BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İklim senaryosu

İklim senaryosu

Kışın beyazını, yazın güneşini, baharın tomurcuğunu, sonbaharın buruk sarısını tadıyla ve dolu dolu yaşadığımız günleri özlemeyen var mı? Gençlik çağımızın fiziğinde değiliz, metabolizmamız değişiyor, bedenlerimiz eskiyor, beyinlerimiz olgunlaşıyor.



Kışın beyazını, yazın güneşini, baharın tomurcuğunu, sonbaharın buruk sarısını tadıyla ve dolu dolu yaşadığımız günleri özlemeyen var mı? Gençlik çağımızın fiziğinde değiliz, metabolizmamız değişiyor, bedenlerimiz eskiyor, beyinlerimiz olgunlaşıyor. Çevremizi de farklı duyuyor ve anlıyoruz. Elli yıl önceki dünya ile şimdiki dünya bire bir ölçülerinde değil. Eşyanın tabiatı hırçınlaştı. İnsanın insanla, insanın çevreyle, insanın zamanla nispetleri değişti. Baksanıza 1+1 bazen ikiden az, bazen ikiden fazla etmeğe başladı. İklimler değişti. Fırtınalar yönünü şaşırdı, kasırgalar yörüngesinden oynadı. Eskiden iklim cephelerinin altından geçen hafif serpintiler görürdük. Şimdi tam cepheden vuruluyoruz. Bu yıl yaşadığımız hızlı, çaplı ve soğuk kışı düşünün. Güney kutbunda buzullar koptu, Trakya’da kar patlaması olarak bizi vurdu. İklimdeki bu küresel değişiklik 2050 yılına kadar bir milyon kuş, sürüngen, memeli, böcek ve bitki türünün yok olmasına yol açacakmış. Ne olacak bu dünyanın hâli? Amerikan Fortune dergisi 9 Şubat 2004 sayısında bunu işlemiş. Yazıdan Pentagon’un uzun yıllardır küresel ısınma risk ve sonuçlarını araştırdığını da öğreniyoruz. Üç önemli ikaz var. Birincisi, tedrici değil, küt diye kesilip tersine dönen iklim değişiklikleri yaşayacağız. Bu ise insanların yeni havalara alışmasını, tedbir almasını zorlaştıracak. İkincisi, bu zamana kadar iklim değişiklikleri tabii mecrâsında kendi dinamikleriyle oluyordu. Bundan sonra obur sanayileşmenin çıkardığı karbondioksit gazının boğucu sera etkisini yaşayacağız. Atmosfere yayılan karbondioksitin dörtte biri ABD çıkışlı idi. Şimdi bunlara Hind ve Çin emisyonlarını da eklemek lâzım. Çin çeyrek asra kalmadan ABD’den daha fazla gaz çıkaracakmış. Üçüncüsü, uydu fotoğraflarından anlaşıldığına göre Kuzey Kutbu’ndaki buzullar 1970’ten beri eriyip küçülüyor. Eriyen buzullar okyanusların tuzluluğunu azaltıyor. Atlas okyanusundaki tuz dengesinin kaybolması Amerika ve Avrupa iklimini düzenleyen golfstrim su deveranını bozacak ve durduracak. Yani Kuzey Amerika ve Avrupa kıt’aları keskin soğuklarla Sibiryalaşırken Meksika ve Kuzey Afrika sıcaktan kavrulacak. Şiddetli fırtınalar bazı bölgelerde tarımsal üretimi engellerken, yangınlar büyük ormanları tehdit edecek. Pentagon uzmanları küresel ısınmanın güvenlik boyutunu da merak etmişler. Avrupa’da La Haye başta olmak üzere birçok sahil şehrinin, Amerika’da California eyaletinin Bangladeş’i andıran su baskınlarıyla oturulamaz hâle geleceğini bulmuşlar. Bu kadar soğuk ve kuraklık elbette sosyal neticeler doğuracak. Kaç milyar insan can havliyle ülkeler ve kıt’alar arasında göç kervanları oluşturacak? Toplumlar arasında ne tür sürtüşmeler çıkacak? Su ve hammadde kaynaklarına sahip olmak için kaç savaş yaşanacak, erkek nüfusun yüzde kaçı savaşlarda telef olacak? Ektiğimiz kötülükleri, yarın torunlarımız felâket olarak biçecek. Buna hakkımız var mı? Çevre Haftasında bu felâket senaryosunu ben çizmedim. Amerikalılar öyle hesaplıyor. Yaklaşan başkanlık seçimlerinde kullanacaklardır. Bakalım, görelim.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT