GİZEM DUMAN
Yaklaşık 2 yıldır TGRT Haber ailesinin bir ferdi. Hafta içi gün ortası ve akşam haberleri kuşaklarınının moderatörü. Fırsat buldukça dublaj ve seslendirme de yapıyor. Daha ilkokulda bu işe gönül vermiş. Spor yapmayı çok seviyor. Crossfit ve kickbox yapıyor; tenis oynuyor. "Bedenimi sporla besliyorum" diyor. Bir diğer vazgeçilmezi ise seyahat etmek ve yemek yemek. Hayatındaki her şeyi not alıyor. Bunun sebebini; "Geriye dönüp okuduğumda geçmiş bir anda ne hissettiğimi hatırlamak bana keyif veriyor" şeklinde açıklıyor. Huzurlarınızda Nevra Öner Varol...
Öncelikle kısaca sizi tanıyalım...
Kariyerime başlamam değerli TRT spikeri Bülent Özveren'in desteği ve cesaretlenmesiyle oldu. İstanbul Üniversitesi'ndeki Radyo-TV eğitimimin son yılında spikerlik kursuna gitmeye karar verdim. Gönlümden haber alanında branşlaşmak geçiyordu. Ancak iş fırsatlarım spor alanında çıktı. Kurs bitmeden BJK TV'de mesleğe adım attım. 1 yılı aşkın süre ana haber bültenini sundum. Ardından TVEM ve Kanaltürk'te çalıştım. Son durağım TGRT Haber oldu.
Muhabirlik yaptınız mı?
Muhabirlik deneyimim hiç olmadı. Hemen ekran tecrübem başladı. Dışardan göründüğü gibi renkli bir meslek değil spikerlik. Çok fazla stresli bir iş. Sadece prompter spikeri de olabilirsiniz. Ama habercilik anlamında geniş bir hedef koymuyorsanız büyük hayal kırıklığınıza uğrarsınız birincisi. İkincisi de bir zaman sonra sıkılırsınız.   
Bir gününüz nasıl geçiyor?
Kendi kanalım dışında diğer haber kanallarını mutlaka 1-2 saat seyrederim gün içerisinde. Yayına girmeden 2-3 saat önce kanalda oluyorum. Geldiğim zaman yayın akışımızda, gündemde ne var ona bakıyorum. Tabii kişisel hazırlıklarımız oluyor. Ardından yayına giriyorum. Yayından sonra da çayımı kahvemi içip çıkıyorum. 
"Daha düzenli bir hayatım, çalışma saatlerim olsaydı" diyor musunuz?
Ben rutinliği sevmiyorum. Rahatsız değilim bu durumdan. Hep gece veya akşam çalışsanız, gerçekten zor. Çünkü bütün sosyal hayatınız elinizden alınıyor. Ben 1.5 yıl akşam çalıştım evliyken. Bu sürede 1.5 yıl eşimi hiç görmedim. Sadece pazar günleri karşılaşıyorduk. Ben geldiğimde o uyuyor oluyordu. O geldiğinde de ben... 
Eşiniz bu duruma bozulmadı mı?
3 yıllık evliyim. Kocam diş hekimi. Bana çok destek olan bir eşim var. Tanıştığımızda 19 yaşındaydım. Hep yanımda oldu. Bir dönem hiç hafta sonu iznim yoktu. Gece geç saatlere kadar çalışırdım. Çok bunaldığım zamanlar oldu. Ama hep bana moral verdi, yılmamam gerektiğini söyledi. Çok güçlü bir güven var aramızda. Eşinizin sizi anlaması için aynı meslekten olmanıza da gerek yok. 
Sadece güzel olmak bu iş için yeterli değil
Güzelliğinizin mesleğinizde bir avantajı oldu mu?
Televizyon da görsel sanatların içine giriyor aslında. Bu anlamda dış görünüm önemli. Ama ışık çok daha önemli. Çok güzelsinizdir ama hiç pozitif enerji veremiyorsunuzdur. Ekrana yansıtamıyosunuzdur o güzelliğinizi, o zaman bir işe yaramaz. Ne sadece güzel olmanız ne de sadece dolu olmanız yeterli. Sokakta yürüdüğünüzde çok güzel görünmeyen kişiler ekranda inanılmaz parlıyor. Ekran ışığına çok inanıyorum. Ben ekran ışığım ve farklı bir enerjim olduğunu; ekrana da bunun iyi yansıdığını düşünüyorum. 
Kıyafet sponsorunuz var mı?
Hayır. Kendim bütçe ayırıyorum. Bir spikerin kazandığı paranın yüzde 90'ı kendine yatırımla geçiyor. Hep bakımlı olmalısınız. Her gün siyah ceketle de çıkabilirm ama ben ekranda renkli, canlı olmayı seviyorum. Elimden geldiğince göze hoş gelen tercihleri yapmaya çalışıyorum


Yüzsüz olmalısınız
Yayın sırasında zorlandığınız anlar oluyor mu?
Bir anımı anlatayım bununla ilgili... Çanakkale'de 2 saat özel yayın yapacaktık. Yayın formatımız değişti, sabah 9'dan akşam 7'ye kadar canlı yayın yaptık Çanakkale'nin ayazında. Hava eksi 2 dereceydi. Yüzüm yandı. Ceket giyemedim. 10 saat sürdü, tuvalete bile gidemedim. Yayın sonrasında kağıdı tutamıyordum, ellerim kaskatıydı. Neredeyse bilincimi kaybedecektim. Ekipteki arkadaşlarımın isimlerini bile unuttum. Ama hayatımın en güzel tecrübesiydi. 
Spor yayınlarınızı özlüyor musunuz? Türkiye'de spor deyince akla hemen futbol geliyor. Neden sizce?
Hayır, şu anki durumumdan memnunum. Bir gün bir spor kanalının genel yayın yönetmenine sormuştum bu soruyu; 'Neden futboldan başka spor yayınlamıyorsunuz...' Şu cevabı vermişti: "Tamamen reyting kaygısı. Diğer branşlar izlenmiyor, reklam getirmiyor. Biz n'apalım. Ben de yayınlamak istiyorum ama burası bir kanal..." Artık hiçbir kanalın spor servisi yok zaten.
Bu mesleği isteyen adaylara tavsiyeleriniz neler? 
Üniversiteyi kazandıklarında beklemesinler. Kayıt oldukları gün çalışmaya başlasınlar. İşi öğrenebilecekleri kişilere yapışsınlar. Yüzsüz olsunlar. Bir yere başvurup beklemesinler. 10 kere arasınlar. Çok okusunlar. Ben neredeyse 10 yıla yakın iletişim eğitimi aldım. Uluslararası ilişkiler, tarih gibi bölümler okuyan öğrencilerin özellikle haberde daha avantajlı olduğunu düşünüyorum. Çünkü hem sürece hem dünya gündemine daha hakim oluyorlar. Bunun dışında hiçbir eğitim almadıysa da mutlaka gündemdeki meseleler hakkında bilgi sahibi olması gerek. Bu meslek 'mesaim bitti, evime gideyim' değil. 24 saat her şeyi takip edeceksiniz. 
Kariyerinizle ilgili planlarınız var mı?
Kendi içimde hırslı bir insanım. Kendimi çok eleştiririm, beğenmem. Çok yeniyim bu işte. 5-10 yıl sonra da 'ben oldum' diyemem. Hiç plan yapmıyorum. Sektör bana 'burada kal' dediği sürece buradayım. Sadece tek hedefim; bir üniversitede ders vermek. Bizim en büyük eksiğimiz sektörde çalışan hocalarımızın olmamasıydı üniversitede. Mutlaka sektör tecrübemi akademik anlamda yansıtmak isterim. Türkiye'deki spikerleri düşünürseniz 100 kişiyi geçmez. Böyle bir ortamdan sıyrılmak çok zor. Gençler buna dikkat etsin. Kimseyle kendilerini yarıştırmasın.





  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
293677 http://www.turkiyegazetesi.com.tr/magazin/293677.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading