Son olarak Unicredit'in, 2020-2023 döneminde yaklaşık 8 bin kişinin işine son vereceğini ve 500 kadar şubeyi de kapatacağını açıklaması, bankacılık sektöründe işten çıkarmaları yeniden gündeme getirdi.

Merkezi Milano'da bulunan Unicredit, İtalya, Almanya ve Avusturya'ya yoğunlaşmak üzere 2020-2023 döneminde personelinin yüzde 12 oranında düşürüleceğini, şubelerinin de yüzde 17'sine denk gelen bölümünün kapatılacağını açıkladı.

Fransız bankası BNP Paribas da İsviçre'de 250 kişiyi işten çıkarmaya hazırlanıyor. BNP Paribas, işten çıkarmalara ilişkin, "Negatif faiz oranları, düşen marjlar ve teknoloji yatırımları göz önüne alındığında, rekabetçiliği artırmak için önlemler alınması gerekiyor." ifadesini kullandı.

Almanya'nın en büyük bankası Deutsche Bank ise bu yılın temmuz ayında yaptığı açıklamada, kapsamlı yeniden yapılandırmaya giderek 2022'ye kadar 18 bin çalışanının işine son vereceğini duyurmuştu.

Deutsche Bank, çalışan sayısının 91 bin 500'den 74 bine düşürülmesinin hedeflendiğini açıklamıştı.

AVRUPA'DA NEGATİF FAİZ

Küresel olarak bankalar tarafından açıklanan işten çıkarmaların yüzde 86'sının Avrupa'da olması dikkati çekiyor.

Brexit belirsizliği, ABD-Çin ticaret ilişkileri, otomobil sektöründeki yavaşlama ve "yumuşak" küresel talep Avrupa ekonomilerini etkilerken, bankaların sıkı regülasyonların etkisinde olduğu da belirtiliyor.

Avro Bölgesi'nde ekonomik aktiviteye ilişkin endişeler ve enflasyonun beklentileri karşılayamaması sonrası negatif politika faizi söz konusu olurken, ticaret savaşları ve Brexit endişeleri de Avrupa Merkez Bankası'nı (ECB) bu politikaya yaklaştırmıştı.

Öte yandan, Avrupa ödeme pazarında, ABD'li şirketler PayPal, Google, Facebook, Amazon, Çinli Alibaba ve Tencent'ın üstünlükleri dikkati çekiyor. Söz konusu teknoloji şirketlerinin, vermeye başladığı bankacılık hizmetlerinin tüketicilerin ilgisini çektiği ve geliştireceği yeni bankacılık hizmetlerinin de geleneksel bankalar için "gelir ve müşteri kaybetme riski" oluşturduğu belirtiliyor.