BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Savaşta kazanıp barışta kaybetmek”

“Savaşta kazanıp barışta kaybetmek”

Sayın Başbakan: “Yunanistan’ın artık, AB adayı olan Türkiye’ye karşı eski tavrının içinde olmayacağını umuyorum.



Sayın Başbakan: “Yunanistan’ın artık, AB adayı olan Türkiye’ye karşı eski tavrının içinde olmayacağını umuyorum. Çeşitli ülke temsilcilerinin bize vermiş oldukları yazılı ve sözlü teminatlara güveniyorum” diyor. Bizim seçkin siyasîler, hep böyle çabuk inanır, rakiplerine karşı saf, kolay tava gelir mi olacaklar? Biliyor musunuz ki; “Türk askeri ölümü hiçe sayıp harbi kazanır ama onun kazandıklarını diplomat masalarında harcarlar” diyen acı gerçek, bilhassa Lozan’dan sonra söylenmiştir. Çünkü efendim, bizim 75 yıl, “Cumhuriyeti kuran en büyük zafer” diye kutladığımız Lozan antlaşması, “bir devletin bir çırpıda, en çok arazi (imparatorluk ülkesi) kaybetiği barış diye yirminci yüzyıl tarihine geçmiştir. Yunanlı’nın esamisini hele bir yana bırakın! 1925’lerin en büyük devleti olan İngiliz bile verdiği sözlü-yazılı teminatı tutmayıp Musul’u elimizden almıştır. Aynı zamanda mülkiyetine sahip bulunduğunuz, zengin petrol bölgelerini ara ki bulasın... Kaldı ki bugün karşımızda diklenen büyük kale artık dünya güçlerinin hepsini içine alan “Avrupa Birliği”dir. O halde vatan toprağı, vatan denizleri milli bağımsızlık ve Akdeniz’deki son sığınağımız Kıbrıs, sözlü teminatlara bağlanabilecek hafif nesneler midir? Böyle mukaddesleri konuşurken artık siz hangi Simitis’in, hangi Yorgo’nun sözüne bağlanabilirsiniz? Ayrıca Papandreu’lar, bizimkilerin hepsine yüz kere kök söktürmüş, Kıbrıs’ı kana bulamış malûmlardır. O azimle, bizi AB kapısında üçüncü sınıf devlet durumuna düşürterek nihayet aday adaylığına kapatmışlardır. Şimdi de hoş pek iyi laflar etmiyorlar. Çünkü nihaî hedefleri Kıbrıs’ı büsbütün almak, Ege’de, Kıt’a Sahanlığı’nda rakipsiz egemen olmaktır. Nitekim Sayın Ecevit’in dostça inanırlığına karşılık, bakın, Yunan Dışişleri Bakanı Papandreu hiç de öyle iş bitirmiş teminatı lisân kullanmıyor. O, bilâkis “Kopenhag Kriterlerinden”, Lahey hukukundan ve “Rum Kıbrıs”ın Avrupa Birliği’ne öncelikle alınma haklarından söz ediyor. Bunları sağlama görevimizden dem vuruyor. “Türk Yunan ilişkileri yeni bir döneme girdi” diye AB’nin kapanı içine düşürüldüğümüzü bize ustaca hatırlatıyor. “Çünkü, bundan böyle atılacak adımların, yeni (AB üye adaylığı) şartları çerçevesinde olacağını” yüzümüze vuruyor. “Kıbrıs’ın da artık Avrupa konusu haline geldiğini ve bu gelişmenin başlı başına önem taşıdığını” vurguluyor. Buna karşılık bizim muhalefetin “Kıbrıs Rum Kesimi öncelikle ve yakında AB’ye girecektir. Bu da ENOSİS’i getirecektir” demesine çok öfkeleniyoruz. Yanlış mı bu söz? Bir şey soracağım: Simitisler’in, Yorgolar’ın ve hattâ Clintonlar’ın yazılı-sözlü taahhütlerine büyüklerimiz sahiden güveniyorlar mı? O halde, Avrupa, Yunanlıyı AB’ye alırken, Türkiye sorumlularına “Yunanistan’ı, Türkiye’ye karşı katiyen veto kullanmaması şartı ile ortaklığa alıyoruz” demişlerdi. Siz bugün Türkiye’de söz sahibi olan büyükler! Herhalde bu teminatı hiç işitmemiş olacaksınız ki, Atina Türk’e karşı, en hayatî konularda veto kullandı. Hatta Helsinki’de biz yedek üyelik şânı için boyun bükerken dahi bizi adaylığa almamak vetosu ile tehdit etti de hiçbiriniz neden itiraz etmediniz? “Biz kuluz aslını yine krallarımız bilir” desem! Ama bunu demeye de milletimize olan saygım engel oluyor.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 95421
    % 0.25
  • 5.7665
    % -0.71
  • 6.564
    % -0.79
  • 7.3376
    % -0.87
  • 264.747
    % -0.13
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT