BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tek derdim özgür KKTC

Tek derdim özgür KKTC

“Dayatmalara, baskılara asla boyun eğmem. Yorgun düşenler elbette istifa edecekler. Milletim yeri geldiği zaman da bunların takdirini güzel şekilde yapacaktır. Giden arkadaşlar, şimdi nasıl liderle çalıştıklarını, gittikleri yerde anlayacak ama iş işten geçmiş olacak.”



> Nuri Elibol Rabat’tan bildiriyor RABAT - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) menfaatleri neyi gerektiriyorsa onu yapacağını belirterek, “Bizim asıl derdimiz, KKTC’yi artık yıllardır çözümsüzlüğe mahkum eden bir anlayıştan kurtarıp çözüme kavuşturmak ve KKTC’nin tüm dünyada tanınan bir devlet haline gelmesini sağlamaktır” dedi. Başbakan Erdoğan, Fas’ın başkenti Rabat’ta düzenlediği basın toplantısında, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını cevaplandırdı. “Gümrük Birliği anlaşmasının AB’ye yeni katılan üyeleri de kapsayacak şekilde genişletilmesine ilişkin protokolü Türkiye’nin kabul etmesi, Rum yönetimini tanıyacağı anlamına gelir mi?” şeklinde soru üzerine Erdoğan, protokolün konuyla ilgili 19. paragrafına Türkiye’nin ilave ettiği maddeden sonra, konuyla ilgili AB’deki “havanın” değiştiğini söyledi. “AB yetkililerinin de dediği gibi Türkiye’nin bu protokolü imzalamasının genel bir tanıma anlamına gelmeyeceğini” vurgulayan Erdoğan, bu konuda bir mektup teatisi başlattığını, Türkiye’nin protokole koyacağı bir şerhin her şeyi engelleyeceğini kaydetti. Dayatmalar bitti Türkiye’nin KKTC’nin menfaatleri neyi gerektiriyorsa onu yapacağını belirten Erdoğan, şöyle konuştu: “Bizim asıl derdimiz, KKTC’yi artık yıllardır çözümsüzlüğe mahkum eden bir anlayıştan kurtarıp çözüme kavuşturmak ve KKTC’nin tüm dünyada tanınan bir devlet haline gelmesini sağlamaktır. KKTC’ye niye uçak inip kalkmıyor, ticari kültürel ilişkiler yapılamıyor. Şunu iyi değerlendirmemiz lazım: Ortada fiili bir durum var. Hamaset bu işi kurtarmıyor. Bugüne kadar bu işin hep hamaseti yapıldı. Bununla da bir yere varılamadığı görüldü. Bizim iktidarımız bu konuda, çözümsüzlük çözüm değildir diyor. Bu çözümde KKTC halkının kararı da bizim için önem taşıyor. Biz de o karar çerçevesinde garantörlük haklarımızı kullanıyoruz.” KKTC’de ekonomik, kültürel, ticari alanlarda bugüne kadar pek bir şey kazandırılamadığını, ancak siyasi alanda bazı haklar kazanıldığını vurgulayan Erdoğan, artık Türkiye’nin üzerine KKTC dayatmasıyla gelinemediğini, KKTC Başbakanı’nın bir çok ülkede toplantılara katıldığını ve yabancı işadamlarının KKTC’ye gitmeye başladıklarını söyledi. Millet cevap verir Erdoğan, bir gazetecinin, partisindeki istifaları neye bağladığını, sorması üzerine, bu tür istifalar ilk defa başlamadığını, geçmiş siyasi tarihte de yaşandığını söyledi. Erdoğan, güçlü bir gruba sahip olan partisinin şu ana kadar belirlemiş olduğu hükümet programını Acil Eylem Planı çerçevesinde aynı hassasiyetle sürdürdüğünü ifade ederek şöyle konuştu: “İstifa eden arkadaşların niçin istifa ettikleri üzerinde duracak değilim. Bu kendilerinin bir siyasi takdiridir. Yorgun düşenler elbette istifa edecek. Bunları tamamen milletimin takdirine bırakırım. Milletim yeri geldiği zaman bunların takdirini gayet güzel şekilde yapacaktır. Özellikle şahsıma yönelik değerlendirmeleri, hatta iftiraları kabul etmem mümkün değil. Onu da kendi gelecek siyasi hayatlarında daha önce nasıl bir siyasi liderle çalıştıklarını şimdi ise nasıl bir atmosferde çalışıyoruz, bunu gayet iyi görecekler. Ama iş işten geçmiş olacak.” Erdoğan, istifaların erken seçim aracı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, “Milletimiz bize 5 yıl için görev verdi. Hükümetimiz bu süreyi yönetme azim ve kararlılığındadır” dedi. Siyaset içinde doğdum Erdoğan, bazılarının “yedek liste” olması konusunu gündeme getirdiklerini hatırlatarak, şunları kaydetti: “Peki onu il genel meclisinde, belediye meclislerinde niye gündeme getirmiyorsun? Orada da yedek listeler var. Orada evet diyorsun, öbür tarafta niye evet demiyorsun? Hiçbir zaman bir parti kalkıp da zaman içerisinde oluşan sanal veya dayatmacı havaların oyuncağı haline getirilemez. Getirildiği zaman bu sadece bir partide istikrarsızlık nedeni olmaz, ülkede istikrarsızlık sebebi olur. Bizler ülkemizin güvenilirliğine, istikrarına yönelik bu tür çabaları destekliyorsak, ona eyvallah diyelim, ama şahsen böyle bir şeyi kabul etmem mümkün değil. Şu ana kadar edindiğim siyasi tecrübe de bana bunu gösteriyor. Ben 3 yıllık, 5 yıllık bir siyasetçi değilim. Ben siyasetin içinde doğdum. Bundan sonraki süreçte de yine aynı kararlılıkla siyasetimi oluşturmaya, ülkeme, insanıma hizmet etmeye devam edeceğim.” İncirlik üssü Bir gazetecinin, “ABD İncirlik konusunda Türkiye’den ne istiyor? Ayrıntıları belli oldu mu? İncirlik üssüne ilişkin taleplerle ABD Kongresi’nde soykırım tasarısı onaylanması arasında bağlantı kuruluyor. Böyle bir olasılıkta Türkiye’nin tepkisi ne olur?” sorusu üzerine Erdoğan, şunları kaydetti: “İncirlik konusunda özellikle demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olarak müttefik olduğumuz bir ülkeye karşı verilebilecek desteği, bir NATO çerçevesinde, iki BM insani yardım noktasında, bugüne kadar verdiğimiz gibi bundan sonra da bunları verebiliriz. Fakat her talebin karşılanması hiçbir zaman mümkün olmayabilir. Bu talepler ifade ettiğim çerçevede olursa veriyoruz, vermeye devam ederiz. İlke noktasında sıkıntımız yok. Fakat bunu sözde Ermeni soykırımıyla özdeş hale getirme istikametindeki bir gelişme bizi doğrusu üzer. Böyle bir şeyi bugüne kadar ABD parlamentosu yapmadı, bundan sonra da doğrusu yapacağına inanmıyorum.” Türkiye’nin bu konuda devlet arşivlerini sonuna kadar açtığını hatırlatan Erdoğan, Amerika’nın da tarihçilerini, hukukçularını bu konuda görevlendirmesi gerektiğini belirtti. Belgeleri yok Erdoğan, “Çünkü aldığınız kararlar sadece bir ülkeyi ilgilendirmiyor. Eğer bunun muhatapları da varsa dolayısıyla bu kararın orayı da olumsuz istikamette etkilememesi lazım. Nasıl bize, ‘İncirlik üssüyle ilgili durum nedir, ne değildir? Ne kadar kullandırıyorsunuz veya kullandırmıyorsunuz?’ sorusu soruluyorsa, bu sorunun karşı tarafa da aynı şekilde sorulması gerekir. Bizim hassasiyetimizin olduğu bilinmelidir” diye konuştu. Erdoğan, Türkiye’nin Ermenistan’a, Ermeni halkına karşı herhangi bir kini olmadığını söylediğini vurgulayarak, “Tüm devlet arşivlerimizi açtığımızı söyledik. Gelin ve bu konuda gerekli incelemeleri yapın dedik. Ama kendileri, ‘artık bizim arşivlerle işimiz yok’ dediler. Kaçan da onlar, arşivlerle işimiz yok diyen de” dedi. “Bu noktada bilgiye, belgeye dayanmadan atılan iftiralar üzerine bir milleti, bir ülkeyi suçlamaya kalkılırsa o ülke de böyle bir suçlamayı asla kabul etmeyecektir” diyen Erdoğan, Türkiye’nin böyle bir suçlamayı kabul etmediğini, çünkü belgelerin, bilgilerin kesinlikle bu tür iftiraları, bu tür zanları yalanladığını söyledi. Çok düğme var Erdoğan, bir gazetecinin, “Bir süredir ‘bizim için düğmeye basıldı’ diyorsunuz. 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in de gazetelerde, derin devlete ilişkin açıklamaları var. Demirel, ‘Derin devlet boşluğu sever’ diyor. Kara Kuvvetleri Komutanı’nın Irak’la ilgili açıklamalarına değiniyor. Demirel, ayrıca, ‘Ben, Menderes ve Tayyip Bey gücü paylaşmayı sevmiyoruz, biz Jakobeniz’ diyor. Ne diyorsunuz?” sözleri üzerine, şunları söyledi: “Ben Demirel ile medya aracılığıyla konuşmak istemem. Siyasi tecrübesine de saygı duyarım. Gerek Irak politikasıyla ilgili, gerek bayrak hassasiyetiyle ilgili, gerekse Jakoben yakıştırmasıyla ilgili düşüncelerini paylaşmam mümkün değil. Bir hükümet adına konuşma yetkisi sadece Türkiye Cumhuriyeti hükümeti başbakanınındır, hükümet sözcüsünündür, ilgili bakanların da ilgi alanlarıyla alakalıdır.” Erdoğan, “düğmeye basma” konusuyla ilgili olarak da, “Düğme tek değil, düğme çok... Kim ben güç dengesiyim diyorsa onun önünde bir düğme var ve güç dengeleri de bu düğmeleri kendilerine göre kullanıyorlar. Bunun şu veya bu olduğunu, sizler de benim kadar takdir edersiniz. Çünkü şu veya bu yok, şunlar veya bunlar var” dedi. Sekreter değilim Kimsenin kendisine duvar ördüğü, çembere aldığı diye bir durumun olmadığını ifade eden Erdoğan şöyle devam atti: “Başbakan bir sekreter değildir. Başbakan’ın işi gücü var, Başbakan çalışıyor. Oturup telefon bekleyen bir başbakan da yok, sürekli olarak ulusal ve uluslararası toplantılara katılan, yatırımları takip eden, koşturan, ekibiyle birlikte çalışan bir Başbakan var. Mümkün olduğunca basından arayanlarla da biz görüşüyoruz. ‘Ulaşamıyorum’ diyenlerin şöyle bir çetelesini çıkarın. Ama ‘ben her istediğimde ulaşayım’ derse, kusura bakmasın, her istendiğinde kendisine de ulaşılamıyor... Kimsenin bana duvar ördüğü, çembere aldığı diye bir şey asla yok. Çünkü benim politikalarım, çember politikaları üzerinde yürümez, devamlı halkımla beraberim. Medya burada, edebi, adabı içerisinde, şahsımla ilgili haberleri yapsın... Belden aşağı vurduğu zaman bu bizi rahatsız eder. Bu, mesleğin de edebine, adabına, siyasetin de etik değerlerine yakışmaz. Gecesini gündüzüne katarak koşturan bir ekibe bu tür yakıştırmalar, doğrusu pek hoş pek uygun olmuyor.” Yanlış yapıyorlar Erdoğan, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın tekrar yargılanması gündeme geldiğini iddia ederek böyle bir yargılamaya imkan verilip verilmeyeceği yönündeki bir soru üzerine, gündeme gelmeyen bir konuyu gündeme taşımanın, ülkede bir huzursuzluğa yol açacağını söyledi. Konuyu gündeme taşıyan medyanın da yanlış yaptığını ifade eden Erdoğan, “Resmi gündemde olmadığı halde, bunu gündeme taşımak çok çok yanlıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bu konudaki kararını verir. Türkiye, bu karardan sonra yasalar çerçevesinde ne yapacağını o zaman belirler. Ama şu anda, böyle bir şey yokken, bunu da şöyle olacak, böyle olacak diye değerlendirmesini yapmamız, Türkiye’yi huzursuz etmektir. Böyle bir huzursuzluğa da alet, aracı olmam” diye konuştu. İlişkiler artacak Erdoğan, yaptığı basın toplantısında, Tunus ve Fas gezisine ilişkin açıklamalarda bulundu. Gezide, Türkiye-Fas ilişkilerini olduğundan çok daha ileri götürmek için bir siyasi irade olduğunu gözlemlediğini bildiren Erdoğan, iki ülke arasında imzalanacak serbest ticaret anlaşması için hukuki zemin hazırlanacağını ve bunun yatırım yapmak isteyen müteşebbislere yol haritası olacağını ifade etti. İktidara geldikleri günden beri çeşitli ülkelerle görüşmeleri hızlandırdıklarını ifade eden Erdoğan, üst düzey görüşmelerin, “2005 Afrika Yılı” ilan edilmesi sebebiyle başlamış olduğunu bildirdi. Erdoğan, “Ülkelerinin Avrupa-Akdeniz havzasında bir farklılığı var. Bu bakımdan kendileri ile olan siyasi, askeri, ekonomik, ticari, kültürel, turizme yönelik çalışmalarımız da bundan sonraki süreçte artarak devam edecek” dedi.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT