BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sarmaş dolaş oldular

Sarmaş dolaş oldular

İsmail Pehlivan, Yusuf’a işaret etti: -Te be Yusuf. Kalk bakam. Hele şu bizim adaşa bi oj geldin diyelim. Yusuf ve ustası düğün sahibi Hüseyin Ağa’nın bulunduğu çadıra doğru yürüdüler.



İsmail Pehlivan, Yusuf’a işaret etti: -Te be Yusuf. Kalk bakam. Hele şu bizim adaşa bi oj geldin diyelim. Yusuf ve ustası düğün sahibi Hüseyin Ağa’nın bulunduğu çadıra doğru yürüdüler. Saray başpehlivanının geldiğini duyan Deliormanlılar, çıldıracak gibi olmuşlardı: -Te be. Bugün burada bayram var desenize. -A be sanki, Kosova Meydan savaşı olcak gibi heyecanlıyım. -Tövbe tövbe. Daha neler? -Kızma ba. Napayın elimde değil, heyecanımı ancak büle annatabildim. Güleş de savaş değil mi? Yusuf da ustasını bu kadar heyecanlandıran saray başpehlivanını çok merak ediyordu, saraya başpehlivan olmak onun da rüyasıydı. Ancak, Abdülaziz Han’ın şehit edilmesine pehlivanlar karıştığı için Abdülhamid Han, saraydaki pehlivanları, gerekli yardımı yaparak memleketlerine göndermişti. Yusuf, çadırda, Hüseyin Ağa’nın yanındakini görünce, “vay be” demekten kendini alamadı. Tam karşısındaki sedire çok temiz ve çok güzel pehlivan giysisi giyinmiş iri yarı 35 yaşlarından bir pehlivan oturmuştu, etrafına tebessümler dağıta dağıta birşeyler anlatıyordu. Yalnızca Rumeli pehlivanlarının özel giysileri vardı. Anadolulu pehlivanlar mahalli giysiler giyerlerdi. Efsanevi Rumeli Pehlivan kıyafeti şöyleydi: Siyah şayaktan bir potur, mavi çuhadan bir mintan, yeşilli kırmızılı bir Rumeli kuşağı, bir gömlek, bir de basma entari, başında beyaz fes gibi bir serpuş, üzerinde temiz alnının yarısını örten mor renkli menekli bir burma sarık, ayağında bir yün çorap, bir de sivri burunlu yerli işi ökçesiz papuç. İsmail Pehlivan, misafiri görünce bağırdı: -Bre Nasçılı oj geldin bre! Şu son günlerimde benim yüzümü hemşehrilerimin önünde toprağa sürtmek, çayırın otlarını yoldurmak için mi geldin? Kel İsmail’in top gibi patlayan sesi üzerine dönen Nasçılı İsmail Pehlivan, adaşı Kel’i görünce büyük bir gürültüyle yerinden fırladı: -Vay benim Kel adaşım. Sen burdasın ha! Bre, senin, burda olduğunu bilsem iç gelir miydim? Te be, Abdülaziz’in başpelvanı diye bilindikten soona buralarda yenilmek ister miydim. Ben, bilmez miyim senin ne belalı bi kel olduğunu. İki pehlivan, iki dağın birbirlerine kavuşması gibi büyük bir gürültüyle sarmaş dolaş oldular. Nasçılı İsmail Pehlivan Şumnu’nun batısındaki Eskicuma’nın Nasçılı köyündendir. Nasçılı İsmail Pehlivan, Sultan Abdülaziz’in başpehlivanlarındandı. İki pehlivan birbirinden ayrıldıklarında, İsmail Pehlivan, adaşının gözyaşlarını tutamadığnı gördü, şaşırdı, ne olmuştu acaba? Devamı yarın
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT