Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, 33 no'lu "Mali ve Bütçesel Hükümler" başlıklı faslın açıldığı Hükümetler Arası Katılım Konferansı öncesi AB Konseyi binasına girişte gazetecilere açıklamalarda bulundu.

33. faslın sembolik bir anlamı olduğuna işaret eden Çelik, "Mali ve Bütçesel Hükümler faslı esasında üye bir ülkenin AB'ye üye olması durumunda, tam müzakereler yürüten bir ülkenin üye olması durumunda hangi mali mükellefiyetleri, hangi mali katkıları AB bütçesine sağlayacağını düzenleyen bir fasıl. Bu bakımdan da çok büyük bir sembolik önemi var." dedi.

"Reform irademizden vazgeçmiyoruz"

Çelik, Türkiye'nin çok ağır şartlarda terörle mücadelesini sürdürdüğünü belirterek, "Ama aynı zamanda reform çabalarını da sürdürerek Avrupa Birliği’ne tam üyelik çerçevesinde müzakereler çerçevesinde fasılları açmaya devam ediyor. Terörle mücadelenin ağır şartları altında dahi reform irademizden vazgeçmiyoruz. Ülkemizin iyiliği için. Hem ülkemizin güvenliğini sağlıyor hem de reformlarımızı sürdürüyoruz." diye konuştu.

"Vize kriterlerini karşıladığımızı söylüyoruz"

Çelik, vize serbestisi ile ilgili kriterlere ilişkin, Biz kriterleri karşıladığımızı söylüyoruz. Onlar kişisel verileri koruma ile ilgili ve terör konusu ile ilgili kriterlerden yeterince karşılanmadığını söylüyorlar. Kişisel verileri koruma ile ilgili arkadaşlarımız ortak bir çalışma yaptılar. Çok büyük bir problem orada görünmüyor." dedi.

"Sınırımızın öbür tarafında otorite yok"

Terörle mücadele konusunda bazı değişiklikler yapılabileceğini belirten Çelik, şöyle konuştu:

Ama terörle mücadele konusunda da biz terörle mücadele kapasitemizi değiştirmeyecek ancak bazı değişiklikler yapabiliriz. Eğer bunlar terörle mücadeledeki kapasitemizi düşürecekse kuşkusuz bunlara yanaşmayız. Açık bir şekilde de söylüyoruz; bin 295 kilometrelik sınırımızın öbür tarafında devlet yok, otorite yok. Biz böyle bir bölgede DAEŞ denilen terör örgütü ile PKK'yla DHKP-C’yle mücadele ediyoruz. 55 tane ülkenin koalisyon kurarak mücadele edemediği, yenemediği bir örgütle biz orada fiziki mücadele içindeyiz. 

Bu kadar ağır bir şeyin içerisinde ayrıca 3 milyon Suriyeli ülkemizde ağırlıyoruz. Bütün bu şartlar içerisinde herkes aslında Türkiye’nin terörle mücadele konusundaki kapasitesini ve fedakarlığını anlayışla karşılıyor. Çünkü bu, ülkemizin güvenliğini sağladığı gibi, bölgenin güvenliğini de sağlayan, aynı zamanda Avrupa demokrasilerinin güvenliğine de katkı sağlayan bir mücadele. Terörle mücadele kapasitemiz zaafa uğratmamak hassasiyetimizi herkes anlayışla karşılıyor. Onun dışında ne yapacağız, beraberce bakacağız."

"Ortak eylem çerçevesinde hareket edilmeli"

Çelik, terörle mücadelede dayanışma mesajlarının ötesine geçilmesi gerektiğini ifade ederek, "İstanbul'un güvenliğinin Brüksel'den, onun güvenliğini Londra'dan, Berlin'den, Paris'ten ayrı düşünemeyiz. Hepsinin güvenliğine ortak bir çerçevede bakmamız gerekir. Dayanışma duyguları, dayanışma mesajları çok iyi." diye konuştu. 

İstanbul saldırısı sonrası Avrupa'da bazı binaların Türk bayrağı ile ışıklandırılmasına da değinen Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ama netice şudur, bütün bu terör örgütleri ve terör eylemlerine karşı bizim de parçası olduğumuz Avrupa demokrasilerinin ve bu bölgenin güvenliğini nasıl sağlayacağız? Herhangi bir yerin güvenliğini diğerinden ayırt edersek demokratik değerleri koruma konusunda zaafa düşmüş oluruz. Topyekun değerlendirmemiz lazım ve dayanışma duygularını ötesine geçip bir ortak eylem çerçevesi içerisinde hareket etmemiz lazım."