Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay Kapalı Maraş bölgesinde gerçekleştirilen ‘Kapalı Maraş Açılımı’ toplantısında basına açıklamalarda bulundu. Oktay artık müzakerelerde boşa kürek çekilemeyeceğini söyleyerek Kapalı Maraş’ın KKTC toprağı olduğunu belirtti.

Fuat Oktay’ın açıklamaları şu şekilde:
“Herkesi sevgi saygı ve muhabbetle selamlıyorum. Kapalı Maraş bölgesine ilişkin makul açılım yollarını istişare etmek için bir araya gelmekten Mağusa’da olmaktan bahtiyarlık duyuyorum. Milli bir konuda bütünleşmiş halde görmekten de mutluluk duydum. Tüm çözümsüzlüklere karşı daima Kıbrıs Türkü’nün yanında olan Cumhurbaşkanımızı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını ve başarı dileklerini iletiyorum. Geçtiğimiz aylarda Kıbrıs’ta kalıcı çözüm arayışlarına ve müzakere süreçlerine ışık tutan bir panelde bir araya gelmiştik. Tüm katkı verenlere bir kez daha teşekkür ediyorum. Yuvarlak masa toplantısı ise Ankara’daki gerçekleştirdiğimiz panelin devamı niteliğindedir. Yarım asır sonra kapalı Maraş’ta ilk kez üst düzey toplantı gerçekleştiriliyor. Hayırlara vesile olacağına yürekten inanıyorum. Bu cennet kıyı KKTC himayesinde bulunuyor. Ne hukuki ne siyasi ne de ekonomik yönden kabul edilemez kapalı kalması. Envanter çalışması da son derece anlamlı ve önemlidir. Kapalı Maraş’ın açılması için yapılan çalışmalar Kıbrıs Türkü’nün statükoyu kabul etmeyeceğinin kanıtıdır. Açılacağı laftan ibaret değildir. Kıbrıs adasında Türklerin uyguladığı baskı ve zulmü ortadan kaldırmak için çetin bir mücadele verilmiştir.”

“Kapalı Maraş KKTC toprağıdır”
Kapalı Maraş’ın KKTC’nin toprağı olduğunu söyleyen Oktay, “1974’te de bu mücadele taçlandırılmıştır. İyi niyet olarak tarafımızdan Maraş yasak bölge olarak ilan edilmiştir. 1981 yılında birinci derece askeri yasak böğle kapsamına alınmıştır. Kapalı Maraş KKTC toprağıdır. Ve KKTC makamlarının aldığı karar kapsamında kapalı askeri bölgedir. Şu an başkalarının toprağında değiliz. Bu toplantıyı Lefkoşa’da da yapabilirdik, Güzelyurt’ta da. Hukuken hiçbir farklılık yok. Kimseden izin almadık. KKTC toprağındayız ve KKTC toprağında bir toplantı yapıyoruz. Bu kadar basit. Bölgeye ilişkin envanter çalışması KKTC hükümeti tarafından yapılmaktadır. Bazı çevreler gerçekleri hala sindirememişlerdir. Kapalı Maraş’ta birçok yer vakıf arazisidir. 1950’li yıllarda İngiliz sömürge yönetimi tarafından hukuka aykırı şekilde üçüncü şahıslara devredilmiştir. BM kararları herkes için geçerlidir. Her sorun için geçerlidir. Bu konuda en küçük soru işareti dahil bulunmamaktadır. Vakıf arazileri sadece kiralanabilir. Satılamaz. Fakat mal sahibi vakıflardır” şeklinde konuştu.

“Şimdiki ortamın kimseye faydası yoktur”
Oktay, “Rumlar asılsız iddialarla yaygara kopararak Türk tarafını suçlamaktadır. Rum tarafının Kapalı Maraş ile ilgili iddialarının da gerçekle yakından uzaktan ilgisi yoktur. Kapalı Maraş’ın hayat bulması değil yarım asırdır kullanıma kapalı olması abesle iştigaldir. Burası KKTC’nin kendi toprağıdır. Kıbrıs Türkü’nün kendi toprağında kendi refahı ve ekonomisi için adım atması son derece meşrudur ve doğaldır. Askerlerimiz 1974’ten beri Kapalı Maraş’ta bulunmaktadır. Artık siviller de yaşasın istiyoruz. Burası bir cazibe merkeziydi. Şimdi hayalet şehre farelerin yaşadığı bir şehre dönüştü. Artık burada KKTC’de yaşayan Kıbrıs türkü bireylerinin her bir çocuğun geleceğine ilişkin refah seviyesinin artışıyla ilgili hakkı vardır. Burada bulunacak çözümle de sadece Kıbrıs Türkü değil Rum toplumum da faydalanacaktır. Şimdiki ortamın kimseye faydası yoktur” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, sözlerini şu şekilde tamamladı:
“Bu süreçte her bir bireyin hakkının korunması esastır. Çözüm uluslararası hukuka uygun bir şekilde gerçekleştirilecektir. TC aynı duruşunu sürdürecektir. Kapalı Maraş’ta zaman nasıl durmuşsa Kıbrıs konusunda da zaman durmuştur Kıbrıs Türkler için. Nasıl izole edilmişse Kıbrıs Türkü de haksız kısıtlamalarla karşı karşıyadır. Kıbrıs meselesi de Kıbrıs Türk halkının meşru hakları da kapalı Maraş’ın statüsü de unutulmaya mahkum değildir. Türkiye’nin bundan başka bir hedefi veya gizli gündemi yoktur. Artık müzakerelerde boşa kürek çekilmemelidir. Çekemeyiz. Siyasi eşitliğe dair ön anlaşma olmadan başlatılacak herhangi bir sürecin sonu çözümsüzlüktür. Kıbrıs Türk tarafı geçtiğimiz yıl işbirliği önerisi sundu hidrokarbon kaynaklarının paylaşımla ilgili."