Açıklamalarına; “İnandığımız şeylerin altını dolduramıyoruz.” ifadeleriyle başlayan Uğur Akkafa değerlendirmelerine; “İnanıyoruz ve inandığımız her şeyi orada bırakıyoruz. Bir gün birisi karşımıza geçip bu inandığın şeye neden inanıyorsun? Nasıl inanıyorsun? Neler biliyorsun? Diye sorsa cevap vermekte zorlanırız.” Sözleriyle devam etti. 

“Göklerde ve Yerlerde Allah’ın Varlığına Delalet Birçok Şey Var” 
Yusuf Suresi 105. Ayete atıfta bulunan Uğur Akkafa; “Yusuf Suresi 105. Ayetinde çok açık biçimde insanın Allah’ın varlığına olan, yani ibadetin en temel dayanağına uzanan inancına ilişkin örnekler var. Ayeti kerime diyor ki; göklerde ve yerlerde Allah’ın varlığına, birliğine, kudretine ilmine ve hikmetine delalet eden birçok şey var. İnsanlar bu delaletlerden görüp ders ve ibret almalı. Özellikle amel hayatında insan bu hikmetlerin varlığını açık biçimde hasretmeli.” İfadelerini kullandı. 

İnancın temelinde Allah’ın varlığına ve birliğine olan itikadın yer aldığını belirten Uğur Akkafa; “Allah, benim varlığıma ve kudretime nihayetsiz deliler vardır diyor Yusuf Suresi 105. Ayetinde. Allah sürekli olarak bütün Ayeti Kerimelerinde insana; beynini, düşüncesini, fikrini kullanmasını emrediyor. Allah’ın her kelamında bunu derin olarak hissetmek mümkün. İşte inancın temelinde de bu var. Beynimizi kullanmalıyız ve kâinatı inceleyerek Allah’ın delaletlerini keşfetmeliyiz.” İfadelerini kullandı. 

Kâinat için fabrika, dünya için ise han benzetmesi yapan ünlü sohbet üstadı Uğur Akkafa; “Kainat, adeta devasa bir fabrikadır. Bu fabrika içeride gerçekleşen devasa üretim, birçok kirliliğe de gebedir. İşte o kirlilik dünya, misafirhanesinde konaklayan insanı kirleten en temel vaziyettir. Dünya hânı, dünya misafirhanesi ise pür-ü pak, tertemiz bir yaşam alanıdır. Kâinat fabrikasında üretimden arta kalan kirler, insan misafirhanesini de kirletebilir. İnsan da bu işin bir parçasıdır. Siz hiç doğanın kendi kendisini kirlettiğini düşünebilir misiniz? Misal; ölü böcekler, sonbaharda dökülen yaprak, yaşam döngüsünü tamamlayan organik bileşenler; bunların hiç birisi kâinatın artığı sayılamaz. Her biri bir amacın vuku bulması içindir. İnsan pür-ü paklığıyla, tertemiz görünen bu hânda dünyanın mükemmel işleyişini görmekle mükelleftir.” şeklinde açıklamalarda bulundu.