Adıyaman'ı inceleyen araştırmacılar uyardı: Şehirleri kayalık bölgelere taşımalıyız

Düzenleyen:
- Güncelleme:
Adıyaman'ı inceleyen araştırmacılar uyardı: Şehirleri kayalık bölgelere taşımalıyız

YAŞAM Haberleri

Kahramanmaraş merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki iki depremden en çok etkilenen şehirlerden biri de Adıyaman oldu. 10 ilde 40 bin 642 kişinin hayatını kaybettiği açıklanırken, Adıyaman’da ise yaklaşık 4 bin 600 kişinin deprem nedeniyle öldüğü öğrenildi. Depremin ardından bölgede inceleme yapan araştırmacılar, şehirlerin kayalık bölgelere taşınması gerektiğini söyledi. Araştırmacılar ayrıca Adıyaman ve Hatay'da büyük yıkıma yol açan depremlerin neden bu kadar hasar bıraktığına da açıklık getirmeye çalıştı. En büyük sorunlardan birinin binalardaki rijitlik sorunu olduğunu belirttiler.

Bartın Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Selçuk Baş ve Kırıkkale Üniversitesi Geoteknik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bülent Sönmezer, TÜBİTAK projesi çerçevesinde Adıyaman'da hasar alan yapıları inceledi. Binaların tasarımının süneklik, dayanım ve rijitlik olmak üzere üç ana temele dayandırıldığını anlatan Bartın Üniversitesi inşaat Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Selçuk Baş, yaptıkları gözlemlerde hasar alan çoğu yapıda rijitlik problemi yaşandığını ifade etti. Yapının kuvvet etkisi altında şekil değiştirmeye karşı oluşan fiziki direnç olarak nitelendirilen rijitlik probleminin ayrıntılarını anlatan Baş, şu şekilde bilgi verdi:

"Genel olarak biz inşaat mühendisliği eğitiminde de binalarımızın tasarımını üç temel şeye yaslıyoruz. Bunlardan birincisi süneklik, ikincisi dayanım üçüncüsü rijitlik. Bunlar deprem yönetmeliğimizde şartnamede de belirlenmiş. Bölge özelinde olan kısımlar da var ama genel olarak söyleyebileceğim dayanım, süreklilik ve rijitlik probleminin daha çok tasarımda olduğunu gördüm. Malzeme donatı içeriği ve betonda bazı sıkıntılar olabilir ama aynı zamanda birisi yıkılmış birisi yıkılmamış binalar da var. Yumuşak kat dediğimiz rijitlik problemi. Bunun gibi birçok problemler var."

ADIYAMAN'DAKİ EN BÜYÜK PROBLEM: RİJİTLİK SORUNU

Adıyaman özeline bakalım. Adıyaman’da girişte özellikle yeni binalarda yumuşak kat ya da zayıf kat tarzı bir hasar durumları görmüyoruz. Rijitlik dediğimiz olay kolonların standardından farklı bir şekilde tasarlanması… Bunlar 2000 öncesi yapılar tahminimce; düz donatılar. Adıyaman'ın alt bölgesinde gördüğümüz şey de cadde boyunca çok yüksek katlı ticari alanları görüyoruz. Bu zaten yumuşak katın en temel sebebi. Bunların hepsini topladığınızda rijitlik problemini görüyoruz. En kritiği olan rijitliği söyleyebiliriz.

Hatay'a da gittik. Orada gördüğümüz şey zemin büyütmeleri çok fazla. Zemin etkileri fazla. Sıvılaşmadan dolayı herhangi yatan bina görmedik belki ama zemin etkileri deprem yükleri çok arttırdığı için büyük hasarlara sebep olmuş. Orada da rijitlikle alakalı kusurlar var. Deprem bina yönetmeliğinde tasarımsal ve geometri ile ilgili problemler çıkıyor, imalatla alakalı hatalar. Bu da şunu gerektiriyor; ustalarımızın, usta başımızın gerçekten eğitim alması gerekiyor. Belki şunu da yapabiliriz. Biz çok teknik bilgiler kullanıyoruz ama belki inşat mühendisliği eğitim derslerinde çok özet şeklinde anlatabiliriz. Çünkü bizim mezun ettiğimiz öğrenciler bu tasarımı yapıyor ve müteahhit oluyor. Bunları da müteahhidin anlayacağı düzeyde, kişilerin anlayacağı şekilde kısa ve özet bilgi vermemiz gerekiyor."

Adıyaman'ı inceleyen araştırmacılar uyardı: Şehirleri kayalık bölgelere taşımalıyız

ZEMİN SIVILAŞMASINA DİKKAT ÇEKİLDİ

Kırıkkale Üniversitesi Geoteknik Bölümü Öğretim üyesi Doç. Dr. Bülent Sönmezer, özellikle Hatay bölgesinde zemin sıvılaşmalarını gözlemlediklerini belirtirken bundan sonraki süreçte yapılacak binaların kayalık zeminlere yapılması gerektiğine vurgu yaptı. Sönmezer, camları bile kırılmadan yan yatan binaların zemin sıvılaşması nedeniyle hasar aldığını belirterek şu şekilde konuştu:

"Fay hatlarının olduğu bölgeyi gezdik. Özellikle alüvyon zeminler üzerinde yapılan binalarda ciddi zemin büyütmeler olduğunu gördük. Bu zemin büyütmeler sebebiyle spektral ivmeler artıyor. Binalara giren ivme değerleri çok artıyor. Bu da binalarda ciddi hasarların ortaya çıkmasına sebebiyet veriyor. Eğer biz binalarımızı kayalık zeminler üzerine yaparsak bu spektral ivme değerleri çok düşüyor. Dolayısıyla gelen kuvvetler de çok azalıyor. Bu yapılardaki hasarlar çok düşük seviyede kalıyor. Aslında şehirlerimizi kayalık bölgelere taşımamız gerekiyor. Şehirler kayalık bölgelere gittiği zaman yapı hasarları çok az olacağını düşünüyoruz.

Şimdiye kadar yapılanlarda gördüğümüzde zemin sıvılaşmasıyla ilgili özellikle Gölbaşı'nda, Türkoğlu'nda, Hatay'da, İskenderun'daki liman bölgesinde ciddi zemin sıvılaşmaları var. Zemin sıvılaşması yeraltı su seviyesinin yüksek olduğu alüvyon zeminlerde meydana geliyor. Oralarda biz çok net şekilde kum kaynamalarını gördük. O tarz yerlerde yapılaşmaya izin verirseniz yapıyı sağlam bile yapsanız binaların bir kutu gibi yan yattığını görüyoruz. Hatta bunun tipik örnekleri İzmit'te vardı. Binaların camları dahil kırılmadan binalar kullanılamaz hale geliyordu.

Gölbaşı aslında yüzen şehre dönüşmüş. İskenderun'da sahil bölgesindeki yapıların çoğu kullanılamaz hale gelmiş. Zemin sıvılaşmasına da dikkat etmemiz gerekiyor. Binaları sert sıkı zeminlere taşımamız gerekiyor. Bundan sonra bunlara çok dikkat etmemiz gerekiyor."

(İHA)

Düzenleyen:  - YAŞAM
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.
Sonraki Haber Yükleniyor...