BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Enflasyonsuz yaşayacağız

Enflasyonsuz yaşayacağız

TGRT HABER TV'de yayınlanan 'Ankara'nın Gündemi'ne konuk olan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dr. Bülent Gedikli, "Ekonomimiz iyi yolda. Artık enflasyonsuz yaşamaya alışmalıyız" dedi



> Suavi Kemal Yazgıç ANKARA - AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Dr. Bülent Gedikli, ekonomik göstergelere göre Türkiye ekonomisinin iyi yolda gittiğini belirterek, "Fiyatlar belli bir düzeyde seyrediyor. Enflasyon tek haneli rakamlara indi. Artık enflasyonsuz yaşamaya alışmalıyız" dedi. Dr. Gedikli, TGRT HABER TV'de önceki akşam yayınlanan İhlas Medya Ankara Grup Başkan Yardımcısı Murat Odabaş'ın sunduğu "Ankara'nın Gündemi" programına konuk oldu. AK Parti'de son dönem yaşanan milletvekili istifalarının parti içi demokrasi olmadığından kaynaklandığına ilişkin iddiaların doğru olmadığını belirten Dr. Gedikli, "Milletvekillerimizin sayın başbakanla görüşmemesi diye bir şey olmaz. Biz parti olarak 6 ayda bir toplanıyoruz. Haftalık, aylık toplantılarımız ve grup toplantılarımız var. Ayrıca randevu alarak da görüşmek mümkün. Başbakanımızın programının yoğun olmasından dolayı bazı sıkıntılar olabiliyor. Bu tür gerekçeleri anlamakta zorluk çekiyorum" dedi. Dr. Gedikli şöyle konuştu: "Arkadaşlarımızın ayrılmasına üzülüyorum. 2.5 yıldır beraber çalışıyoruz. Biz milletvekilleriyle sürekli bir aradayız. Parti içi demokrasi uygulamaları açısından AK Parti'nin uygulamaları demokrasi tarihimizde yeni uygulamadır. Bu tür gerekçelerle ayrılmalarını kamuoyunun vicdanına bırakıyorum." Hazine yardımı kesilecek Siyasi partiler kanununda partilere yapılan hazine yardımıyla ilgili 2 ayrı düzenleme olduğunu hatırlatan Dr. Gedikli, bunların partinin seçimlerde aldığı oy oranı ve siyasi partiler kanununa eklenen geçici bir madde ile yürürlüğe konan milletvekili sayısının kriteri olduğunu ifade etti. Dr. Gedikli, "Bizim yaptığımız düzenleme ile siyasi partiler, transferlerle hazine yardımı alamayacak. Transferle gelen milletvekili sayısı 50 de olsa 150 de olsa bu böyle artık. Siyasi partiler, seçmenden oy almak için kurulan kuruluşlardır. Yeniden dağıtım yapılması da doğru olmaz. Yüzde 7 barajını geçemeyen siyasi partileri koruyan bir hüküm. Meclise giremediği halde milletin teveccühünü kazanmış partilere destek veriliyor" dedi. Türkiye'nin son 40 yılın en büyük büyüme hızını yakaladığına, yüzde 9.9 ile Çin'i bile geride bıraktığına dikkat çeken Dr. Gedikli büyümenin ithalat patlamasından kaynaklanan hormonlu bir büyüme rakamı olduğuna ilişkin eleştirilere tepki gösterdi. Dr. Gedikli, "İthalatın yapısı önemli. İthalatın içinde ne olabilir? Lüks tüketim malları, ara mallar ya da yatırım malları. Bunları analiz etmeden büyüme için hormonlu demek doğru değildir. Bazı çevrelerin, Türkiye'de ne olursa olsun olumsuz bakma özelliği var. İthalatın yüzde 75-80'i ara mallar ve yatırım malları. Türkiye'de insanlar yatırım yapmayı düşünüyor ve bunun da finansmanını buluyor. Bu hormonlu büyüme değildir. Cari açık 2004'te 15.5 milyar dolar fakat cari açığı kamu finanse etmiyor. Önemli bir bölümü özel sektörün bağlantıları ya da kredileri. Demek ki şirketler geleceği olumlu görüyor. Bu kredi ya da bağlantılarla yatırımlar yapılacak ve yeni istihdam sağlanacak. Madalyonun iki tarafına da bakalım. Ekonomi düzeliyor fakat cebimize yansımıyor diyorlar. Fakat bir de cepten çıkanlar vardı. Eskisi gibi her gün zam haberiyle uyanıyor muyuz? Fiyatlar belli bir düzeyde seyrediyor. Gelirler eskisi gibi artmıyor fakat enflasyona endeksli bir gelir vardı eskiden. Şimdi enflasyon tek haneli rakamlara indi. Enflasyonsuz yaşamaya alışmalıyız" şeklinde konuştu. Halktan hiç kopmadık Toplumda enflasyon konusunda mutabakat olduğunu söyleyen Gedikli, gelirlerdeki reel artışları da zaman içinde beklemek gerektiğine işaret etti. Gedikli, "Biz enkaz edebiyatı yapmadık. Yaşadığımız krizlerden sonra hasar tespiti yaparsak ekonomik manada daha iyi noktadayız. İstediğimiz noktaya henüz varmadık. Fakat ekonomi iyiye gidiyor. Bazıları bunu söylemekten çekiniyor. Oysa iyiye gitmek hepimizin faydasına. Bunlar bir iki senede olmaz. Şu anda ekonomik göstergeler iyiye gidişi gösteriyor" dedi. Gedikli ekonomik durumu değerlendirirken sadece kağıt üstündeki göstergeleri dikkate almadıklarını vurgulayarak, "Biz sürekli halkın arasındayız. Hiç kopmadık. Halkın bekleyişi devam ediyor. Adım adım bunu kendileri de görecek. Ekonomiyi sadece kağıt üstünde rakamlarla takip etmiyoruz. Tahtakale'den Kayseri'deki esnafa kadar sürekli nabız tutuyoruz. Bu bizim mevcut durumu daha iyi tespit etmemizi sağlıyor" şeklinde konuştu. Tasarrufumuz halkın Borç yükününün artmasıyla ilgili kimi hatalı anlaşılmaların olduğunu hatırlatan Gedikli, "Borç yükü, borç stoku ayrı şeyler. Türkiye'de borç stoku artıyor. Buna karşılık borç yükü artmıyor. Borç yükü borcun gelire oranı. Türkiye'de gelir daha hızlı arttığı için gelire oranı azalıyor" diye konuştu. Gedikli şunları söyledi: "Bugün Japonya, ABD gibi dünyanın belli başlı büyük ülkelerinde borç stokları büyük. 2000 yılında Türkiye'de reel faiz yüzde 30'du, bugün ise bu oran yüzde 10. Aslında bu oran bile Türkiye için fazla. Faiz yüksek olursa yatırım yapılmaz. Yatırımın getirisi faizden yüksek olmalı. Ondan sonra daha çok yatırıma yönelmek mümkün olur. Faiz düşerse borç stoku düşer. Aksi takdirde devlet borç sarmalından kurtulamaz. Mesela Arjantin borcunu ödeyemiyor. Türkiye'de gösterge olumlu. Birkaç yıldır faiz ödemelerinde yılda 7 katrilyona varan tasarruf yapıyoruz. Bu siyasi istikrarın sonucudur. Mali disiplin böyle devam ederse faiz tasarrufu da devam eder. IMF programlarının sosyal kesimleri gözetmediği eleştirisi vardı. Biz başarı sağlayıp faizlerden tasarruf yaptıkça bunları sosyal destekle halkımıza yönlendiriyoruz." Elektrik niçin pahalı? Enerji fiyatlarının pahalı olmasında yap-işlet-devret metoduyla yapılan santrallerin rolünün olduğunu belirten Dr. Gedikli, "İş adamımız elektriğin kilovat saatine 10-11 sent ödüyor. Gelişmiş ülkelerde bu 4 sent. Enerji en önemli gider kalemlerinden biri. Sanayicimiz nasıl rekabet edecek? Bu tür durumların üstüne gitmek gerekir" dedi. Türkiye'nin ısraf ettiği en büyük varlığın insan kaynağı olduğunu söyleyen Dr. Gedikli, "Türkiye'de yetişmiş çok sayıda insan gücü var. Büyük kalkınma gerçekleştiren İrlanda, yetişmiş iş gücünü kullanmayı bildi. Bugün yazılım konusunda Avrupa'nın sayılı ülkelerinden biri. Bizim de katma değeri yüksek bu alanlarda gücümüzü kullanmamız lazım. Eğitimimizi de ona göre dizayn etmeliyiz. Türkiye'de konuşulması gereken asıl konular bunlar. Maalesef incir çekirdeğini doldurmayan konuları konuşuyoruz" dedi. Özelleştirme şart Türkiye'nin özelleştirme konusunda 20 yıldır başarılı olamadığını söyleyen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dr. Bülent Gedikli, "Türkiye konjonktürü atladı. Devasa şirketler özelleştirildi. Biz daha yeni konuşuyoruz. Bulgaristan bile belli bir noktaya gelmiş. Biz hâlâ konuşup duruyoruz" diye konuştu. Şu ana kadar yapılan özelleştirmelerde gelir-gider arasında fark olmadığını, bütçeye katkı sağlanamadığını vurgulayan Gedikli, "Özelleştirmenin temel hedefi gelir değil. Bu kuruluşların daha verimli çalışmasını sağlamak. Buna rağmen bir başka hatamız daha var. Özelleştirme kapsamına giren kuruluşlara hiçbir yatırım yapılmıyor. Özelleştirme gecikince rekabet imkânı kaybediliyor" dedi. 2B raftan inecek 3 Ekimde başlayacak müzakere sürecinde her dosyanın zor olduğunu söyleyen Dr. Gedikli, sonradan eklenenlerle 36 dosya olduğunu, bu dosyalardan en zor konuların tarım, rekabet ve çevre alanında yaşanacağına işaret etti. Çevreyle ilgili düzenlemelerin yapılmasının büyük bir maliyet gerektireceğini vurgulayan Gedikli, "Bunu 2B ile telafi etmemiz lazım. 2B yeniden raftan inecek" diye konuştu.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT