BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bu işin şartı şurtu yok

Bu işin şartı şurtu yok

Gelinim Olur musun?” programı final gecesinde yüzde 70’lik seyir oranını yakalayınca adet üzere uzmanlardan yardım istedik. Nedir bu işin hikmeti hesabı?



Gelinim Olur musun?” programı final gecesinde yüzde 70’lik seyir oranını yakalayınca adet üzere uzmanlardan yardım istedik. Nedir bu işin hikmeti hesabı? Televizyon başındaki her yüz kişiden 70’i bu programı seyretmiş. Uzmanlar ne desin, “Efendim özele olan merakımızdan” diyorlar. Aynı programın tekrarı yapılsın, seyirci sayısı dörtte bire düşer: O zaman uzmanlar ne der? Efendim ilgi azalması.. Eskiden her derdin ilacı, “Efendim eğitim şart”la biterdi. Hadi bir daha eğitelim efendim. ..... Eğitim sıkınca fert başına milli gelir devreye girdi. Şimdi o da sıkmaya başladı... Fert başına deyince sanki her ferde tek tek iş düşüyormuş gibi anlaşılıyor. Oysa geliri arttırmak başkalarının işi. En iyisi biz beslenme alışkanlığına bağlayalım. Beslenme deyince diyetisyenlere para kazandıran, protein, karbonhidrat, yağ, tuz şeker hesabının yapıldığı beslenme değil..nereden beslendiğimizin, geçindiğimizin hesabı. Çoğumuz “olsa da olur olmasa da” kategorisine giriyoruz. Zengin olma hayali kuranların hesaplarının bir ucunda hep bir kamu kurumu vardır. Çünkü oralarda , “Olsa da olur, olmasa da” hesabı yapılmaz. Uydurmak esastır. Uydurulmuş gibi yapmak. Şunu TRT’ye satarsak.. Bu ihaleyi belediyeden alabilirsek.. Bayındırlık’ta bir tanıdık bulursak.. Projemizi Sağlık Bakanlığı’na onaylatabilirsek.. Bu işi kotarabilirsek.. Tayini yaptırabilirsek.. Eee, sıra bize geldi mantığı. Sıra bize geldi demek, herkes götürdü, biz hep bekledik hazır fırsat çıkmışken demek.. ..... Bu durumda ne seyrettiğimizin, neye ilgi duyduğumuzun ne önemi var. Geriye bakınca Bundan 20 yıl sonra Türkiye’nin 1994-2004 dönemine gözatanlar en önemli gelişmeler olarak neleri kaydedecekler? Büyük depremi hatırlayabilecekler mi? Çifte ekonomik krizi nasıl görecekler? Aylarca ‘Cumhuriyet döneminin en ağır krizi’ deyip durduğumuz çöküntüyü önemseyecekler mi? Yoksa Çorum’da leblebi üretip Japonya’ya satan tüccarı mı öne çıkaracaklar? Türk bisküvisinin Gana’dan Kuzey Irak’a kadar dünyayı istila etmesine ne diyecekler? Çin ve Hindistan’ın yükselen ticaret ve teknoloji rekabetine Türkiye’nin hazırlığını ve tepkisini nasıl notlayacaklar? Yaşlanan ve sosyal güvenlik sistemleri çıkmaza giren Avrupa’nın Türkiye’ye dönüp de ‘Belki üyelik bile veririm ama emeğin serbest dolaşımını istemem’ demesini komik bulacaklar mı? Cümleten Brüksel’e kilitlendiğimiz 17 Aralık’ta Avrupa’nın bize ‘Gelin bir görüşelim bari’ demesini sembolik olarak mı görecekler yoksa gerçek bir dönüm noktası mı? Batıda suyu çıkan köşe yazarlığı kurumunun 2004 yılında Türkiye’de hâlâ devam ediyor olmasına ne anlam verebilecekler?
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT