ZİYNETİ KOCABIYIK

Bugün Dünya Çevre günü... İçinde yaşadığımız çevreyi ve doğayı bozmanın en kısa dönemli etkisinin insan sağlığı üzerinde görüldüğünü söyleyen uzmanlar “Bizleri evlerimize kapatan, sosyal hayatımızı, akrabalık ilişkilerimizi ve ekonomileri altüst eden koronavirüs salgını da doğaya müdahalenin sonucu ortaya çıkan çevresel kaynaklı bir olaydır” uyarısında bulunuyor.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ PANDEMİ SEBEBİ
İklim değişikliğinin insanların dünyadaki diğer türlerle ilişkisini değiştirdiğini ve bunun da enfeksiyon hastalıkları açısından büyük risk oluşturduğunu söyleyen Harvard Üniversitesi İklim, Sağlık ve Küresel Çevre Merkezi Direktörü Dr. Aaron Bernstein bu durumu “Koronavirüsün hızla yayılmasını iklim değişikliğinin tetiklediğine dair bir kanıt yok. Ancak artan çevre kirliliği ve artan yaban hayatı-insan etkileşiminin çoğunluğu hayvan kaynaklı enfeksiyonlara sebep olduğunu biliyoruz. Bulaştırıcılığı yüksek ve yayılma hızı fazla olan bu enfeksiyonlar, küreselleşen dünyada kolayca yayılıyor ve pandemi hâlini alıyor. Bunun en son ve çarpıcı örneklerinden birisi de Covid-19” sözleriyle açıklıyor.

ENFEKSİYONLARIN BÜYÜK BÖLÜMÜ HAYVANLARDAN KAYNAKLANIYOR
Avrupa Çevre Ajansı, insanlarda görülen ve ölümlere yol açan bulaşıcı hastalıkların yaklaşık yüzde 60’ının hayvanlardan geçen virüslerden kaynaklandığını bildiriyor. Önceki yıllarda ortaya çıkan ve bir kısmı hâlen devam eden HIV-1 ve HIV-2 virüslerinin yol açtığı AİDS, yine hayvanlardan insana bulaşan domuz gribi, kuş gribi en bilinenleri. Sıtma, hantavirüs, Kırım-kongo kanamalı ateşi, Batı Nil Ateşi ve hâlen hayatımızı etkileyen Covid-19.

BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK YOKSA SAĞLIK DA YOK
İnsanın sağlığı için doğanın sağlıklı olması gerektiğini söyleyen İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği Başkanı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu, insanın bağışıklığı olduğu gibi doğanın da bağışıklığı olduğunu belirterek “Bu bağışıklığı kara, su, bitkiler, hayvanlar ve mikroorganizmalardan oluşan “biyoçeşitliliğin” dengede olması sağlar. Biyoçeşitlilik doğanın gücü, bugünü ve yarınıdır. İnsan ekosistemleri bozup, biyoçeşitliliği giderek yok ederek yeşildeki ve mavideki sağlığı, düzeni bozuyor. Hasarlı doğamızda 1 milyon bitki ve hayvan türü nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya iken, biz de Covid-19 salgınında, ekosistemlere ve yaban hayatına yönelik tehditleri ele alma gereğini çok acı öğrendik. Çevremiz sağlıklı değilse, bizim de sağlıklı olamayacağımızı gördük. Çünkü biyoçeşitliliğin sorunu varsa, insanlığın daha büyük sorunları oluşur. Biyoçeşitlilik ormandır, tarladır, nehirdir, denizdir, gıdadır. Sözün özü hayatın desteğidir” dedi.

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’DEN ÇEVRE SEFERBERLİĞİ
Bu yıl Dünya Çevre gününde Birleşmiş Milletlerin Ekosistemi Yenileme On Yılı (2021–2030) seferberliği başlatacağını söyleyen Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu “Sağlıklı bir gelecek istiyorsak biz de bu seferberliğe kendimizce küçük katkılar sunalım. Bahçemizi, şehirlerimizi yeşillendirelim, kıyılarımızı, denizlerimizi, yaşadığımız her yeri temizleyelim, temiz tutalım, toprak ve suya atık vermeyelim, az tüketelim, enerji ve su verimli yaşayalım. İklim krizi ve kitlesel yok oluş karşısında gelecek 10 yıl son şansımız” dedi.