BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Fas ve Cezayir yemekleri PARMAK ISIRTIYOR

Fas ve Cezayir yemekleri PARMAK ISIRTIYOR

Faslı Mi­na ve ­Ce­za­yirli Sand­ra, Ku­zey Af­ri­ka ülkelerinde yemeklerde bol a­cı­lı ba­ha­rat­lar kul­la­nı­ldığını, ha­mur­lu ye­mek­ler ve na­ne­li ça­yın da çok ö­zel ye­ri olduğunu, tat­lı­lar­da bol tar­çının ter­cih e­di­ldiğini söylü­yor...



>> Sevimli Lezzetler - Sevim GÖKYILDIZ - sevim.gokyildiz@tg.com.tr 8 ço­cuk­lu Fas­lı bir ai­le­nin en kü­çük kı­zı olan Mina, “Fas’ın en meş­hur ye­me­ği ‘kus­kus’tur. Bu­nun için top­rak­tan ya­pıl­mış iki kat­lı özel kap­lar kul­la­nı­lır. Bu yemek bugün Fransa’da da çok beğeniliyor” şeklinde konuştu. Mi­na her ak­şam kır­mı­zı şal­va­rı­nı, be­yaz ipek blu­zu­nu, iş­le­me­li cep­ke­ni­ni, ucu püs­kül­lü ter­lik­le­ri­ni gi­yi­yor, baş­lı­ğı­nı ta­kı­yor ve res­to­ra­nı­mı­za ge­len­le­re Türk ye­mek­le­ri ik­ram edi­yor­du. 8 ço­cuk­lu Fas­lı bir ai­le­nin en kü­çük kı­zı. Ai­le Fran­sa’ya göç et­ti­ğin­de 1 ya­şın­day­mış. Hu­kuk tah­si­li yap­mak is­te­miş, ama 18 ya­şın­da yi­ne Fas­lı bir gen­ce aşık olun­ca tah­si­li­ni ya­rım bı­rak­mış. 15 se­ne­lik ev­li­li­ği­ni ge­çen yıl bi­tir­miş. Şim­di 12 ya­şın­da­ki oğ­lu ile yal­nız ya­şı­yor. Fas’ı öz­lü­yor ve ora­da­ki ak­ra­ba­la­rı­nı gör­mek için ara­da sı­ra­da gi­di­yor. İş­te Mi­na’nın Fas’ta­ki mut­fak ve bay­ram­lar üze­ri­ne an­lat­tık­la­rı: “Biz­de bay­ram­lar da­ha çok ço­cuk­lar için­dir. On­la­ra ye­ni giy­si­ler alı­nır, he­di­ye­ler ve­ri­lir. Bü­yük­ler ise bir­bir­le­ri­ni zi­ya­ret eder, ai­le­ce ye­mek yer­ler. Ka­dın­lar mut­fak­ta çok ma­ri­fet­li­dir. Çe­şit çe­şit ha­mur iş­le­ri, tat­lı­lar ya­par­lar. Fas’ın en meş­hur ye­me­ği ‘kus­kus’tur. Bu­nun için top­rak­tan ya­pıl­mış iki kat­lı özel kap­lar kul­la­nı­lır. Ay­rı­ca ir­mik, un, ma­ya ile ya­pı­lan ev ek­me­ği­mi­zi pi­şir­mek için yi­ne top­rak­tan ya­pıl­mış ‘Gır­sa’ adı ve­ri­len tep­si­ler var­dır. Faslı her ai­le­nin mut­fa­ğın­da bu­lun­ma­sı zo­run­lu üç araç gır­sa, kus­kus ten­ce­re­si ve na­ne­li çay dem­li­ği­dir.” Bu­gün Fran­sa’da çok bi­li­nen ve çok Fran­sız’ın se­ve­rek ye­di­ği ‘kus­kus’un ta­ri­fi­ni Mi­na’dan al­dım. Kus­kus pi­şir­mek için kul­la­nı­lan kap iki par­ça. Üst­te, bu­har­da ir­mik; alt­ta su için­de et, ta­vuk ve seb­ze­ler pi­şi­ri­li­yor... Ku­zey Af­ri­ka’dan ö­zel ta­rif­ler... Daha önceki yazılarımda anlatmıştım... Bu yıl 15 Ekim - 2 Kasım arası Fransa’daydım... Annecy’de 2003 yılından beri tertip ettiğim “Afiyet Olsun!” adlı Türk Yemek ve Kültür festivalinin altıncısını yaptım. 15 kişilik ekibimiz, 15 gün boyunca ülkemizi her yönüyle tanıtmak için canla başla çalıştı. Festival sonunda bizi davet eden otel, son derece memnun kaldı ve gelecek senenin Türk Festivalinin tarihlerini şimdiden bildirdi. Annecy’deki günlerim yoğun çalışmayla geçiyor. Bize ayrılan sergi, animasyon ve yemek salonları akşam üzeri 17.00’de açılıyor. O saatten sonra sergiyi gezmeye, alışverişe, ya da yemek yemeye gelenleri karşılamak, sorularına cevap vermek, Türk misafirperverliğini göstermek benim vazifem. Kısacası evsahibi benim... Salonda bize yardım eden ve servis elemanlarından oluşan 15 kişilik Fransız ekip var. Ekipteki iki genç kızın konuşmaları dikkatimi çekti. Mükemmel Fransızca konuşuyorlar, ama birbirlerine sık sık “İnşallah, maşallah, Elhamdülillah” gibi Arapça sözler söylüyorlar. Dayanamadım sordum, böylece müslüman iki genç kadın; Cezayirli Sandra ve Faslı Mina’yla tanıştım. Onlarla ülkelerindeki dini bayramlar ve mutfak kültürleri üzerine Türkiye Gazetesi okurları için bir söyleşi yaptım... Çayı farklı yapıyorlar Mi­na’nın an­lat­tık­la­rı için­de ol­duk­ça il­ginç bul­du­ğu­muz ko­nu na­ne­li çay ol­du. Bü­tün Ku­zey Af­ri­ka ül­ke­le­rin­de ya­pı­lan ve gün için­de sık sık içi­len na­ne­li çay, yi­ne özel bir dem­lik­te ha­zır­la­nı­yor. Kul­la­nı­lan çay, ye­şil çay. Stan­dart bir dem­li­ğe 2 çor­ba ka­şı­ğı çay, 20 şe­ker, yap­rak­la­rı ha­fif­çe ezil­miş bir de­met ta­ze na­ne ko­yup üze­ri­ni so­ğuk su ile dol­du­ru­yor­lar. Da­ha son­ra kı­sık ate­şe ko­yup kay­na­yın­ca, yük­sek­ten bar­dak­la­ra dö­ke­rek ser­vis ya­pı­yor­lar... > SEB­ZE­Lİ KUS­KUS MAL­ZE­ME­LER: 1 kg kus­kus ( iri ir­mik), 1 kg ku­zu kol, 150 gr no­hut, 500 gr ha­vuç, 500 gr şal­gam, 2 so­ğan, 1 çay ka­şı­ğı saf­ran, 1 tat­lı ka­şı­ğı ra­sel ha­nut (ba­ha­rat kar­şı­mı), 200 gr te­re­ya­ğı, tuz, bi­ber, ya­rım de­met ta­ze kiş­niş... HA­ZIR­LA­NI­ŞI: Eti por­si­yon­luk par­ça­la­ra bö­lün. 5 lit­re ka­dar so­ğuk su ile bir ten­ce­re­de, saf­ran, doğ­ran­mış so­ğan, tuz, bi­ber ve no­hut­lar­la be­ra­ber ate­şe ko­yun. Kay­na­yın­ca ate­şi kı­sın ve or­ta ateş­te et­ler yum­uşa­ya­na