ÖMER TEMÜR

Matrix filmini sanırım seyretmeyeniniz yoktur. Dünyada insanlar artık doğmuyor, erkek ve kadınlar, makineler tarafından oluşturulmuş sanal bir dünyada yaşıyor... Ajan Smith gibi virüsler de sanal dünyayı ele geçirmek için mücadele veriyor. Oysa insanlar enerji üreten pilden başka bir şey değildir.
Morpheus‘un Neo'yla yaptığı konuşmayı isterseniz hatırlayalım: Ne yazık ki, Matrix’in ne olduğu kimseye anlatılamaz. Bunu kendin görmek zorundasın. Bu senin son şansın. Bundan sonra, bir geri dönüş olmayacak. Mavi hapı alırsan, bu hikâye sona erer, yatağında uyanırsın ve istediğin her neyse ona inanırsın. Kırmızı hapı alırsan Harikalar Diyarı’nda kalırsın. Ben de sana tavşan deliğinin gittiği yerleri gösteririm. Unutma… Sana vadettiğim tek şey gerçek, fazlası değil…  
Bu yazıyı da okuduğunuzda kırmızı hapı mı yoksa mavi hapı mı seçeceksiniz, siz karar vereceksiniz.

BİRİNCİ SANAYİ DEVRİMİ
Malum son 15 yılda birçok yeni teknoloji herhangi bir regülasyona tabi olmadan çok hızlı şekilde hayatımıza girdi. Pandemi ise bu dijital dönüşümü hızlandırdı. Maalesef bu teknolojileri sorgulayan bile olmadı.
Bugünü anlayabilmek için Sanayi 4.0'ı iyi anlamak gerekiyor. Biliyorsunuz ekonomi işveren, üretim alanı (tarla, fabrika...), işçi, aracı (tüccar, toptancı, dağıtıcı) ve tüketiciden oluşan beş ayaklı bir sistemden. Bu sistem yaratılıştan bu yana tabii olarak süregeldi. Ancak 1760 yılında dünyada ilk defa bir şey oldu. İngiltere'de gemilerde kömür ve buharlı makinelerin kullanılmasıyla üretim alanına dışarıdan bir müdahale gerçekleşti. Birinci Sanayi Devrimi ile “maden, enerji ve makine" üretim alanına dâhil oldu. Madenin bir enerji kaynağı olarak kullanılması, üretimi artırdı. Tarlalar, yerini atölye ve fabrikalara bıraktı. İnsanlar köyden şehre göçtü. Şehirleşme, işçi, işveren ve sendika kavramları doğdu. Maden ve enerji kaynaklarına sahip olmak isteyenler savaşlara tutuştu, imparatorluklar yıkıldı.

ELEKTRİK VE BİLGİSAYARLAR
İkinci Sanayi Devrimi elektriğin keşfiyle başladı. Bu dönemde elektronik cihazlar hayatımıza girdi. Hidroelektrik santralleri, termik santraller ve nükleer santral ortaya çıktı. Üretim ve tüketim arttı.
Üçüncü Sanayi Devrimi ise bilgisayar ile başladı. Üretimde otomasyona geçildi. "Verimlilik" arttı, piyasalar daha rekabetçi hâle geldi.
Bu üç devrim "üretim" alanının beş ayaklı ekonomi sisteminin merkezine yerleşmesini sağladı. Ancak Dördüncü Sanayi Devrimi ile ilk defa farklı bir şey daha oldu. Apple, 2007 yılında iPhone adında dokunmatik bir telefon çıkardı. Apple Store ile ürün ve hizmetler artık telefon kullanıcılarının parmak uçlarına kadar  geldi. Bankacılık, medya, ticaret hiç beklemeden bu küçük cihazların içerisinde girdi. Paylaşım ekonomisi ve sosyal medya kavramları doğdu. Bir anda inanılmaz veri akışı başladı. O kadar çok veri birikti ki, artık firmalar verileri harddisklerde, server’larda tutamaz oldular. Buna "big data" yani büyük veri dediler. Ardından veri merkezleri kuruldu. Büyük veri bulut bilişim ile veri merkezlerinde depolanmaya başladı. Ve yapay zekâ devreye girdi.  Aslında yapay zekâ çalışmaları daha önce vardı ama uygulama alanı bulamıyordu. Big data, yapay zekâya istediği fırsatı sundu. Bunu makine öğrenmesi izledi. Artık yapay zekâ, verileri hem analiz ediyor hem de öğrendiğini unutmuyor.
Dördüncü Sanayi Devrimi'nin mottosu “hız” ve “veri” oldu. Hızlı davranan ve “veri”yi işleyen rekabette öne geçmeye başladı. Ancak bu dönemde bir şey daha oldu. Cambridge Analytica skandalı ile tüketicilerin veri üreten bir ham maddeye dönüştüğüne şahit olduk.
Şu an Sanayi 4.0'ın birinci dalgasını yaşıyoruz. Pandemi ile ikinci dalga başlamak üzere.

İKİNCİ DALGA NE GETİRECEK?
Peki ikinci dalga ile neleri göreceğiz?
İkinci dalga 5G ile başlayacak. Birçok ülke sessiz sedasız 5G'ye geçiş yapıyor. 5G’nin internet hızı 4G'ye göre en az 10 kat artacak. Verinin gidip gelmesi 1 milisaniye içerisinde olacak. Nesnelerin iletişi dediğimiz IoT teknolojileri hayatımıza girecek. Makineler birbiriyle konuşacak. Araştırmalara göre 2025 yılına kadar en az 55 milyar cihazın birbiriyle konuşması bekleniyor. Bu süreçte makinelerin verisi de işlenecek. Artık tartışmasız günümüzün petrolü "veri"...
Bugün ABD ile Çin arasında yaşanan ticaret savaşların temelinde de “veri” yatıyor. Yeni dönemde Çin, Huawei üzerinden makinelerin verisine talip oldu. Türkiye de dâhil olmak üzere bütün dünyada tekelleşiyor. Bunu gören Trump Huawei'ye getirdiği yasaklarla Çin'in dijital hegemonyasının önüne geçmeye çalışıyor.

TEKNOLOJİ HUZUR GETİRMEYEBİLİR
İkinci dalga ile insanların yerine robot işçilerin çalıştığı karanlık fabrikaları göreceğiz. Dünya nüfusu hızla artarken insanın iş gücüne ihtiyaç hızla azalacak. Mavi yakalılar işsiz kalacak. Birçok meslek yok olacak. Yeni meslekler ortaya çıkacak ancak bunları robot yazılımlar yapacak. İşsizlik, çözümü olmayan kronik bir hastalığa dönüşecek. Beş ayaklı ekonomi sisteminde yaşanan bozulma işçi ve beraberinde tüketici kesimini yok etme riskini taşıyor. Bu da şirketlerin devletleşmesi manasına geliyor.
“İnsan olmadan üretimin ne anlamı var” dediğinizi duyar gibiyim.
Bunlar size kıyamet senaryosu gibi gelebilir ancak önümüzdeki 10-20 yıl içerisinde dünyayı kaos bekliyor. Tabii ekonomi modelinin çökeceğini şimdiden öngörenler , ortaya Evrensel Gelir Modeli adında bir öneri attı. Bill Gates, Elon Musk ve  Mark Zuckerberg gibi teknoloji devlerinin desteklediği bu modelde ise herkese karşılıksız maaş verilmesi teklif ediliyor.
Hatırlarsanız 2017 yılında İsviçre'de herkese aylık 2.500 frank verilmesi için bir referandum yapılmıştı. Ancak İsviçre halkı büyük bir erdem göstererek bunu yüzde 73 gibi büyük bir oranla reddetti.
Herhangi bir kaos durumunda teknoloji kazanımlarını kaybetmeyen şirketlerin bunu desteklemesi mümkün ancak hiçbir devletin buna gücü yetmez. Karşılıksız maaş vermeyi bir kenara bırakın şu an devletlerin Kısa Çalışma Ödeneği desteklerini bile ne kadar sürdürebileceği soru işareti. İşçinin ve tüketicinin üretim alanından çıkıp ham maddeye dönüşmesi zaten devleti vergi gelirlerinden mahrum bırakması anlamına gelir.
Peki ya ne olacak? Sırada kripto para, blockchain, VR, AR, çipler ve dijital aşılar var. Puzzle tamamlanmak üzere. Gelecekte sistemin akamete uğramaması için iş şansa bırakılmayacak. Parayı veren düdüğü öttürecek, işin şansa bırakılmaması için insanlar kontrol altına alınacak. Hâlen Çin'de Sosyal Kredi Sistemi  ile bunun pilot çalışması yapılıyor. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
Teknoloji, belki hayatımızı kolaylaştıracak ama huzur getirmeyebilir.
Seçim zamanı yaklaşıyor. Ya mavi hapı alır rüyada kalmaya devam edersiniz ya da kırmızı hapı alıp özgürlük için mücadele verirsiniz. Seçim sizin.