ZİYNETİ KOCABIYIK

Virüsle geçen bir yılın ardından, koronavirüsün hem sağlığa hem de ekonomiye olan etkilerine ait tablo daha da belirginleşmeye başladı. İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi ve Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesinin Gilead’ın desteğiyle yürüttüğü “COVID-19 Tedavisinin Ekonomik Yükü’’ araştırmasının sonuçları açıklandı. Araştırmaya göre, Covid-19 hastalığının direkt tıbbi maliyeti, Türkiye’nin sağlık faturasına bir yılda 3,7 milyar liralık ek yük getirdi. Ancak bu, yalnızca buzdağının görünen yüzü. Dolaylı maliyetleri de hesaba katılınca Covid -19’un sağlık sistemi üzerindeki yükünün bu rakamın çok üzerinde olduğu ifade ediliyor.

TOPLAM SAĞLIK HARCAMALARININ YÜZDE 2’Sİ
Türkiye’de pandemi ile ilgili bütün sağlık harcamaları devlet tarafından karşılanıyor. Türkiye’nin Covid-19 pandemisinde dünyada en yüksek sayıda vakanın gözlendiği dokuzuncu ülke olduğu belirtilen araştırmaya göre Covid-19 sebebiyle yatarak ve ayakta tedavi alan hastaların toplam tedavi maliyetinin, devlet sağlık harcamalarında yüzde 2,0 ve SGK sağlık harcamalarında yüzde 3,8’lik bir oranı oluşturduğu tahmin ediliyor. 

AŞILAMA YAPMAK MALİYETLERİ DÜŞÜRECEK
Araştırmanın yalnızca direkt tıbbi maliyetlere odaklandığını ve bu sonuçların buzdağının görünen yüzü olduğunu söyleyen İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fehmi Tabak, ‘‘Dolaylı maliyetlerin daha da artmasını önlemek için Covid-19’un sağlık sistemine yükünü hafifletmemiz gerekiyor. İlk adım elbette aşılama. Sistem üzerindeki yükü hafifletmek için hastanede yatış sürelerinin kısaltılması ve hastaların en kısa sürede taburcu olmalarının sağlanması bir diğer önemli öncelik olmalı. Pandemi sürecinde hekim kontrollerinin ertelemesi gibi nedenlerle hepatit gibi birçok bulaşıcı hastalığın taraması yapılamadı. Bir örnek vermek gerekirse; Sağlık Bakanlığı verilerine göre 2020 yılında Türkiye’de HIV teşhisi koyulan kişi sayısı 2019 yılına kıyasla yüzde 62 azaldı. Dolayısıyla Covid -19’un önümüzdeki yıllarda toplum sağlığı ve sağlık sistemine uzun vadeli yükünün görünenden çok daha yüksek olduğunu görebiliriz’’ dedi.
Araştırmayı yürütürken Covid-19’un Türkiye sağlık sistemine olan ek maliyetini ortaya koymak için sadece test, tanı, tedavi, ilaç gibi direkt tıbbi maliyetlerin dikkate alındığını söyleyen Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Simten Malhan da “Bütün dünyada olduğu gibi hastalık hakkındaki belirsizlik, kişilerde gösterdiği farklı etkiler, organ tutulumları ve hastalığın şiddeti pek çok dolaylı maliyete de sebep oluyor. Ölüm, sakatlık ve iş gücü kaybı oldukça önemli bir hastalık yükü olarak kabul ediliyor. Bu maliyetler de göz önüne alınırsa Covid-19’un sağlık alanında Türkiye’ye ekonomik yükünün bu araştırmada hesaplanandan çok daha fazla olduğu görülecektir” diye anlattı.

AĞIR HASTALAR GİDERLERİ İKİ KAT ARTIRDI
Araştırmaya göre 11 aylık sürede toplam 2 milyon 477 bin 463 hasta yatarak ve ayakta tedavi gördü. Araştırmaya katılanların yüzde 36’sının hastalığı ağır, yüzde 17’si nin hafif, yüzde 41’inin çok hafif, yüzde 6’sı nın ise asemptomatik geçirdiği ortaya çıktı. Hastalığın şiddeti arttıkça maliyetlerin de arttığı tespit edildi. Ağır hastalık ve oksijen tedavisine ihtiyaç duyan hastalar maliyeti iki kat artırdı. 65 yaş üstü hastaların maliyetinin yüzde 1,7 daha yüksek olduğu belirlendi. 

Hastaların yarısının, eşlik eden başka bir hastalığı var
Hastaların yüzde 43’ünde eşlik eden hastalıklar bulunduğu tespit edildi. Bu hastalıklar arasında ilk sırada yüzde 23,9 oranında hipertansiyon, sonrasında sırasıyla yüzde 13,6 diyabet, yüzde 9,1 astım, yüzde 8,1 iskemik kalp hastalığı ve yüzde 7,6 kanser alıyor.  Hastaneye yatan bütün hastalar arasında ölüm oranı yüzde 9,5  olarak belirlendi.