BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Açılım ne ki

Açılım ne ki

Osman Sağırlı’nın Güneydoğu intibalarını dinledim, sarsıldım ve heyecanlandım. Ve iki şey fark ettim.Demokratik açılımı kamuoyuna anlatmak için hazırlanan broşür Osman’ın anekdotlarıyla kıyaslanınca çok sığ kalıyor. Orada olup bitenleri Türkiye’nin öbür tarafına anlatmanın yolu yorumsuz anekdotlar. Arka arkaya 40 tane hikâye dinlemek binlerce sayfa resmî rapordan, çözüm önerilerinden daha tesirli. Heyecanlandım derken şunu söylemek istedim. Acaba bu notların ne kadarı karar vericilerin önünde var..



Osman Sağırlı’nın Güneydoğu intibalarını dinledim, sarsıldım ve heyecanlandım. Ve iki şey fark ettim.Demokratik açılımı kamuoyuna anlatmak için hazırlanan broşür Osman’ın anekdotlarıyla kıyaslanınca çok sığ kalıyor. Orada olup bitenleri Türkiye’nin öbür tarafına anlatmanın yolu yorumsuz anekdotlar. Arka arkaya 40 tane hikâye dinlemek binlerce sayfa resmî rapordan, çözüm önerilerinden daha tesirli. Heyecanlandım derken şunu söylemek istedim. Acaba bu notların ne kadarı karar vericilerin önünde var.. MGK üyelerinin, danışmanların, hükümet üyelerinin, parlamenterlerin, medya ileri gelenlerinin. Genelkurmay Başkanı, talimat verse bana o bölgede olup bitenleri yorumsuz olarak 40 sayfalık bir rapor halinde getirin, dese..Önüne konulacak bilgiler bu kadar yalın ve sağlıklı olamaz. Bu kadar saf ve masum da olamaz. Resmî kurumların haber toplama kanalları bu insanları -çocukları- bu kadar içten konuşturamaz. Sadece asker değil, iktidar partisi, bölge milletvekillerinden ayrı ayrı raporlar istese onlar da soğuk olur. Benim dinlediğim anekdotlarda yorum yok. Bunların bir kısmını dizide okuyacaksınız. Satırlara dökülünce sıcaklığının önemli bir kısmını kaybedeceğini düşünüyorum. Onun için diyorum ki, bu işin ayıbı olmaz..Hükümet üyeleri hatta MGK üyeleri Osman Sağırlı’nın-Cemil Yıldız’ın Güneydoğu notlarını dinlesinler. Daha sağlıklı karar verirler. Orada açılan yaralar kabuk bağlamamış, kangren olmuş. Koruculuk bir dert. Kaldırsan dert, kalsa dert, yeniden düzenlesen dert. Terörle mücadele kavram olarak kutsallaştırılınca alternatif her düşünce ihanet sayılmış. Muhbirlik başka bir dert..Birinin hayatını karartmak istiyorsan teröriste yataklık yaptığını ihbar et..adamın hayatı kararır. Zaman içinde şekillenen mevzuat başka bir dert. Askerle ahalinin ilişkileri de sıkıntılı bir hâl almış. Dinlediğim hikâyelerin bana telkin ettiği ilk çözüm, o bölgede terörle mücadele işinin polise devredilmesi..Her ilçede, her ilde her türlü yetkinin mülki amire devredilmesi... Bu kolay bir karar değil. Yarın Başbakan, “Terör bitti bitiyor” dese.. Aynı gün ya da ertesi gün, “Sen misin bunu diyen” hesabı feryada figana sebep olacak, bu teşebbüsün önünü kesecek örnekler sergilenir.. Bu yapı içinde bu olayların failinin akla ilk gelecek adres olmadığını ispat etme imkânı yoktur. Terörden nemalanan menfaat grupları var. Olağanüstü şartlar olağanüstü dengeler oluşturmuş. O bölge insanına zulmedilmiş. Terör örgütü -maazallah- sosyalist jargon kullanmasaydı, (yahut kullandırılmasaydı) bölgenin yüzde 90’ı gönüllü terörist olurdu. Dinlediklerimden çıkardığım sonuçlardan biri de bu. Oradan bakınca böyle..Bu işler bu taraftan nasıl görünüyor? Bu mücadele esnasında (neyin mücadelesi olduğu 15-20 sene sonra tartışılacaktır) binlerce insanımız ölmüş, binlerce ocak sönmüş. Oğlunu, kocasını, kardeşini vatan için kaybettiğini düşünen insanlara olup biteni anlatmak kolay değil. Onların da yarasını kanatan mihraklar var. Bölgeyi huzura kavuşturma teşebbüslerini onların hatırasına, onların mücadelesine ihanet olarak gösteriyorlar. O bölgeden derlenen hikâyeler..milyonlarca bastırılıp kapı kapı dağıtılsa ölümden bile beter acıların yaşandığını öğrenirler. Bu görev TRT’ye düşer. Nehirleri tersine akıtmak için az uğraşmadı.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 92708
    % 1.11
  • 5.3097
    % -1.41
  • 6.0564
    % -1.27
  • 6.8048
    % -1.13
  • 210.111
    % -0.72
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT