BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bu kafa değişmeli!..

Bu kafa değişmeli!..

Hep aynı filmi “yeni baştan” oynatıyor, üstelik oynattığımız filmde oynuyor ve sonra dönüp dolaşıp “aynı noktaya geliyoruz!..”



Hep aynı filmi “yeni baştan” oynatıyor, üstelik oynattığımız filmde oynuyor ve sonra dönüp dolaşıp “aynı noktaya geliyoruz!..” “5 gün ara ile”, Milli Takım için yazdıklarımıza, söylediklerimize bir bakın!.. Arnavutluk maçında, “özellikle ikinci yarıda” başta Yıldıray olmak üzere birkaç futbolcumuz “gollük fırsatlarda” ağları görebilse ve maçı “5’lik yapabilse” idik; ne yazacaktık; işte “dün” yazdıklarımızı!.. Yani?.. “Bir maçta” yerle yeksan ediyoruz; ümitler dönüyor iğdeye!.. “Bir maçta” göklere, yerlere sığdıramıyoruz; “oldu bu iş, gittik Almanya’ya!..” Bre aman. Sanki “koca grupta” sadece Türkiye var; “ötekiler armut topluyor!..” “Biraz sakin düşünebilsek”; 5 günde oynadığımız ve “kazandığımız” iki maçın, “Kupa statüsü ve rakiplerimizin de bizim maçlarımızla beraber oynadıkları maçlarda aldığı sonuçlar bakımından”, böylesine “şıkır şıkır oynanacak” bir tabloyu ortaya çıkarmadığını göreceğiz!.. Zira, “yol kısaldı”, yani “kalan 7 maçlık seri, 5 maça düştü” ve hâlâ Ukrayna ile Yunanistan “bizim önümüzde!..” Yunanistan da, bizim art arda geçtiğimiz rakipleri “2 galibiyet ile ve 5 - 1’lik gol averajıyla” geriye bıraktı!.. Ukrayna ise, “puan kaybetmesi çok muhtemel” Danimarka önünde “tek golle 3 puan alarak”, aramızdaki “5 puan farkı korudu!..” Türkiye’nin grup birinciliği için “Ukrayna’nın iki maç kaybetmesi, Türkiye’nin tek puan bile kaybetmemesi gerek!..” Bu nasıl “şıkır şıkır oynanılan” bir tablodur? Geliyorum, “asıl” konuya!.. Türkiye için “bu iş tamam, Almanya’ya yolu açıldı” diyebilmemiz için, “hiç olmazsa” rakiplerimizin “son oynadıkları” maçları, bu maçlardaki “futbollarını” görmemiz gerekmez miydi? Gürcistan’ı, “2 felaket gol yiyerek ve rakibe 3 tane de mutlak gol fırsatı vererek”, buna karşılık “defansı daha oyunun başında sarı kartlarla ve sakatlıklar ve mecburi oyuncu değişiklikleri ile tamamen ambale olan”, ikinci yarı da oyundan düştüğü anlarda “orta sahasında değişiklik bile yapamayan” ve teslim olan rakibimizi “kalecisi dahil zorunlu değişikliklerle topal hâle gelmiş” bu defansın da “büyük yardımı” ile delik deşik ederek geçerken, acaba “Yunanlılar” ne yaptılar, Ukraynalılar ne yaptılar, Danimarkalılar ne yaptılar? Yunanistan - Arnavutluk maçını seyredemedim; ama Ukrayna - Danimarka karşılaşmasını “dikkatle izledim!..” “Keşke”, 5 - 2 kazandığımız maç sonrasında “Her şey güzel, her şey tamam, bu işi bitireceğiz, bitiriyoruz, bitirdik” diye yazan - çizen arkadaşlarım da “bu karşılaşmayı izleyebilselerdi!” Ukrayna’nın, “müthiş” soğukkanlılığını ve oyun disiplinini, “Shevchenko’suz” bile, “gol için sağlı sollu aç kurtlar gibi saldıran” Danimarka’yı nasıl yendiğini göreceklerdi... “Mutlak galip gelmek için oynayacak” Türk Milli Takımı’nın “Gürcistan önünde 2 gol yiyen ve rakibe 3 gol fırsatı veren” defansına karşı Danimarka’nın da “neler yapabileceğini” tahmin edebilecek bir noktaya gelecek ve “büyük bir iyimserlik” yerine, “kalıcı, tedbirli, temkinli bir ümidi” yeşerteceklerdi!.. Seyrettiğim Ukrayna - Danimarka maçında hep şunu düşündüm: “Orada”, tıpkı Danimarka maçındaki gibi “disiplinli ve defansa dönük” oynayacak olan “Shevchenko’suz” bir Ukrayna’yı yenebiliriz; ama “acaba Shevchenko’suz yakalayabilecek miyiz?..” Ama, “burada”, gruptan çıkabilmek için “mutlaka galip gelmeyi sağlayacak” bir ofansif taktikle oynamamız gerektiğinden, çarşamba gecesi, hem de Kiev’de “futbol olarak” Ukrayna’nın çok üstünde görünen ve “çok tehlikeli forvetleri” olan Danimarka’yı yenmemiz mümkün olacak mı? Bakınız, daha “disiplinli futbolun öncülerinden olan” Yunanistan’dan söz etmiyorum!.. Kendimizi de, milletimizi de aldatmayalım!.. Evet, “Almanya’ya gidebiliriz” ama, “böyle” 4-5 günde “karadan aka, aktan karaya gidip gelmek” ile ve “acûlluk ederek” değil!.. Buna, “5 gün içinde” Türk Milli Takımı’nı “en kötü ile en iyi arasında getirip götüren” teknik direktörümüz de dahil!.. “Gürcistan’ı, Arnavutluk’u yendik” diye elbette memnun olacağız ve sevineceğiz ama kendi kendimize de soracağız: “Zaten bunları da yenemeyeceksek, Almanya’da işimiz ne?” Bu sorunun cevabını verebilmek için “dünkü” Türkiye Gazetesi’nde sevgili Şirin Berber’in “Gürcistan - Türkiye maçı ile ilgili” enfes analizini “iyi” okumak gerek!.. Yarış “pohpohlamak” ile “kötülemek” yarışı olmamalı!.. “Gerçekleri görebilmek” ve “yazabilmek” yarışı olmalı!.. Futbolumuz için. Türkiye için!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT