MURAT ÖZTEKİN

Küçük Prens’ tarihin en popüler edebiyat eserlerinden biri oldu, bugüne kadar “dünyada en çok dil ve lehçeye çevrilen kitap” unvanını aldı. Fransız yazar Antoine de Saint-Exupery tarafından 1943’te kaleme alınan kitap, bir çocuğun gözünden modern yetişkinlerin kaybettikleri şeyleri ince bir üslupla resmetti, insanlara yaşama sevgisi aşıladı. Belki de bu yüzden çok sevildi... Dünyada Küçük Prens’e dair ilk ve tek müze ise Türkiye’de bulunuyor. Tanınmış yazar Ali Lidar’ın öncülüğünde 2020’de Eskişehir’de açılan iki bin eserlik “Küçük Prens Kitap Müzesi” aynı eserin onlarca farklı dilde yazılmış nüshalarını, farklı örneklerini ve değişik nesneleri bir araya getiriyor. Dünyanın en küçük “Küçük Prens” kitabı da müzede var, Göktürk alfabesiyle yazılmış olanı da... Müzenin katkılarıyla hazırlanan “Dünyanın Küçük Prens Kitapları” sergisi ise bugünlerde Çankaya Belediyesi Zülfü Livaneli Kültür Merkezinde görülebiliyor... Biz de Lidar’la konuştuk...

> Küçük Prens’le olan alakanız bir edebiyatçı ve edebiyatseverin çok ötesinde. Onunla aranızdaki kuvvetli bağ nasıl kuruldu?
Çok küçük yaşlarda okuduğum ve sevdiğim kitaplardan biriydi “Küçük Prens”... Ancak onun üzerine yoğunlaşmam daha ileri yaşlarda oldu. Çocuk kitabı sanılan Küçük Prens, felsefesi, metaforları ve göndermeleri çok ilgimi çekti. Öte yandan kitabın Türkçeye farklı kişler tarafından çevrildiğini öğrendim. Farklı tercümelerde ne gibi değişiklikler olabilir diye düşünürken merakla kitap toplamaya başladım. 

> Niçin bu kadar çok tercüme var?
Eserin 2015’te telif hakkı kalkınca çok çevirisi yapıldı ama ondan önce de epeyce tercüme edilmiş. Çevirenler arasında ise Ahmet Muhip Dıranas’tan Selim İleri’ye, Cemal Süreya’dan Tomris Uyar’a kadar usta edebiyatçılar var. Bence bunun sebebi okuyanların eseri çok sevmesi. Bir de kitap sembollerle dolu ve farklı kelime tercihleriyle farklı çevrilmeye çok müsait.

> Peki, zamanla nasıl ilerledi bu koleksiyon serüveniniz? Çevirilerin sonu yok gibi sanki...
Önce Türkçe “Küçük Prens’leri toplamaya başladım. Sonra bu merakı gören arkadaşlarımın da işin içerisine girmesi ile başka dillerdeki eserleri elde ettim. Velhasıl kitaba olan hayranlığım arttıkça, biriktirme tutkum da arttı. Yıllar içerisinde hatırı sayılı bir koleksiyona sahip oldum. Koleksiyonlarla alakalı zamanla sergiler de açtık. Derken koleksiyoncu olan Yıldıray Lise ve Mehmet Sobacı ile tanışıp müzeyi kurduk.

> Zannediyorum bu kitap toplama çabası esnasında enteresan hikâyeler ve türlü zorluklar yaşanmıştır...
Koleksiyonu oluşturma esnasında özel hikâyeler yaşadım. Bir defasında çıktığını duyduğum bir eser için Venezuela’daki Türk Büyükelçiliğine mektup yazmıştım. Şahsi koleksiyonumda el yazması “Küçük Prens” de var; bir dostum, doğum günümde bana yazmıştı.

> “Küçük Prens”i özel kılan şey ne? Onun aşırı popüler olma durumu sağlıklı buluyor musunuz?
Evet, “Küçük Prens” 1943 yılından beri büyük ilgi görüyor. En çok dile çevrilen edebi metin. Şu an itibarıyla 480'in üzerinde dil ve lehçeye çevrilmiş. Çünkü insanların büyüdükçe neler kaybettiğini bir çocuğun gözünden anlatıyor. Dünyada buna yaklaşan edebiyat eseri yok. Ancak bizde popüler olan değersizleşir gibi bir algı var. Bence bu, doğru değil.

EDEBİYAT SEVGİSİ BÖYLE YAPILIR
> Peki, müze hakkında insanlardan nasıl geri dönüşler alıyorsunuz?
Müzeye gelip de etkilenmeden çıkan görmedim. Hemen herkes “Bu kadarını beklemiyordum” diyor. Buraya gelen pek çok çocuk da eğer bu kitabı okumadıysa “okumalıyım” düşüncesine sahip oluyor. İnsanlara kuru kuru kitap okuyun demek yerine, kitapların farklı yönleriyle karşılaşabilecekleri dünyalar sunmak daha faydalı.     

> Koleksiyonculuğun sonu olmuyor. Hâlâ peşinde olduğunuz kitaplar vardır herhâlde?
Bir şeyin koleksiyonunu yapıyorsanız, sizde eksik olan her parçanın peşindesinizdir. Bizim müzemizde de olmayan dil ve lehçeler var. Öte yandan kafamda başka projeler de mevcut. Mesela yıllardır biriktirdiğim imzalı kitaplardan bir müze açmayı hayal ediyorum. Binin üzerinde imzalı eserim var. İmzalı Kitaplar Müzesi açarsam, bunu gören insanlar da bize eser gönderecektir diye düşünüyorum.

‘Küçük Prens’e ABD’den ödül ‘Küçük Prens’e ABD’den ödül Yönetmen Alev Baymur’un Küçük Prens Müzikal filmi, ABD’nin Los Angeles şehrinde Culver Film Festivalinde “En İyi Kısa Aile Filmi” mükâfatını aldı.