BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > K faktörü

K faktörü

Siz bu satırları okuduğunuzda ben evlenmiş olacağım. Evlilik kurumu, her zaman saygı duyduğum ve genel toplum düzeni açısından olması gerektiğine kuvvetle inandığım, aile birliğidir.



Siz bu satırları okuduğunuzda ben evlenmiş olacağım. Evlilik kurumu, her zaman saygı duyduğum ve genel toplum düzeni açısından olması gerektiğine kuvvetle inandığım, aile birliğidir. Özel hayatıma ilişkin yazmayı sevmediğimi bilirsiniz. Bana göre bu köşe benden çok size ait ve sizler ülkedeki veya hayatımızdaki bu kadar çok probleme rağmen benim kendi meselelerimle uğraşmak zorunda değilsiniz. Ama diğer taraftan da beni en iyi siz anlıyorsunuz. Buna dayanarak bir seferliğine paylaşmak istiyorum. Bu sabah, her sabah yaptığım gibi kalkıp koyu bir nescafe eşliğinde uyanmaya çalıştım. İlk iş olarak eve gelen gazeteleri okudum ve ülke siyasetine göz gezdirdim. Sonra yine her günki gibi çalışma odama girip masamın başına oturdum. Birikmiş faksları inceledim ve aciliyet sırasına göre dizdim. Dünkü yazımın etkili olduğunu ve sizlerin de benimle dertleşmek istediğinizi görüp sevindim. İnşallah hepsiyle ilgilenip birlikte başarılı olacağız. Ve sıra yazmaya geldi. İlk heyecanlanma da bu safhada gerçekleşti zaten. Hiçbir gün tuşlara dokunmak bu kadar zor gelmemişti. Evlilik, bir insanın hayatında vermek mecburiyetinde kalacağı en zor kararlardan birisi. Bir başka insanla hayatınızı birleştirmek ve bundan sonra her konuda birlikte adım atacağınızı bilmek güzel. Ama ne hikmetse ben şu anda kendimi tedirgin hissediyorum. Daha doğrusu korkuyorum galiba. Her satırda kaç kez hata yaptığımı ve başa döndüğümü görseniz çok gülerdiniz bana. Kazık kadar boyumla elim ayağım titreyerek oturuyorum bilgisayarımın başında. Aklımdan birçok kötü olasılık geçiyor. Seçtiğim kıyafet pek o kadar da güzel değil galiba. Acaba gelen misafirler beğenecekler mi? Uzun etekli bir model seçtim, acaba abartılı mı duracak? Annem akşam kesin ağlar, neden böyle yapıyor ki? Müstakbel eşimin ailesi beni sevecek mi? Misafirler eğlenip hoş bir gece geçirecekler mi? Nikah memuru o bildik soruyu sorduğunda sesim kısılır da cevap veremezsem ne olacak? Vs. vs. vs. Ne kadar çok soru var gördünüz mü? İş bu hale gelmesin diye biz başta, aile arasında ve evde bir nikah kıydırıp hallederiz şeklinde düşünmüştük. Ama baktık kırılacak dost sayımız kabarık. Onları üzmek olacak iş değil. O zaman küçük bir davet verelim dedik. Gerçi böylesi evde evlenmekten çok daha güzel. Ama bu sefer de ben heyecanlanmaya başladım işte. Gerçi heyecanlanmama sebep olan davet mi yoksa evlenecek olmam mı onu da kestiremiyorum ya... Bir tek üzüntüm var. O da geçmişe ait. Bir zamanlar yanından ayrılmadığım ve her adımımı atmadan önce danıştığım bir büyüğüm vardı. İsterdim ki o da bu mutlu olayda benimle birlikte olsun. Hatta şahidim olsun. Ama cesaret edip arayamadım. Rahatsız etmeyi göze alamadım. İnşallah bu yazıyı okuyup bizim için dua eder diye ümit etmekten başka çarem yok. Eveet... Yazacak şey çok ama galiba ben bugün kafamı pek toplayamıyorum. O yüzden noktayı koyuyorum ve sizden de bana dua etmenizi rica ediyorum. Sözün Özü İnsan sevdiği sürece affeder. LEVHA Durgun sular derin akar.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT