ZİYNETİ KOCABIYIK

Türkiye onu Covid-19 pandemi sürecinde hasta hikâyelerini anlatan ilk kitap olan “Bir Türk Doktorun Korona Güncesi” kitabının yazarı olarak tanıdı. Covid-19’un en büyük hasarı verdiği New York’ta görev yapan Sine Aras Akten, pandeminin ilk günlerinde yaşananları bütün çıplaklığı ile anlattığı kitabında, koronaya yenik düşenlerin bir sayı değil her birinin kendine ait hikâyeleri olan birer can olduğunu hatırlattı bizlere. Ağustos ayında Türkiye’de yayınlanan kitap, önümüzdeki günlerde Amerika’daki kitapçıların raflarında yerini almaya hazırlanıyor. Brooklyn’deki  New York Üniversitesi’ne bağlı Woodhull Hastanesi Nefroloji Kliniğinde yöneticilik yapan Dr. Sine Aras Akten’le doktor olmaya nasıl karar verdiğini, Amerika’da bir yabancı olarak tutunma çabalarını ve günün birinde tekrar Türkiye’ye dönme özlemini konuştuk...

BABAM GÖZLERİMİN ÖNÜNDE ÖLDÜ
Dr. Sine Aras Akten, hayatını etkileyen yarım kalmış hikâyeleri tamamlamak için doktor olduğunu söylüyor. İlk yarım kalmış hikâyenin dedesine ait olduğunu anlatan Akten “Salgın bizim evde çok konuşulan bir konuydu. Çünkü dedem, annem henüz bir buçuk yaşındayken, 1957 yılında Asya gribi salgınında ölmüştü. Dedemden söz edilirken, virüs, salgın, ölüm kelimeleri çok geçerdi. Biraz daha büyüyünce dedemin tıp fakültesine gitmeyi çok istemesine rağmen parasızlıktan gidemediğini öğrendim. Bu konular geçince annemin çok üzüldüğünü fark ettim ve o zamanki aklımla, ‘büyür de doktor olursam annem çok sevinir’ diye düşünürdüm. Dedemin yarım kalmış tıp fakültesi hayali hikâyesi sürerken benim yarım kalmış hikâyem başladı. Henüz 15 yaşındayken babam gözlerimizin önünde kalp krizinden öldü ve biz hiçbir şey yapamadık. Doktor olmaya o zaman karar verdim. Çünkü babama yardım edememiştim. Benim hayatımda yardım edemediğim tek kişi babamdı. Bu acıyı bir başka çocuğun yaşamasını istemedim...”  diyor.

EN İYİ DOKTOR ÖDÜLÜNÜ ALDI
İzmirli bir ailenin kızı olan Sine Aras Akten, Ege Üniversitesini kazanmış. Dedesinin çok arzu edip de gidemediği tıp fakültesini başarıyla bitirmiş. ABD serüveni ise 2000 yılında yaz stajı için New Orleans’ta Lousiana Medical Center’a gitmesi ile başlamış. 2006 yılında Albert Einstein Üniversitesinde nöroloji ihtisasını tamamlayarak böbrek hastalıkları uzmanı olmuş. Şu anda 7,5 milyonluk bir nüfusa hitap eden New York Üniversitesine bağlı Woodhull Hastanesi Nefroloji Kliniğinin üst ihtisas dalı şefi olarak çalışıyor. Nefroloji asistan eğitimi programını da yöneten Dr. Akten aynı zamanda New York Üniversitesinde öğretim üyesi olarak görev yapıyor. Dr. Sine Aras Akten, yakın zamanda New York’ta Lider Doktorlar Derneğinin "en iyi doktorlar" ödülüne layık görülen hekimlerden biri oldu. Dr. Akten, hizmet verdiği hastaların değerlendirmeleri sonucu verilen bu ödülün kendisi için çok anlamlı ve değerli olduğunu söylüyor.

NEW YORK’TA AYAKTA KALMAK KOLAY DEĞİL
Dr. Akten, New York’ta bir yabancı olarak ayakta kalmanın çok zorluğunu şöyle anlatıyor: Sizin yapacağınız işi yapabilecek binlerce insanla yarışmak zorundasınız. Farklı bir dilin konuşulduğu, sistemi farklı olan bir ülkede diğerlerini geçmek ve fark oluşturmak için çok çalışmak zorundasınız. Hâlâ kendimi geliştirmek için yeni eğitimler alıyorum. Az uyuyorum, çok çalışıyorum...”

AMERİKAN SAĞLIK SİSTEMİ KÂĞITTAN KAPLANDI
Özel sigortalara dayalı ve birçok kişinin sigortasız olduğu Amerikan sağlık sistemindeki aksaklıkların Covid’le birlikte acı bir şekilde gün yüzüne çıktığını söyleyen Dr. Akten “Amerikan sağlık sistemi kâğıttan kaplandı; bir rüzgâra bakıyordu. Covid-19 geldi ve kaplanı uçurdu. 600 bin kişi öldü” diyor.

İĞNEYİ KENDİMİZE ÇUVALDIZI BAŞKASINA BATIRMAYI ÖĞRENMELİYİZ
Mesleğini böbrek bilimi üzerine çalışan bir klinisyen olarak sürdüren Dr. Akten aynı zamanda, doktor hasta ilişkilerini iyileştirecek yöntemleri geliştirmek için çaba harcıyor. Bunun için de tıpla edebiyatın birleştiği  “hikâye anlatıcılığı” yöntemini geliştiren Dr. Akten, yaklaşık 10 yıldır hasta hikâyeleri yazıyor. Hikâye anlatıcılığı ile hem hastalıklarla ilgili toplumu bilgilendirmek hem de hasta-doktor ilişkisinde güveni yeniden sağlamanın yollarını aradığını söyleyen Dr. Akten “Sağlık personeline yönelik şiddetin kaynağı iletişim kazaları. Hikâyeler yoluyla hem sağlık personelinde hem de toplumda erozyona uğrayan empati duygusunun yeniden kurulması için çalışıyorum. İğneyi başkasına çuvaldızı kendimize batırmayı öğrenmeliyiz” diyor. Dr. Akten, bu konuda Harvard’da açılan “Basın ve Tıp” programına kabul edilen ve mezun olan ilk Türk öğrenci olmuş. Bugüne kadar yaklaşık 500 hasta hikâyesi yazmış. Mayıs sonunda hayata geçecek bir proje için dünyanın dört bir yanından hasta hikâyesi topladığını ifade eden Dr. Akten, “Story2Heal” adlı bir webportalı dizayn ediliyor. Hasta ve hasta yakınlarının gönderdiği hikâyeleri değerlendiriyoruz.  Hasta hikâye anlatıcılığının en iyi medya portalı. Türkiye’den de hasta hikâyelerini bekliyoruz. Dileyenler hikâyelerini bana gönderebilirler” şeklindeki sözleriyle Türk hastaların da dünyaya seslerini duyabileceklerini anlatıyor.

ÇOCUKLARA BAYRAM COŞKUSUNU ÖĞRETİYORUM
Dr. Sine Aras Akten 7 yaşında Berk ve 4 yaşında Aylis isimli iki çocuk sahibi. Bayramların kendisi için bir neşe kaynağı olduğunu anlatan Dr. Akten “Gurbette de olsa çocuklarıma da bu duyguyu yaşatmaya çalışıyorum. Orucu, namazı biliyorlar. Bayram sabahı el öpüp harçlık alıyorlar. Bayram onlar için anneanne ve babaanne demek. Eğer onlar da bizimleyse, bayram sevincimiz katlanıyor” diyor.

ÜLKEME GERİ DÖNMENİN HAYALİYLE YAŞIYORUM
Evli iki küçük çocuk annesi Sine Aras Akten 20 yıldan bu yana ABD de yaşıyor olmasına rağmen her an Türkiye’ye dönerek çalışmalarını kendi ülkesinde sürdürme hayali kuruyor. Bu düşüncesini de “Ben her zaman ülkemizden beyin göçünün özendirilmesi yerine, bilgiyi ve tecrübeyi edinip ülkeye dönmeye ve uygulamaya geçmenin ana amaç olmasına inananlardanım. Umuyorum bu şansı yakalayacağım. 20 yıldır Amerika’da yaşıyorum ama gömülmek istediğim tek yer kendi ülkem” sözleriyle anlatıyor.

ÇOCUKLARIMA YARIM KALMIŞ BİR HİKÂYE BIRAKMAK İSTEMEDİM
Pandeminin en yoğun yoğun döneminde korona cehenneminde yaşananları bir doktorun gözünden aktaran Dr. Akten “Bir Türk Doktorun Korona Güncesi” kitabının ortaya çıkışını ise şöyle anlatıyor: Salgında çok zor şartlarda çalıştık. Dedemin yarım kalmış doktor olma hikâyesi bütün ailenin zihninde bilinmeyenleri de bıraktı. Ben de Covid-19 savaşının ortasındaydım ve ölebilirdim. Çocuklarıma yarım kalmış bir hikâye bırakmak istemedim. Annelerinin neler hissettiğini, neler yaşadığını bilsinler istedim. Bir eş hekim, bir anne hekim, bir evlat hekim olarak duygularımı anlattım. Kitapta yer alan hikâyelerin hepsi gerçek sadece kurguları değiştirildi. Daha önce yazmış olduğum 500-600 hikâyem var. Onların içinden dokuzunu çekip kitaba dönüştürdük” dedi. Dr. Akten pandemi sırasında en çok Bayan Cook Carolyn isimli hastanın hikâyesinden etkilendiğini belirterek “Hastanemizde görev yapan bir hemşirenin annesiydi. Kollarımda öldü. Kitabı yazışımın sebebi de bu hikâye oldu” diye anlattı. Dr. Akten kitaptan elde edilen gelirin kız çocuklarının eğitimine harcandığını da sözlerine ekledi.