BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kapanmayan yara

Kapanmayan yara

Mete, kızlar tarafından Faruk’a gösterilen ilginin, kendisine gösterilmediğini, asla da gösterilmeyeceğini düşünüyordu. İçini bir sıkıntı bastı. Birkaç gündür yaşadığı güzellikler bir anda silinip gitti. Sonsuz bir keder saplandı yüreğine. Nereye gittiklerini, nereye bastığını görmüyordu.



Birkaç bardak çay içtikten sonra kalktılar. Fadime teyze, “oturun” diye ısrar ettiyse de kalmadılar. Kadının elini öpüp evden çıktılar. Mete ve İlhan ile birlikte dışarıya çıkan Faruk’u tekrar gören kızlar sevinmişlerdi. Faruk ile tekrar el sıkışarak, sokağın öbür yönüne doğru yürüdüler. Kızlar Mete’yi soruyorlardı Fadime teyzeye. -İstanbul’dan bir misafir, dedi kadın. Mete, kızlar tarafından Faruk’a gösterilen ilginin, kendisine gösterilmediğini, asla da gösterilmeyeceğini düşünüyordu. İçini bir sıkıntı bastı. Birkaç gündür yaşadığı güzellikler bir anda silinip gitti. Sonsuz bir keder saplandı yüreğine. Nereye gittiklerini, nereye bastığını görmüyordu. Bir süre dolaştılar Kuyubaşı semtini. Hiçbir yerde Nilüfer’i görememişti Mete. Zaten görse de tanıyacak hâli yoktu, kafası başka yerlerdeydi. Artık Tunalı’ya dönüyorlardı. Mete iyice suskunlaşmıştı. -Senin bir derdin var galiba?.. Mete İlhan’a baktı. “Bam teli”ne basmıştı bu soruyla İlhan. Neredeyse gözleri yaşaracaktı. -Derdim yok. Ne derdim olacak ki?.. -Ne bileyim, çok hüzünlüsün. Sürekli düşünüyorsun. -Canım sıkılıyor biraz. -Yok, sende bir şeyler var. Bana söyle. -Yok diyorum. -Var. -İnan ki yok. Fazla ısrar etme. İlhan inanmaz gözlerle baktı. -Öyle olsun bakalım... Eve geldiklerinde bahçenin kerevetine oturdular. Nurten teyze ve Meltem pencere camlarını siliyorlardı. Mete susmak istemiyor, bir şeyler konuşmak istiyor, fakat konuşacak bir şey bulamıyordu. O sırada Tülin ninenin sesi duyuldu. -Mete, koş telefon var. -İstanbul’dan mı?.. -Evet annenler arıyor. Mete yerinden fırlayarak eve geldi. Az sonra telefonun başındaydı. -Anne sen misin?.. -Evet Mete. Nasılsın?.. -Ben iyiyim anne. Siz nasılsınız?.. -Seni çok özledik oğlum. Eskişehir’i beğendin mi?.. -Çok beğendim. Ama ben sizleri çok özledim. -Sana bir haberimiz var Mete. -Ne haberi?.. Hayırdır inşallah. -Ablanı evlendiriyoruz. Mete bir an dondu kaldı. -Yaa?.. dedi sonra. -Evet. Belki inanmayacaksın ama yarın nişan yapıyoruz. Mete çok şaşırmıştı. Ne diyeceğini bilemiyordu. -Sevindim anne. Eniştemiz kim tanıyor muyuz onu?.. -Eniştenin adı Raşit. Çok iyi birisi. Onunla anlaşacağına inanıyorum. -İyi. Bir an önce tanışmak isterim. -Enişten çok efendi, terbiyeli bir erkek. İçkisi, kumarı yok. Sigara bile içmiyor. Anlayışlı, saygılı, mazbut biri. Bu zamanda öyle birini bulmam çok zor. Sende şaşırdın değil mi?.. -Gerçekten, hiç böyle birisini tanımamıştık. Nasıl buldunuz hayret. -Biz bulmadık ki, onlar bizi buldu. -Sizi bulmalarına seviniyorsunuz değil mi? -Raşit’i çok beğendik. Ablan da onunla evlenmeye razı. -Ablam da onu çok beğeniyor galiba. Eniştemiz çok mu yakışıklı?.. -Evet. Ama terbiyeli, efendi birisi olması daha önemli. -Böyle birisi ablam için büyük şans. Öyle bir erkek bu zamanda bulunmaz. -Neyse Mete. Yarın nişana geliyorsun değil mi?.. -Ben gelmeyeyim anne. Siz nişanı bensiz yapın. Birkaç gün daha kalmak istiyorum. -Peki, sen nasıl istersen. -Emel teyzelerle barıştınız mı?.. -Barıştık. Emel teyzen belki hepimizden fazla üzülmüştü. Ben onu çok kırdım ama sağolsun çok olgun davrandı. -Emel teyze gerçekten öyle. Peki Burçin geliyor mu?.. -Hayır. Annesi onunla daha yeni konuşmaya başladı. Hem sen Burçin’i düşünme artık. O insanların temiz duygularına lâyık bir kız değil. -Haklısın anne. Neyse, oradaki herkese selâm söyle. -Sen de oradakilere selâm söyle. Haydi hoşçakal. -Güle güle anne. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT