BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İyi niyet, haramı helal yapmaz!

İyi niyet, haramı helal yapmaz!

Günâhlar, niyetsiz veyâ iyi niyet ederek işlenirse, günâh olmaktan çıkmaz. Bir kimse, birinin gönlünü almak için başkasını incitse veyâ başkasının malı ile sadaka verse, yâhut harâm para ile okul, câmi yaptırsa, bunlara sevâp verilmez...



Bir Müslümanın yaptığı bütün işler, ya tâattır yani ibadettir veya ma’siyyettir yani günahtır, isyandır yahut da mubahtır. Bunun için bütün işler; tâat, ma’siyyet ve mubah olmak üzere üç kısma ayrılır. Günâhlar, niyetsiz veyâ iyi niyet ederek işlenirse, günâh olmaktan çıkmaz. (Ameller, niyete göre iyi veyâ kötü olur) hadîs-i şerîfi, tâatlara ve mubâhlara niyete göre sevâb verileceğini bildirmektedir. Bir kimse, birinin gönlünü almak için başkasını incitse veyâ başkasının malı ile sadaka verse, yâhut harâm para ile okul, câmi yaptırsa, bunlara sevâp verilmez. Bunlara sevâp beklemek, câhillik olur. Zulüm, günâh, iyi niyet ile işlenirse, yine günâh olur. Böyle işleri yapmamak sevâptır. Bilerek yapılırsa, büyük günâh olur. Günâh olduğu bilinmeden yapılırsa, Müslümânların çoğunun bildiği şeyleri, bu kimsenin bilmemesi, öğrenmemesi de ayrıca günâh olur. ? “Kalbim temizdir” diyenler... Bir kimse, içki içen arkadaşlarının gönlünü hoş etmeyi niyet ederek onların masasına otursa; “Ben şarap içmiyorum, arkadaşlarımın gönlünü kırmamak için oturuyorum. Böyle yapmak caizdir zira hadis-i şerifte; (Amel niyete göre değerlenir)” dese bunların hiçbiri doğru olmaz. Çünkü niyet, ibâdetlere ve mubâh işlere tesîr eder. Harâm işler, iyi niyet ile câiz olmaz. Yiğitlik göstermek veyâ para, mal kazanmak için gazâ eden kimse, cihâd sevâbı kazanmaz. Mubâhlar iyi niyet ile yapılınca, hayır olup sevâb kazanılır. Fakat, mü’min kardeşinin gönlünü hoş etmek niyeti ile harâm işlemek, câiz olmaz ve bu kimse, (Mü’mini sevindireni, Allahü teâlâ sevindirir) hadîs-i şerîfine uymuş olmaz. Ancak zarûret ve fitne uyandırmamak için, içmemek şartı ile oturabilir ise de, önceden bundan sakınmak lâzımdır. Riyâ ile ve hakkı bâtıl ile karıştırarak mevki sâhibi olmak câiz değildir. İyi niyet ile olsa da, câiz değildir. Çünkü, harâmları ve mekrûhları, iyi niyet ile yapmak câiz değildir. Hattâ, bazı harâmların iyi niyet ile yapılması, dahâ büyük günâh olur. Niyetin iyi olması, tâatlarda, ibâdetlerde faydalı olur. Mubâh, hattâ farz olan bir amel, niyete göre günâh olabilir. Günâh işleyenin; “Sen kalbime bak! Kalbim temizdir. Allah kalbe bakar” sözünün yanlış, hattâ zararlı olduğu buradan da anlaşılmaktadır. İbâdetin kıymetli olması, şartlara bağlıdır. Müslümân, faydasız şeyler ile vakit geçirmez. Hazret-i Ebû Bekir buyurdu ki, “Biz, bir harâma düşmek korkusundan dolayı, yetmiş halâli işlemekten sakınırdık.” Bunun için, kimse ibâdetine güvenmemelidir. Çok ibâdet yaptığı için tekebbür etmemelidir. İbâdetin kabûl olması için, niyetin hâlis olması, yanî yalnız Allahü teâlânın rızâsı için yapılması lâzımdır. Bu ihlâsı elde etmek kolay değildir. Nefsi temizlemek takvâ ile olur. Takvâ, harâmlardan sakınmak demekdir. Nefsi temizlenmeyen kimsenin ibâdetlerini ihlâs ile yapması çok güçtür. İmâm-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki; “Bu dünyâda herkes yolcudur. Geldik gidiyoruz. Yolcuların birbirlerine yardım etmesi, el ele vermeleri, kardeş gibi olmaları lâzımdır. Her Müslümân böyle düşünmelidir. Vazîfesine başlarken, Müslümân kardeşlerime yardım etmek, onları râhat ettirmek için çalışacağım. Din kardeşlerim benim işimi gördükleri gibi, ben de, onlara hizmet edeceğim demelidir. Her Müslümân iyi bilsin ki, bütün sanatlar, farz-ı kifâyedir. Bunu düşünerek, bir sanata yapışmak, ibâdet etmek olur. Her sanatı öğrenmek ve hele, harp vâsıtalarını en modern, en ileri şekilde yapmaya çalışmak farzdır. Bu vâsıtaları yapabilmek için, gerekli ilimleri, dersleri okullarda, bu niyet ile okutmak ve okumak hep ibâdet olur. Namâz kılan insanın bu niyet ile, her işi ibâdet olur. Namâz kılmayanların her hareketi de günâh olur. O hâlde, her Müslümân, namâzını kılmalı, sonra farz olduğunu düşünerek, vazîfesini yapmalıdır. İş görürken niyetin doğru olmasına alâmet, insanlara faydalı olan bir meslek, bir sanat seçmektir. Yanî, öyle bir iş görmeli ki, eğer o iş olmasa, Müslümânlar sıkıntı çekerdi. O hâlde, keyif, oyun ve benzerlerine, sanat dense de ve harâm işleyenlere sanatkâr ismi verilse de, bunları yapmak ibâdet olmaz. Hattâ, harâm olmayan, mubâh olan, fakat insanlara lüzûmlu olmayan sanatları seçmemelidir.” “Kötü niyetler ibâdeti bozar” İmam-Rabbani hazretleri; “Amel ve ibâdet, niyet ile dürüst olur. Bütün ibâdetlerin kabûl olması için, Allahü teâlâ için yapılması ve böyle niyet edilmesi şarttır. Kötü niyetler, ibâdeti bozar” buyurmaktadır. Salim bin Abdullah hazretleri, Ömer bin Abdülaziz hazretlerine yazdığı bir mektupta; “Bilmiş ol ki, Allahü tealanın kuluna yardımı, niyeti nisbetindedir. Kimin niyeti tam ve doğru olursa, Allahü tealanın yardımı da o kimseye tam olur. Kimin niyeti eksik olursa, Allahü tealanın yardımı da, o nisbette azalmış olur” buyurmuştur. Netice olarak, Peygamber efendimizin buyurduğu gibi: (Allahü teâlâdan başkası için her kim ne işledi ise, karşılığını ondan istesin, denilecektir...)
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT