BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Taşın altını yokla”

“Taşın altını yokla”

Ahmet Nâmıkî Câmî, çok yüksek bir veliydi, Ve bütün mahlûkata, pek çok merhametliydi.



Ahmet Nâmıkî Câmî, çok yüksek bir veliydi, Ve bütün mahlûkata, pek çok merhametliydi. Cömert olup, herkese yapardı hep iyilik, Her kimin derdi olsa, bu zâta gelirdi ilk. O devirde yaşayan vardı ki salih bir zât, Zengin olup, yapardı çok hayır ve hasenat. Ve lâkin daha sonra, bütün malı elinden, Çıkarak, gayet fakir bir hale düştü birden. Bunu ise kimseye gidip diyemiyordu, Ve kimseden hiçbirşey talep edemiyordu. Yaşlıydı, çalışmaya yok idi mecâli de, Bir gün bu sıkıntıyla otururdu camide. O anda, karşısında, ihtiyar, pîri fâni, Bir kişi zuhur etti, uzun boylu, nûranî. Ahmed-i Nâmıkî’nin, kendisiydi bu gelen, Kurtarmak istiyordu, onu bu kederinden. Selâm verip yanına oturdu o kimsenin, Buyurdu ki; (herhalde bir üzüntün var senin.) Dedi; (Evet efendim, sıkıntım var bir hayli, Ve söyleyemiyorum kimseye de bu hali.) Buyurdu; (Falan yerde, Ahmed-i Nâmıkî var, Ona git, bu derdinle o olur alâkadar.) “Peki efendim” deyip, ertesi gün erkenden, Ahmed-i Nâmıkî’nin yanına gitti hemen. Dedi ki; (Şöyle söyle bir derdim var ki benim, Bir derman bulursunuz siz buna zannederim.) Buyurdu ki; (Üzülme, her şeyin kolayı var, Bir kapı kapanırsa, açılır çok kapılar. Biz de dua edelim, inşallah cenab-ı Hak, Sana, başka yollardan rızık verir muhakkak.) Onun bu sözleriyle, sürur geldi kalbine, Gitti ve ertesi gün, bu zâta geldi yine. Ahmed Câmî sordu ki, gelince ona tekrar; (Senin günlük nafaka ihtiyacın ne kadar?) O dahi arz edince, buyurdu; (Kolay iştir, Senin işin, şu taşa havale edilmiştir. Sen her sabah gelerek yokla onun altını. Bulacaksın orada, tam o kadar altını. Ve lâkin ihtiyacın ne ise, o kadar al, Fazlasını alırsan, kesilir bu da derhal.) “Peki efendim” deyip, teşekkür eyleyerek, Ayrılıp, hanesine gitti pek sevinerek. Artık her gün o taşı, gidip kaldırıyordu, Günlük ihtiyaç kadar, “altını” alıyordu. Bu kişi, ömrü bitip vefat etti nihayet, Evladı da oradan aldılar uzun müddet. Ve lâkin ihtiyaçtan bir gün fazla aldılar, Ertesi gün gidince, artık bulamadılar.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT