BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > OVP yeter mi?

OVP yeter mi?

Yabancı gazeteci, nabız yokluyor: -Orta Vadeli Program (OVP), IMF’li bir programın yerini tutar mı? Anlatmaya çalışıyorum: IMF olsa da olmasa da, OVP hep olacak. Ondan kaçış yok.



Yabancı gazeteci, nabız yokluyor: -Orta Vadeli Program (OVP), IMF’li bir programın yerini tutar mı? Anlatmaya çalışıyorum: IMF olsa da olmasa da, OVP hep olacak. Ondan kaçış yok. -5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun öngördüğü çok yıllı bütçe hazırlık süreci, “Orta Vadeli Program”ı ve onunla uyumlu bir “Orta Vadeli Mali Plan”ı zorunlu kılıyor. -Eylül 2009’da açıklanan Orta Vadeli Program (2010-2012), maliye politikasını kurala bağlıyor. 2010’un ilk çeyreği sonunda, mali kurala ilişkin çalışmaların bitirilmesini ve 2011 itibariyle uygulanmasını hedefliyor. Gazeteci, bunları bilmiyor mu? Elbette biliyor! *** Onun dilinin altındaki bakla şu: -Önünüzde, anayasa değişikliği, referandum ve seçim gibi zorlu kavşaklar var. Çömlek patlar mı? Cevap olarak, bardağın dolu tarafını vurguluyorum; faizlerin düştüğünü, kredi notumuzun arttığını, Hazine’nin bu güne kadar hiç hayal edemediği vadelerde tahvil ihraç edebildiğini, büyümenin tahminleri aşacağını, bankacılık sektörümüzün sağlam olduğunu, dış finansmanda problem beklenmediğini, ekonominin dış şoklara çok daha dayanıklı hale geldiğini anlatıyorum. Referanduma ve muhtemel bir erken seçime rağmen, mali disiplinin raydan çıkmayacağını söylüyorum. Peki, ikna oluyor mu? Olmuyor! Israrla şu denklemi dayatıyor: IMF+OVP= Kredibilite İlave ediyor: -OVP, IMF destekli bir programın alternatifi değil. OVP’yi güçlendirmek için, IMF ile anlaşmalıydınız. Ne demişler? Ön yargıları kırmak, atomu parçalamaktan daha zormuş. Aynen öyle. Anlaşıldığı kadarıyla, geçmişe ilişkin defolu sicilimiz, birilerinin kafasındaki ön yargıları beslemeye devam ediyor. *** İsterseniz, şöyle bir hatırlayalım. Şubat 2001 krizinden sonra ne diyorduk? Sabrınızı zorlamadan söyleyelim: “Yol engebeli, merkep topal, yük züccaciye!” diyorduk. Neden mi? *Borç/GSMH oranı çıldırmıştı. *Kısa vadeye yoğunlaşan borç stokunu, çok yüksek bir reel faizle döndürmek zorundaydık. *Kamu borçlanmasının sığ bir mali sistem içindeki payı, dehşet verici boyutlara tırmanmıştı. *İç borçlanmaya aracılık eden bankacılık sektörünün bilançolarında, bir dizi mayın göz kırpıyordu. *Çökertilen sosyal güvenlik sisteminin, batan bankaların ve kamu bankalarının görev zararlarının getirdiği yük de cabasıydı. *** Tamam.. Geçmişin siyasi iktidarları, ekonomiyi ve özellikle de kamu maliyesini, deşifre edilmesi neredeyse imkansız bir kara kutuya dönüştürmüşlerdi, ama acı olan şu: -Böyle bir tablonun nüksetmeyeceği konusunda, birilerini hâlâ ikna etmeye çalışıyoruz. Hezar teessüf..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT