BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Lübnan takvimi

Lübnan takvimi

Meclis’ten yetki alan hükümet, iki kararname ile ilk olarak Dışişleri Bakanlığı’na BM ile görüşme yetkisi verecek. Bakanlık BM ile asker sayısını ve görev yerini görüşecek. Hükümet Genelkurmay’ı asker gönderme hazırlıkları için görevlendirecek. Genelkurmay da, uluslararası barış misyonları için görevlendirilen 28’inci Mekanize Tugayı’na hazırlık talimatı verecek.



Tribünde oturmakla olmaz... BM Genel Sekreteri Annan ile Ankara’da görüşen Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin bölgesindeki olaylara seyirci kalamayacağını belirterek, “Bu da tribünde oturarak olmuyor, gözyaşının bitmesi için Lübnan’a gidiyoruz” dedi. > Yücel Kayaoğlu ANKARA- TBMM’nin önceki gün kabul ettiği ve hükümete yetki veren tezkere ile Lübnan’a asker gönderilmesi konusunda son dönemece girildi. Hükümet bu aşamada asker gönderilmesine ilişkin iki ayrı kararname hazırlayarak Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in onayına sunacak. Hükümet, önceki gün TBMM’den aldığı yetkinin ardından önümüzdeki günlerde çıkaracağı iki ayrı kararname ile asker gönderme hazırlıkları için Genelkurmay Başkanlığı’na, Birleşmiş Milletler ile görüşmelerin yürütülmesi amacıyla da Dışişleri Bakanlığı’na yetki verecek. > Eylül sonunda Kararnamelere dayanarak yetki alacak olan Genelkurmay Başkanlığı, Lübnan’a gidecek Türk birliğinin hazırlıklarını tamamlamak üzere uluslararası barış misyonları için görevlendirilen 28’inci Mekanize Tugayı’na talimat verecek. Dışişleri Bakanlığı da BM ile temasları yürütecek ve bu temasların sonucunda bölgeye gidecek Türk askerinin görev yeri ve asker sayısı gibi teknik konuları belirleyecek. Askeri hazırlıklar sürerken, sivil kuruluşların yapacağı insani yardımlar için bakanlıklarla koordinasyon sağlanacak. Yer tespitinin ardından, Genelkurmay Başkanlığı, bölgeye, öncü heyet göndererek, altyapı çalışmalarını tamamlayacak. Bu hazırlıkların tamamlanmasının ardından Eylül ayının sonuna doğru Türk askerinin Lübnan’a gideceği tahmin ediliyor. Veto beklenmiyor Söz konusu kararnameler daha önce Lübnan’a Türk askerinin gitmesine karşı olduğunu açıklayan Cumhurbaşkanı Sezer’in onayına gidecek olmasına rağmen, Sezer’in bu kararnameleri veto etmesi beklenmiyor. Meclis İç tüzüğü’nün 130. maddesi uyarınca, yurtdışına asker gönderme veya yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye’de bulunmasına belli bir süre için izin veren TBMM’nin söz konusu kararı, onay için cumhurbaşkanına sunulmuyor. “Meclis kararı” olduğu için doğrudan yayımlanması amacıyla Resmi Gazete’ye gönderiliyor. Ancak yine bu maddenin son cümlesinde “Bu kararı Cumhurbaşkanı uygular” hükmü yer aldığından TBMM’nin bu kararından sonra Bakanlar Kurulu’ndan çıkacak ilgili gizli-açık kararların uygulanması için Cumhurbaşkanı Sezer’in onayı gerekecek. Hükümetin, yurtdışına göndereceği asker sayısı ne olursa olsun ‘yürütme’nin başı olan Cumhurbaşkanı Sezer’in onayını alması gerekeceği, benzeri onayın gönderilecek askeri birlik için yapılacak harcamalarla ilgili bir karar için de gerekeceği belirtiliyor. İlk toplantı bugün Genelkurmay Başkanlığı ve Dışişleri Lübnan’a gönderilecek Türk birliğinin kaç askerden oluşacağı, hangi unsurların birlik bünyesinde görev alacağı, hangi sivil ekiplerin Türk birliği desteğinde altyapı çalışmaları yapacağı konularını görüşmek üzere bugün Dışişleri Bakanlığı’nda bir araya gelecek. Saat 14.00’teki toplantıya Dışişleri Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ve Başbakanlık yetkilileri katılacak. Toplantıda Başbakanlık’ın Acil Durum Yönetimi Genel Müdürlüğü’nce temsil edileceği de öğrenildi. > Tribünde oturmakla olmaz... BM Genel Sekreteri Annan ile Ankara’da görüşen Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin bölgesindeki olaylara seyirci kalamayacağını belirterek, “Bu da tribünde oturarak olmuyor, gözyaşının bitmesi için Lübnan’a gidiyoruz” dedi. Yeni sekreter kadın mı olacak? ANKARA- BM Genel Sekreteri Kofi Annan, bir gazetecinin, ‘yeni genel sekreterle ilgili ifadelerinin İngilizcede bir kadını işaret ettiğini’ söylemesi üzerine, buna ilişkin kararı BM’nin vereceğini, yeni sekreterin kadın da olabileceğini söyledi. Annan, şimdiye kadar BM’nin hiç kadın genel sekreteri olmadığını hatırlattı. Annan, BM Güvenlik Konseyinde Yunanistan’ın dönem başkanlığına ilişkin bir soruyu cevaplarken de, Yunanistan’ı zor bir dönemin beklediğini, bu dönemde Lübnan, Darfur, İran’la ilgili nükleer kriz, Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ndeki seçimler gibi zorlu konuların ele alınacağını bildirdi. ANKARA - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Lübnan’da aslolanın ne yapılacağı ve yapıldığı olduğunu belirterek, bunun da tribünde durarak, izleyerek, seyrederek konuşmakla olmayacağını söyledi. Erdoğan, gözyaşının bitmesi için Lübnan’a gittiklerini vurguladı. Başbakan Erdoğan ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Başbakanlık Merkez Bina’da yaptıkları görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenlediler. Erdoğan, Annan ayrıntılarını değerlendirme imkanı bulduklarını anlattı. Annan ile yararlı bir görüşme gerçekleştirdiklerini belirten Erdoğan, “Özellikle silahsızlandırmaya yönelik olarak tezkeremizde yer bulan ifadelerin, aynen paylaşıldığını görmek bizler için bir memnuniyet ifadesidir” dedi. Erdoğan, bundan sonraki aşamada ateşkesin sağlamlaştırılmasının, barış ve istikrarın kalıcı hale getirilmesinin önem kazandığına dikkati çekerek, “Türkiye olarak biz bu süreçte tarihi ve insani sorumluluklarımızın gereğini yerine getireceğiz. Burada öncelikli hedefimiz, bir barışın korunmasına katkıda bulunmak. Çünkü insanlar ölmesin diyoruz, çocuklar, kadınlar, yaşlı insanlar ölmesin diyoruz. Bölgede barış, huzur egemen olsun istiyoruz. Hedefimiz sadece budur. Küresel barışın hakim olmasıdır” diye konuştu. Tutarlı davranıyoruz Meclis’te iktidarıyla muhalefetiyle herkesin bu sürece yönelik düşündüklerini ortaya koyduğunu belirten Erdoğan, “Ama bizler çözümden yana olan irademizi bir kez daha Annan’a ifade ettik. Türk tarafının söylemleriyle davranışları arasında bir tutarsızlık olmayacaktır. Önce Orta Ddoğu’da huzurun, barışın sağlanması için el ele dayanışma içerisinde bu süreci hızlandırmamız, katkıda bulunmamız gerekiyor. Çok şey söylenebilir, ama aslolan ne yapılacağıdır, ne yaptığımızdır. Bu da tribünde durarak, izleyerek, konuşmakla olmuyor. Ancak arazide bir şeyler üretmekle oluyor. Bunun da yeri şu anda, bizzat bu bölgenin kendisidir, bu Lübnan’dır, bu Filistin’dir. Buralarda da üzerimize düşeni hep birlikte yapmamızın gereğine inanıyoruz.” Yabancı bir basın mensubunun “Türk halkı tezkereye neden bu kadar karşı çıktı’” sorusu üzerine Erdoğan, kendi yaptırdıkları kamuoyu araştırmalarında bu çıkan seslerin diğer kamuoyu araştırmalarıyla örtüşmediğini belirterek, “Orada çok farklı bir netice var. Çünkü halkımızın, bu işte duygusal olmayanı şunu konuşuyor; burada gözyaşı varsa, çocuklar, anneler, yaşlılar öldürülüyorsa, burada bir barış tesis edilecek ve bu barış korunacaksa, bu tabi oturduğunuz yerden bu barış korunmaz. Orada bir şeyler yapmak gerekiyor. Parlamento kararını vermiş, hep birlikte verilmiş olan bu karara saygılı olursak, sahip çıkarsak ve bundan sonraki süreçte tabii ki bu olanlar söylenenleri yalanladıkça, inanıyorum ki, halkımızın bu gücü sahiplenmesi çok daha farklı olacaktır.” Bin asker iması BM Genel Sekreteri Annan da, Türkiye’nin bölgede yer almasının önemine dikkat çekerek, BM Barış Gücü’nün Lübnan’da Hizbullah’ın silahsızlandırılması için bulunmayacağını, silahsızlandırmanın sadece Lübnan’da uzlaşma sağlanmasıyla mümkün olacağına inandığını söyledi. Annan, asker sayısına dair bir soru üzerine de, Avrupa’nın barış gücüne 7 bin askerle katılacağını, Türk askerleriyle birlikte bu rakamın 8 bin ya da daha fazla olabileceğini belirtti. KKTC hatırlatıldı Bu arada Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan, Annan’ın, Lübnan’a asker gönderme konusunda TBMM’nin aldığı karardan dolayı Türk tarafına takdirlerini ve şükranlarını ilettiğini söyledi. Tan, haftalık basın toplantısında Annan’ın görüşmelerinde Türkiye’nin KKTC konusundaki görüşlerinin bir kez daha yinelemekte yarar gördüklerini ifade etti. Tan, “Annan’ın elbette önümüzdeki dönemde bu konuda bazı çalışmalar yapacağı anlaşılmaktadır” dedi. Sinyora’dan teşekkür Öte yandan Lübnan Başbakanı Fuad Sinyora, Başbakan Erdoğan’ı telefonla arayarak, tezkerenin kabulünden dolayı teşekkür etti. Sinyora’ya, Lübnan’ın birliği ve bütünlüğü için misafirleri olacaklarını söyleyen Başbakan Erdoğan, teknik detaylarla ilgili çalışmanın da sürdüğünü ifade etti. Sinyora da TBMM’nin aldığı kararın, tarihte çok büyük bir hayırla anılacağını vurgulayarak, ‘’Size ve Türk Milletine teşekkür ediyorum. Kalbimizde yeriniz var’’ dedi. Irak’a girmeliydik Başbakan Erdoğan dün ayrıca CNN Türk’te katıldığı canlı yayında güncel konulara dair soruları cevapladı. Erdoğan reddedilen 1 Mart tezkeresi konusunda şunları söyledi: “Keşke 1 Mart’ta Irak’a girseydik. Gitmeliydik. Gitmiş olsaydık, bugünkü tablo olmazdı, çok daha farklı bir tablo olurdu. Peki asker göndermediğimiz halde şu anda bizim kaybımız yok mu? Amerika’dan sonra en çok kayıp bizim. Kim bunlar? Şoförümüz, mühendisimiz, işçimiz...” Askerlikle ilgili bir açıklamasının önünü arkasını görmeden sağa sola çekmek isteyenler olduğunu ifade eden Erdoğan, şehit aileleriyle ilgili yaralayıcı bir ifade kullanmadığını kaydetti. Türkiye’de bir etnik azınlık söz konusu olmadığını söyleyen Erdoğan, “Türkiye’de dini azınlık vardır, bunlar da belli. Benim sahip olduğum haklara benim Kürt kökenli, Laz, Arnavut, Boşnak kökenli vatandaşım sahipse, bunların artık dertlenmeye hakları yok’’ dedi. > Orgeneral Büyükanıt: Lübnan’a insanî yardım için gidiyoruz ANKARA - Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Türk askerinin Lübnan’a Meclis tezkeresinde belirtildiği gibi insani yardım yapmaya gittiğini söyledi. Pakistan Büyükelçiliği’ndeki Silahlı Kuvvetler Günü’ne kuvvet komutanlarıyla birlikte katılan Orgeneral Büyükanıt, Türkiye-Pakistan ilişkilerini övdü. Basın mensuplarının sorularını da cevaplandıran Orgeneral Büyükanıt, Lübnan’a asker gönderilmesi konusundaki bir soru üzerine şunları söyledi: “Bu sorunuza Tezkere’den 5 satır alarak cevap vereyim. Birincisi, Doğu Akdeniz’de güvenliğin sağlanması için Deniz Kuvvetlerinden güç tahsisi isteniyor. İkincisi dost ve müttefik ülkelerin Lübnan’a hava ve deniz ulaştırmasına destek olunacağı belirtiliyor. Üçüncüsü Lübnan ordusunun eğitimine destek verileceği dile getiriliyor. Dördüncüsü çok önemli. Türkiye’nin oraya insani yardım amacıyla gittiğini kaydediyor. Beşincisi ise Lübnan’daki hiçbir grubun silahlardan arındırılmayacağını vurguluyor. Türk birliğinin Lübnan’da bu beş nokta dışında hiçbir görevi olmayacak. Tezkere bunları söylüyor.” Görevimiz belli Lübnan’a gönderilecek Türk birliğinin sayısının henüz kesinleşmediğini belirten Büyükanıt, Türk birliği ile birlikte sivil unsurların da Lübnan’a gideceğini ve kesin sayının sivil kuruluşlardan gelecek unsurların belirlenmesinden sonra çıkacağını kaydetti. Kimsenin Türk askerinden Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını isteyemeyeceğini belirten Büyükanıt, “Bizim tezkere ile Meclis’in verdiği görevin dışında bir şey yapmayız. Hiç kimse tezkerede yer almayan bir konuda bize emir veremez ve yaptıramaz” dedi. Büyükanıt, “Peki Türk birliğine ateş açılırsa, buna cevap verilecek mi?’’ sorusu üzerine, “Bu evrensel bir kuraldır. Saldıranlara, saldırılan kuvvet cevap verir. Ama biz askerler olarak her yerde barış olmasını isteriz. İnsanlar ve çocuklar ölmesin isteriz. Barışı en çok askerler ister. Çünkü askerler barışın teminatıdır” diye konuştu. Sıfır risk yok Türk birliğinin görev yeri konusunda BM ile temasların sürdüğünü kaydeden Orgeneral Büyükanıt, görevin az da olsa risk taşıdığını kaydetti. Büyükanıt, “Risk düşük ama sıfır risk yok. Örneğin denizde bir balıkçı teknesi büyük tehdit teşkil edebilir. Şu anda burada konuşurken başımıza arızalanan bir uçak düşebilir, bir göktaşı düşebilir. Hayat risklerle dolu” dedi. Orgeneral Büyükanıt, şehit ailelerinin cenaze törenlerinde gösterdikleri tepkiyle ilgili bir soru üzerine şöyle konuştu: “Allah kimseye böyle acı vermesin. Onların her türlü tepkisinin başımızın üzerinde yeri var. Ateş düştüğü yeri yakar. Şehit analarının ellerinden öperim.” Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Ergin Saygun da sorular üzerine, hükümetten Lübnan’a asker gönderilmesi konusunda henüz siyasi direktif almadıklarını ancak Dışişleri Bakanlığı ile birlikte çalışmaları sürdürdüklerini söyledi. Lübnan’ı görüştüler Bu arada Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ı kabul ederek bir süre görüştü. Kabulde, Lübnan’a asker gönderme konusunun ele alındığı öğrenildi. Görüşmenin son bölümüne Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül’ün de katıldığı bildirildi. > Çatışma olmayacak ANKARA- BM Genel Sekreteri Kofi Annan, bölge turu kapsamında son durak olarak geldiği Ankara’da, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile de görüştü. Annan görüşmede Lübnan’da kurulacak BM Barış Gücü’nün çatışmaya girmeyeceği garantisini verdi. BM Barış Gücü’nün böyle bir görevi ve yetkisi olmadığının altını çizen Annan, BM’nin 1701 sayılı kararının titizlikle uygulanacağını söyledi. Kerkük uyarısı Dışişleri Bakanı Gül de, son dönemde artan terör olayları sebebiyle Türk halkının Lübnan’a asker gönderme konusuna hassasiyetle yaklaştığını ifade etti. Gül bölgedeki meselelerin temelinde Filistin bulunduğunu bu meseleye çözüm bulunmadan bölgenin istikrara kavuşamayacağını dile getirdi. Görüşmede Gül ayrıca Türkiye’nin Kerkük konusuna ilişkin hassasiyetini de vurgulayarak, Kerkük meselesine BM’nin katkı yapmasını isteyerek, ‘Kerkük adil şekilde çözümlenmezse Irak sorunu ilelebet devam edecektir’ mesajını verdi. > Kuzu: Onay rutin işlem TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı AK Parti İstanbul Milletvekili Burhan Kuzu gazetemize yaptığı açıklamada, iç tüzüğün söz konusu hükmünün Sezer’e asker göndermeyi engelleyecek bir yetki vermediğini savundu. Kuzu, “Cumhurbaşkanı devletin başı ve başkomutan sayıldığı için gözetim yetkisi var. Bu semboliktir, icra anlamına gelmez. Buradan yola çıkarak cumhurbaşkanı asker göndermeyi engellemez” dedi. Kuzu, tezkere ile ilgili uygulama kararnamelerinin ise Cumhurbaşkanının onayına sunulacağını hatırlatırken, ‘Ancak bunlar bir atama kararnamesi değil, rutin bir kararname ortada Meclis’in kararı varken, uygulama kararnamelerinde Cumhurbaşkanının güçlük çıkaracağını sanmam. Veto etmez. Milli güvenliğin sağlanmasından Bakanlar Kurulu Meclis’e karşı sorumludur. Yani sorumluluk tamamen Hükümetin üzerindedir. Bugüne kadar tezkere uygulamalarının, hiç birinde bir sıkıntı yaşanmamış, o sebeple uygulamayı engelleme gibi bir şey olmaz” diye konuştu.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT