BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > I love you hocam

I love you hocam

“Büyük” takımın “hamal” futbolcularından biriydi. Bitmez tükenmez enerjisiyle orta sahadan hem savunmaya hem hücuma dinamo gibi gidip geliyordu.Boyu ile futbolu ters orantılıydı; kısa yapılıydı yani...



“Büyük” takımın “hamal” futbolcularından biriydi. Bitmez tükenmez enerjisiyle orta sahadan hem savunmaya hem hücuma dinamo gibi gidip geliyordu. Boyu ile futbolu ters orantılıydı; kısa yapılıydı yani... Başkent’te zor geçeceği önceden bilinen maç, gerçekten de büyük takım için neredeyse kâbusa dönüşüyordu. Puan kaybına tahammülleri yoktu ve maç golsüz bitmek üzereydi. İşte o sıkıntılı dakilalarda bu “bücür” çıktı sahneye... Ceza sahası dışından tutulmaz bir şut çıkardı. Zaten tutulmadı o şut, ve bu gol maçı büyük takım lehine çevirdi. * * * Çalışkanlığı herkesçe bilinen ve Başkent’teki maçın skorunu tayin eden “hamal” futbolcunun artık el üstünde tutulacağını düşünürsünüz değil mi? Yanıldınız. O, bir daha kadroya giremedi! Taa ki, yaklaşık bir yıl aradan sonra, “büyük” takımın orta sahasının sakat ve cezalı futbolcular yüzünden çökmesiyle forma şansı buldu. Sesini çıkarmadı, işini yaptı. Bugün hâlâ aynı istikrarla ve çalışkanlıkla oynuyor. Peki, bir insan ömrü içinde kısa sayılabilecek futbol hayatında, uzun sayılabilecek bir yıl niye heba oldu? * * * Evet, bu oyuncu bir yıl niye kenarda bekledi? Futbolcunun kendi cevabını okuyacaksınız, ister inanın ister inanmayın: - Hocamız göreve geldiğinde, birlik ve beraberlik üstünde çok fazla duruyordu. Bunun göstergelerinden birisini de şöyle belirtmişti: “Gol atan oyuncu önce hocasına gelecek. Sevincini benimle paylaşacak.” Gerilimli bir maçtı ve o sezon benim ilk golümdü; bu tembihi unutmuşum açıkçası...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT