Eda Akay

Bu haftaki konumuz yemek programları… Bir tanesini öne çıkardık; “Nursel’in Mutfağı”nın sempatik sunucusu Nursel Ergin’le konuştuk. Yemek programlarının gülen yüzü, ekranların yıldızı, ailenizin kızı Nursel’le çok keyifli bir söyleşi yaptık.
“Ekranlardaki gibi mi ki?” diye gittim. Fazlasıymış… Çok daha sıcak, güler yüzlü, naif ve çok daha güzel! Enerjisiyle, sinerjisiyle hayran bırakıyor kendisine… Sadece kendisine değil, yemeklerine de bayıldım. İşini aşkla yapıyor; insanlara, kuşa, çiçeğe, böceğe, yani her şeye sevgiyle bakıyor. Ben tanıdım, çok sevdim. Biraz da size anlatayım istedim. 
POLYANNA GİBİYİM
Nasıl biridir Nursel Ergin? Ekranda gördüğümüz gibi sıcak, cana yakın mısınız sahiden?

Ben öyle olduğumu düşünüyorum. Yani, kişi kendini ne kadar anlatabilir bilmiyorum ama ben çocukluğumdan beri Polyanna yakıştırması yaparım kendim için… Hayatı hakikaten çok seven biriyim. Etrafımdakileri, kuşu, çiçeği, böceği… Yaşama sevincim çok büyük. Ne yaşamış olursam olayım, bunu hep korudum. Bu içten gelen bir şey diye düşünüyorum. Bir mükâfat… Sonradan kazanılacak bir şey değil, böyle doğarsın. Her zaman hayata dört elle sarılıyorum. Göründüğüm gibi biri olduğuma inanıyorum. 
Tavırlarınızın inandırıcı gelmediğine dair tepkiler alıyor musunuz? “Ya bu kadar iyimser olamazsın, yapmacıksın…” diyen çıkıyor mu?
Ben hiçbir zaman kendimi ünlü sınıfına koymadım, koymayacağım. Amatör ruhunu çok seviyorum. Etrafımdan duyduğum kadarıyla ya da insanlardan aldığım tepkilere baktığımda, bu piyasada olan arkadaşlarım bile, “Bir kişi olsun sevmiyorum demez mi?” diyorlar. “Bu kadar çok sevilir mi bir insan?” gibisinden sözler duyuyorum. Çok mutlu oluyorum, gurur duyuyorum. Çünkü piyasada kamera kapandığı an değişen insanlar oluyormuş. Bende öyle bir şey yok. Mesela ekip arkadaşlarım benim için çok önemli. Ya da evine konuk olduğum insanlar… Herkesi eşit görüyorum. Sanırım bu yüzden kazanıyorum.
Evimizden biri gibisiniz… 
Kamera dışında da aynı olunca, insanlara sıcak, doğal geliyor. O yüzden herkes bağrına basıyor.

Yetiştirme yurdundan çok şey öğrendim

Kasımpaşa Çocuk Yuvası’nda büyüyen Nursel, garip gelse de kendini yuvada büyüdüğü için şanslı hissediyor. “Çocukluğumda çektiğim zorluklar beni hayata hazırladı. Hayatım boyunca yalnız başarmam gerektiğini öğrendim. Anne ve babamı hiçbir zaman suçlamadım. Belki de olması gereken buydu… Bir sürü kardeşim ve Oya annem vardı. Yuva bana çok şey kattı.” diyor. 

Başarımın kaynağı heyecanım

Yemek programının başlangıcı nasıl oldu?     

Yemek programı sunmak, hiç aklımda olmayan bir şeydi. Sıradan bir günümde telefonum çaldı, “Var mısın Yok musun” yarışmasından bir arkadaşımdı arayan… “Yana yakıla seni arıyorlar” dedi. Ekranla bir alakam olmadığı için ulaşmaları zor olmuş. Böyle bir program var diye Kanal D’ye davet ettiler. İçeriği anlattılar, çok benden bir program olduğunu düşündüm. Kendimi yansıtabileceğimi, insanlarla birebir muhatap olabileceğimi düşündüm. Zaten şehir şehir gezmek de çok cazip geldi. Bütün Türkiye’yi gezmek istiyordum. Çok sıcak bir konseptti… Deneme çekimi yaptık, çok güzel geçti, içime sindi. İçime sinmeyen bir şeyi hiçbir zaman yapmadım. Heyecanlanırsam başarılı olabiliyorum. Mutfağım programı böyle başladı, üç sezon sürdü. Sonra iki sezon Show TV ile kendi evimde yemek programı sunmaya devam ettim. Şimdi yine ramazan programıyla ekranda olacağım. 
HAZIR YEMEKÇİ DEĞİLİM
Yemek yapmayı seviyorsunuz değil mi?

Dışarıda yemek yemeyi hiç sevmem.  Hazır yemekçi değilim. Çok yoğun olsam bile evde bir çorba, bir sebze yemeği olsun isterim. Bir kere kızım var zaten… İlk evlendiğimde kayınvalidem ile yaşıyordum. Çok yetenekli bir kadındı… Salata bile yapsa parmaklarınızı yerdiniz. Sanırım onunla birlikte gelişti. Damak tadım da çok iyidir.
Bu kadar lezzetli yemeğin içinde formunuzu da koruyorsunuz.
Güzel yemekleri yemeyi severim. Çok açsam bile, yemek kötüyse yemem. Aç kalmayı tercih ederim. “Ne bulursam yerim!” diyenlerden değilim. Ne bulursa yiyenlere, midelerine çöplük gibi davrananlara karşıyım. Ben yaşamak için yemek yiyenlerdenim. Sağlıklı beslenmeye özen gösteriyorum.
Kızınız da sizin gibi marifetli mi?
O da öyle… Sanırım o biraz görmeyle alakalı. Babaannesinden ve benden alıştığı davranışlar var. Onun için de illaki bir ev yemeği olacak. Hiçbir şey bulamazsa, kendi hazırlar. Her tarafı batırarak da olsa… 
Genelde ekranda tadılan her şey beğeniliyor. Nezaketten mi? Yoksa bilmediğimiz başka bir nedeni mi var?
Aslında iyi izleyicilerim bunu yakalıyor. Herkesin damak tadı ayrı ve yöresel yemekler çeşit çeşit… Hepsini beğenmem mümkün değil. Mutlaka oluyor yediğimde beğenmediğim, daha doğrusu damak tadıma ters düşen bir yemek… Nezaketen de olsa “Eline sağlık…” denmeli. “Ben bunu beğenmedim, kötü olmuş” diyemem. 
Hani tadı farklı gelir, yüzdeki ifade istemsizce değişir ya, oldu mu böyle bir şey? Ya da o anda nasıl toparlıyorsunuz?
Beğenmediğimde, “Hımm… Değişikmiş...” diyorum. 
Damak tadınıza hitap eden yöre hangisi peki?
Fark etmiyor, her yöreden beni yakalayan yemekler var. Gaziantep’i çok seviyorum, Ege yöresinin otlarını, zeytinyağlılarını, enginarlarını… 
Şehir şehir gezmek keyifli olmalı... Neden bu şekilde devam etmediniz?
Çok yoruldum. Keyifliydi ama o zamanlar ergenlik çağında bir kızım vardı. Kızıma yeterli vakti ayıramıyordum. Ondan uzak kalmaya başlayınca çok zorlandım. Şehir şehir gezmek eğlenceli gözüküyor ama inanılmaz yorucu… Sürekli bavul elimde, oteller, uçaklar, havaalanları… Artık geceleri, “Neredeyim?” diye uyanıyordum. O yüzden bırakmam gerektiğini düşündüm.
Ramazan’da konuk olacağınız ev seçimlerinde bir kriter var mı?
Bana başvururken, “Aman mutfağım küçük, evim şöyle, böyle…” gibisinden panik yapmasınlar. Çünkü ben şekilci biri değilim, böyle şeyler önemli değil. Ekran başındakiler biraz daha lüks evleri, güzel masaları, tabakları seviyorlar. Bu benimle ilgili bir durum değil. Bana sorarsanız gidip köy evinde yapalım çekimi… İşte tezgâhın altında perdesi, tabakları olsun. Ben biraz da eski kafalıyım. Köy evlerini çok seviyorum, yaşanmışlıklar daha inandırıcı oluyor. Fakat izleyicinin tercihi genelde lüks evlerden yana oluyor. Göz zevki olarak daha hoş geliyor sanırım. 

TAKLİTLER ASLINI YAŞATIR

Rakip tanımam

 Programa tepkiler nasıl? Çok fazla rakip söz konusu…
Gurur duyarak söylüyorum, bu anlamda öncülük yapmış tek programız. Rakibim yok. Hakikaten güzel bir şey başlattık. Taklitler aslını yaşattığı için rahatsızlık duyduğum bir şey yok. Başka programlar da gördükçe mutlu oluyorum. Türk milleti olarak yemekten vazgeçemeyiz. Bence her yemek programı izlenir. Ben hiçbir zaman sadece yemek programı yapmadım. Hep birebir duygumu kattığım bir atmosfer oldu. Mesela yörelere gitmek çok orijinal bir fikirdi… Kendi evimde birilerini ağırlamak çok güzel ve ilkti… 
Ramazan programında İstanbul’daki evleri gezeceğim. Bu da benim için bir değişiklik oldu, daha önce yapmamıştım. Ama bu artık son… İzleyiciden müsaade isteyerek daha farklı bir şey yapmak istiyorum. 
Ekiple aranız nasıl? Kapris yaptığınız oluyor mu?
Bana böyle bir duygu hiçbir zaman gelmedi. İnşallah da gelmez. Piyasadaki onuncu yılım, kendimi kanıtladığımı düşünüyorum. Ben hiç değişmedim, değişmeyi de anlamıyorum. İnsanlar neden değişir ki? Sadece biraz daha fazlasını bilirsin belki… Bunu bütün ekip arkadaşlarım da onaylarlar. Ekiple oturup yemek yer, muhabbet ederiz. Onları kendimden ayırmıyorum. Işıkçı ışıkları ayarlar, ben sunarım, diğeri sesten sorumlu, biri çeker, hepimiz aynı amaç için hizmet ediyoruz. Benim onlardan hiçbir farkım yok. Ben sadece ekibin yüzüyüm. Olaya her zaman böyle baktım. Bunun da değişecek bir şey olduğunu düşünmüyorum.
Uzun zamandır mutfaktasınız… Sıkılmadınız mı?
Sıkıldım! (gülüyor). Çok ciddi bir itiraf… Sıkıldığım için buna müdahale edeceğim. 29 bölümlük ramazan çekimimizden sonra sezona harika bir projeyle başlayacağım. Herkesin çok beğeneceğini düşünüyorum. Yine Show TV’de olacağım. Bu kanala yakıştığımı düşünüyorum, burada olmak hoşuma gidiyor. 
Nasıl bir program olacak bu?
Yine aynı tarzda… 
Yemekli bir şeyler mi?
Yemeksiz bir Nursel düşünülemez. Ben de yemeği çok seviyorum. Bu biraz daha yaşam üzerine bir şey olacak. Evin her köşesiyle ilgileneceğim. Daha fazla tüyo vermeyeyim, sürpriz olsun. 
Oyunculuk da yaptınız, oyunculuk mu mutfak mı?
Oyunculuğu da çok sevdim. Tiyatroya aktif olarak devam ediyorum. Kendimi bu şekilde tatmin ediyorum. İddialı değilim, amatörüm ama kesinlikle çok keyif alıyorum. Oyunculukla beslendiğimi düşünüyorum. Diksiyon olarak, insan ilişkileri olarak, heyecanımı atma açısından olsun, bana çok yararı var. 
Görebilir miyiz tekrar bir dizide, filmde?
Ben Nursel Ergin olmayı çok sevdim. Bu çok güzel bir duygu… Kendimi özel hissetmemi sağlıyor. Oyunculukta başka bir karaktere bürünüyorsun. Ayşe, Fatma oluyorsun. İyi karakter var, kötü karakter var. Ben burada birebir kendimim… Bu şekilde tanınıyor ve aranıyorum. Çok büyük bir avantaj ve sanırım bu yolda ilerleyeceğim. 

Ekranlar mutfak gibi

Şefim ve Ben Gülçin Sacihan, TGRT Haber

Yemek ustalarını stüdyosuna davet ederek birbirinden lezzetli, gösterişli, hatta ilginç yemekler yapıyor.

LEZZET YOLCULUĞU
Show TV, Turgay Başyayla 

Sunucu Başyayla, Türk Halk Müziği sanatçısı olmanın verdiği avantajı programında kullanıyor zaman zaman… 

Tadı Damağımda
Vedat Milor, NTV 

Milor, biraz elitlikten yana… Tam bir gurme diyebiliriz. Farklı restoranları gezerek lezzet keşifleri yapıyor. 

Gündüz Gece
Kürşat, Kanal7 

Ses sanatçısı Kürşat’ın sunumuyla, sadece yemekleri değil, Anadolu’nun geleneklerini, oyunlarını, düğünlerini de taşıyor ekranlara.

Lezzetin Haritası
Ezgi Sertel, Star 

Sertel, yöresel yemeklerin yanı sıra gittiği şehrin tarihi ve kültürü hakkında da bol bol bilgi veriyor.

Fotoğraflar: Bünyamin Çelik