ka­dar pi­şi­rin. Di­ğer ta­raf­ta kus­ku­su, al­tın­da su olan bu­har ta­va­sı­na ko­yun. Ta­va­yı, et­le­rin piş­ti­ği ten­ce­re­nin üze­ri­ne otur­tun. Böy­le­ce alt­ta et­ler pi­şer­ken üst­te kus­kus bu­har­da yu­mu­şar. Ha­vuç, ka­bak ve şal­ga­mı so­yun, doğ­ra­yın, et­ler ha­fif yumu­şa­yın­ca ten­ce­re­ye sı­ray­la ha­vuç, şal­gam ve ka­ba­ğı ek­le­yin... Böy­le­ce hem et­ler, hem de seb­ze­ler piş­miş ola­cak­tır. Yum­uşa­mış kus­ku­su ge­niş bir tep­si­ye alın, te­re­ya­ğı­nı atın, ka­rış­tı­rın. Üze­ri­ne et­ler ve seb­ze­le­ri di­zin, ta­ze kiş­niş­le süs­le­yip sı­cak ser­vis ya­pın. > GH’RA­İBİ­A (Bir bay­ram tat­lı­sı) MAL­ZE­ME­LER: 500 gr un, 500 gr no­hut unu, 250 gr pud­ra şe­ke­ri, 250 gr eri­miş te­re­yağı, 1 bar­dak sı­vı yağ. HA­ZIR­LA­NI­ŞI: Şe­ke­ri, sı­vı ya­ğı ve eri­miş te­re­ya­ğını ka­rış­tı­rın. Un ve no­hut unu­nu ek­le­yip ‘pü­tür­süz’ ola­cak şe­kil­de ka­rış­tır­ma­ya de­vam edin. Bi­raz din­len­di­rip, avu­cu­nuz­da 5 cm ça­pın­da top­lar ya­pın. Bun­la­ra pi­ra­mit şek­li ve­rip, ön­ce­den ısı­tıl­mış or­ta fı­rın­da 30 da­ki­ka ka­dar kı­zar­tın... Ailesi Müslüman olan Sandra, “Her iki bay­ram için en az 2 ay ev­vel­den ha­zır­lık­lar ya­pı­lır” diyor. Kurabiye eşliğinde naneli çay keyfi!.. San­dra Dems, he­nüz 20 ya­şın­da. Uzun boy­lu, in­ce ya­pı­lı, gü­zel bir genç kız. Ai­le­si 25 yıl ön­ce Ce­za­yir’den Fran­sa’ya göç­müş. Ma­ki­ne tek­nis­ye­ni bir ba­ba ile Ana oku­lu öğ­ret­me­ni bir an­ne­nin 3 ço­cu­ğun­dan bi­ri. Fran­sa’da yük­sek tah­sil yap­mış. Dut­ge­a Üni­ver­si­te­si me­zu­nu... Ha­len ote­lin bü­yük res­to­ra­nın­da ça­lı­şı­yor ve hem­şi­re ola­bil­mek için ge­ce kurs­la­rı­na de­vam edi­yor. San­dra ile soh­be­ti­mi­zin ko­nu­su, Ce­za­yir’de­ki kö­yün­de ha­yat ve köy­de­ki bay­ram­lar: “Bay­ram­lar­da ve yaz ta­til­le­rin­de ai­le­ce kö­ye gi­der, ak­ra­ba­la­rı­mı­zı gö­rü­rüz. Bü­tün köy Müs­lü­man. Din­le­ri­ne çok düş­kün­ler. Köy­de­ki ya­şan­tı­da bay­ram­la­rın ye­ri çok önem­li­dir. Her iki bay­ram için en az 2 ay ev­vel­den ha­zır­lık­lar ya­pı­lır. Köy­de­ki ka­dın­la­rın bü­tün vak­ti mut­fak­lar­da ge­çer. Ak­ra­ba­lar, ai­le fert­le­ri için ko­ca­man ka­zan­lar­da ye­mek­ler ya­pı­lır. Ha­mur iş­le­ri, ku­ra­bi­ye ve tat­lı­lar sık ya­pı­lır. Ak­şam üze­ri ku­ra­bi­ye­ler eş­li­ğin­de na­ne­li çay iç­mek önem­li­dir. Ce­za­yir’de bay­ram coş­kuy­la kut­la­nır. Ev­ler te­miz­le­nir, ye­ni giy­si­ler alı­nır. Ka­dın­lar en gü­zel el­bi­se­le­ri­ni gi­yer­ler, kı­na ya­kar, sür­me çe­ker, kol­la­rı­na, yüz­le­ri­ne be­yaz bo­ya­lar sü­rer. Ev­ler­de ye­mek­ler iki ay­rı yer­de ye­nir. Er­kek­ler ve ka­dın­lar ol­mak üze­re... Bay­ram ye­mek­le­rin­de ku­ru mey­ve­ler­le pi­şi­ril­miş et var­dır. Ye­mek so­nun­da kah­ve ve bak­la­va ik­ram edi­lir. >> MECH­MAC­HI­A (bir et ye­me­ği) MAL­ZE­ME­LER: 1 kg ko­yun e­ti, ya­rım ki­lo kg ku­ru ka­yı­sı, 200 gr ku­ru ü­züm, 100 gr doğ­ran­mış so­ğan, 3 do­ma­tes, 50 gr şe­ker, 2 ka­şık zey­tin ya­ğı (ve­ya sı­vı yağ), tuz, bi­ber, az mik­tar­da su HA­ZIR­LA­NI­ŞI: E­ti 5-6 por­si­yon­luk par­ça­ra bö­lün. De­rin bir ten­ce­re­ye yer­leş­ti­rin. So­ğan, küp doğ­ran­mış do­ma­tes, şe­ker, tuz, bi­ber, yağ ve su­yu ek­le­yin. Ön­ce or­ta, son­ra kı­sık a­teş­te 45 da­ki­ka, yum­uşa­ya­na ka­dar pi­şi­rin. Ku­ru ye­miş­le­ri ek­le­yip 15 da­ki­ka da­ha a­teş­te tu­tun. >> HUR­MA HEL­VA­SI MAL­ZE­ME­LER: 1 kg kav­rul­muş ir­mik (fı­rın­da kav­rul­muş), 1 kg hur­ma, 250 gr te­re­yağı (ve­ya sa­de­yağı), 1 çay ka­şı­ğı por­ta­kal çi­çe­ği su­yu, 1 tu­tam tar­çın. HA­ZIR­LA­NI­ŞI: Hur­ma çe­kir­dek­le­ri­ni çı­ka­rın, ka­lan et­li kı­sım­la­rı mik­ser­den ge­çi­rin. El­de et­ti­ği­niz yu­mu­şak ha­mu­ra; ir­mik, te­re­ya­ğı, tar­çın, por­ta­kal çi­çe­ği su­yu­nu ek­le­yip, ‘pü­tür­süz’ o­la­na ka­dar yo­ğu­run. Kü­çük par­ça­lar a­lıp, e­li­niz­de şe­kil­len­di­rin. Ve­ya i­ki e­li­niz­le u­zun şe­kil ve­rip, kü­çük par­ça­la­ra ke­sin. En az bir ge­ce din­len­me­si i­yi o­lur. İNCİ “-Moda diye her şeyi giymemek lazım... Önemli olan kendine yakışanı seçmek... İşte onun seçimini doğru yaptığınız zaman modayı takip etmiş olursunuz...” (...Emel Acar / Modacı) SİZ­DEN GE­LEN­LER Hikâyeniz - (...Sekizinci Renk’in paylaşımı) > CIR­CIR BÖ­CE­Ğİ ­Bir Kı­zıl­de­ri­li A­me­ri­ka’da bü­yük şe­hir­ler­den ka­la­ba­lık cad­de­ler­den bi­rin­de yü­rü­ken bir­den ya­nın­da­ki­le­re he­ye­can­la, “Siz cır­cır bö­ce­ği­nin se­si­ni du­yu­yor mu­su­nuz” de­miş... ­Ya­nın­da­ki­ler ga­rip ve şaş­kın bir şe­kil­de, “Bu gü­rül­tü­nün ka­la­ba­lı­ğın i­çin­de böy­le bir ses du­yu­lur mu de­li mi­sin” di­ye­rek i­nan­ma­mış­lar... A­ma bir ar­ka­da­şı me­rak et­miş ve Kı­zıl­de­ri­li­yi ta­kip et­miş... ­Kı­zıl­de­ri­li bi­na­la­rın a­ra­sın­da bir a­ğa­cın ü­ze­rin­de cır­cır bö­ce­ği­ni bul­muş... Ve ta­kip e­den ar­ka­da­şı, “Sen­de in­san üs­tü güç­ler var, bu­ra­da bu se­si duy­mak im­kan­sız” de­miş... ­Kal­dı­rı­ma geç­miş­ler ve Kı­zıl­de­ri­li ce­bin­den çı­kar­dı­ğı bo­zuk pa­ra­yı kal­dı­rım­da yu­var­la­ya­rak at­mış... ­Bir­çok in­san bo­zuk pa­ra se­si­nin cep­le­rin­den dü­şen bir pa­ra­dan gel­di­ği­ni zan­ne­de­rek se­sin gel­di­ği yö­ne doğ­ru bak­mış... ­Kı­zıl­de­ri­li ar­ka­da­sı­na dö­ne­rek, “Gör­dün mü” de­miş; “Ö­nem­li o­lan ne­le­re de­ğer ver­di­ğin ve ne­le­ri ö­nem­se­di­ği­ne bağ­lı­dır... Her şe­yi o­na gö­re du­yar, gö­rür ve his­se­der­sin...” PI­NAR VE ÖZ­GE YAĞ­CI Ab­la Pı­nar dok­tor, kar­deş Öz­ge sav­cı ol­mak is­ti­yor... Bu da “Gö­re­vi­miz teh­li­ke” po­zu... (...Lüt­fi Yağ­cı’nın al­bü­mü) Şiiriniz - (...Nermin Aydın’ın mısraları) > GÜL­DÜR­DÜN ­Bi­lin­mez der­ya­ya yel­ken a­çar­sın ­Kim bi­lir to­hu­mun ne­re sa­çar­sın ­Da­lı­ma kon­muş­tun ne­den ka­çar­sın ­Fır­tı­na­ya e­sen ye­le gül­dür­dün... Ar­kı­nı kaz­dım da su­yun ak­mı­yor ­Za­lim­miş fe­lek ­de yü­ze bak­mı­yor ­Gö­rün­mez mi ak­tın se­sin çık­mı­yor ­De­re­ye göl­le­re se­le gül­dür­dün... ­Doğ­ru­yu gör­me­yen gö­zü ney­ler­sin ­Ha­yâ e­dep bil­mez sır­rı söyler­sin İş­ler­sin gü­na­hı inkâr ey­ler­sin ­Dü­şür­dün dil­le­re e­le gül­dür­dün... Dal­la­rı ku­ru­muş vi­ran­dır ba­ğım ­Çö­zül­mez kör­dü­ğüm ke­der­dir a­ğım ­Vol­ka­nın fış­kı­rır sı­cak­tır da­ğım E­mi­ne ku­ru­du çö­le gül­dür­dün... MEH­MET AB­DÜL­HA­KİM BAK­MAZ ­Bu tom­bul ya­nak­lar, bu mi­nik el­ler, bu me­lek ko­ku­su... Na­sıl da­yı­sı­nın gö­zün­de tüt­me­sin ki?... (...Mus­ta­fa Ka­ya’nın al­bü­mü) Mesajınız - (...Duygu Karataş’ın tebriği) MUT­LU YIL­LAR ­Sev­gi­li ku­ze­nim Der­ya Öz­gür; ­Do­ğum gü­nü­nü en iç­ten di­lek­le­rim­le kut­lar, ge­çen yıl­la­rın gü­zel­li­ği­ne do­kun­ma­ma­sı­nı di­le­rim... ­Bu ve­si­le i­le Ner­min Tey­ze ve a­i­le­nin bay­ra­mı­nı teb­rik e­de­rim... Bİ­ZE ULA­ŞIN: e-pos­ta: omer.soz­tu­tan@tg.com.tr te­le­fon: (0212) 454 30 00 faks: (0212) 454 31 00 ad­res: tür­ki­ye ga­ze­te­si ih­las med­ya pla­za 29 ekim cad­de­si, 34197 ye­ni­bos­na/is­tan­bul
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 108953
    % 0.33
  • 3.481
    % -0.38
  • 4.1079
    % -0.06
  • 4.4524
    % -0.64
  • 144.354
    % -0.02
 
 
 
 
 
KAPAT