öne sürülen bildiride, şunlar kaydedildi:

"Demokratik rejimleri, otoriter rejimlerden ayıran temel özelliklerden biri siyasal iktidarların hoşuna gitmeyen düşüncelerin de serbestçe ifadesinin güvence altında olmasıdır. Uluslararası hukuka göre düşünce ve ifade özgürlüğünün sınırı açıkça şiddete teşvik, ırkçılık, ayrımcılık ve nefret söylemidir. Bu çerçevede, CHP Parti Meclisi, demokratik değerlere olan bağlılığının gereği olarak, her vatandaşımızın ifade özgürlüğünü, her türlü anti demokratik baskıya karşı sonuna kadar savunmaya devam edecektir. Hukukun temel prensiplerini tamamen hiçe sayan siyasi bir karar sonucu tutuklanan üç bilim insanı, derhal serbest bırakılmalıdır. AKP'nin baskı yoluyla sindirme, korkutma politikalarına boyun eğmeyeceğimizi, demokrasi ve özgürlük mücadelesinde demokrasinin meşru gördüğü her yola başvuracağımızı, Kürt sorununu, toplumsal barış ve kardeşlik hukuku çerçevesinde ve parlamento zemininde çözme mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna duyururuz."