BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ilısu’ya sahip çıkalım

Ilısu’ya sahip çıkalım

GAP’ın temel taşlarından biri olan Ilısu Barajı projesini, Türk kamuoyunun da iyi bilmediğini belirten Özdem Sanberk, “Projenin toplam maliyeti 2.4 milyar dolar. Bakü-Ceyhan boru hattından sonra Türkiye’nin en büyük projesi. İnşaatın başlayabilmesi için DSİ’nin Balfour ile anlaşması, İngiliz İhracat Kredi Kurumu’nun (ECGD) 400 milyon sterlin (600 milyon dolar) kredi garantisi sağlaması gerekiyor” dedi.



Büyükelçi Özdem Sanberk, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarlığı ve Londra Büyükelçiliği’nden sonra emekliye ayrıldı. Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) Direktörlüğüne getirildi. Kendisiyle, Londra’daki görevi sırasında da yakından ilgilendiği “Ilısu Barajı” hakkında bir sohbet yaptık. Kışlalı -İngiltere’nin, Ilısu Barajı için istediğimiz krediyi reddettiği haberleri doğru mu? Sanberk -Hayır. İngiltere, hükümet olarak krediyi vermeye çalışıyor. Ama Parlamento Komisyonu verilmemesini tavsiye etti. Kışlalı -Neden? Sanberk -İngiltere’de iki yıldır kredinin verilmemesi için Türkiye’ye karşı bir kampanya var. Barajın “Kürtlere karşı olduğu... Güneydoğu’da çevreye zarar vereceği... Arkeolojik hazineleri yok edeceği... Suriye ve Irak’ı susuz bırakacağı” gibi polemik değeri yüksek iddialar ortaya atılıyor. Bunlar son günlerde bizim basında da yer almaya başladı. Kampanyadan ziyade beni bu konuda hükümetimizin sessizliği şaşırtıyor. 2.4 milyar dolarlık proje Kışlalı -İngilizler’in konuyla ilgisi nasıl gelişti? Sanberk -Ilısu, Barajı GAP’ın temel taşlarından biri. Ama kendi kamuoyumuz da konuyu iyi bilmiyor. Bu baraj için kredi çalışmaları 1990’larda başladı. İngiliz Balfour Beatty İnşaat Şirketi DSİ arasında yapılan temaslar devam ediyor. Ama kredi garantisi sağlanamayınca bunlar çıkmaza girmiş görünüyor. Projenin toplam maliyeti 2.4 milyar dolar. Bakü-Ceyhan boru hattından sonra Türkiye’nin en büyük projesi. Balfour Beatty, barajın gövde inşaatına talip. Diğer bölümleri başka ülkelerin firmaları yapacak. İnşaatın başlayabilmesi için DSİ’nin Balfour ile anlaşması, İngiliz İhracat Kredi Kurumu’nun (ECGD) 400 milyon sterlin (600 milyon dolar) kredi garantisi sağlaması gerekiyor. Kışlalı -ECGD krediyi neden açmıyor? Sanberk -Hükümetinin onayını bekliyor. Tony Blair geçen yıl sonunda krediye taraftar olduğunu açıkladı. Yetkili Ticaret ve Sanayi Bakanı da aynı eğilimdeydi. Mart’ta yayımlanmasını beklediği “Çevre Etki Raporu”nu görmek istedi. Ama bu rapor hâlâ yayımlanmadı. Sebep; İngiltere’deki geleneksel Türkiye karşıtlı çevrelerin Ilısu’yu iç politika malzemesi haline getirmeleri. Blair Hükümetine baskı yapmaları. Bunların başında Arap ligi ve PKK’ya yakın Türkiye kökenli ve İngiliz gruplar var. Partisinin Blair’e muhalif sol kanadı, muhalefet milletvekilleri ve radikal çevre örgütleri de işin içindeler. Kışlalı -İngiltere Hükümeti’nin olumlu yaklaşımı böylece engelleniyor mu? Sanberk -Aynen öyle. Epey mesafe de aldılar. Öyle ki Blair olumlu karar verirse adeta bu kendisi için siyasi risk olacak. Haklı olduğunu kamuoyuna göstermesi için gerekli unsurların sağlanması gerek. Bunu ECGD yapmıyor. Bundan dolayı öteki ülkelerin kredi kurumları da hareketsiz kalıyor. Böylece Türkiye’nin ekonomik gelişmesini engellemeye çalışanların istedikleri oluyor. Bir atımlık barut Kışlalı -Türkiye’ye karşı öne sürülen tezlerin en önemlileri neler? Bunlar nasıl karşılanır? Sanberk- “Suriye ile Irak susuz kalacak” diyorlar, oysa baraj sulama barajı değil. Elektrik üretecek. Su akmaya devam edecek. Fırat üzerinde de değil. Dicle üzerinde kurulacak. Bunlar yeterince dünyaya açıklanıp izah edilmiyor. Geçen yıl Şubatı’nda Londra’da bir günlük seminer yaptık. DSİ Genel Müdürü ve GAP Yönetimi Başkanı konuyla ilgili muhalif İngilizler’e geniş bilgi verdiler. Ama semineri bir kitapçık haline bile getiremedik. Girişim bir atımlık barut oldu. Kışlalı - Sizce ne yapılması gerekiyor? Sanberk -Hükümet konuya sahip çıkmalı. Kapsamlı bir aydınlatma kampanyası gerek. Aleyhte kampanya ise bütün şiddetiyle sürüyor. Zeugma’da yaşanan dram etkisiyle kendi basınımızda, muhalifimiz Arap ligi ekmeğine yağ sürecek yayımlar başladı. Oysa baraja bugün başlansa su tutması için 7-8 yıla ihtiyaç var. Kışlalı -Araplar hep bizim güneydeki baraj girişimlerini engellemek isterler. Atatürk Barajı için de aynı şeyi yaptılar. Ama o barajı biz yaptık. Ilısu’yu da yapamaz mıyız? Sanberk -Yaparız ama kaça yaparız? Ne zaman biter? Bu ambargo eğilimi sürerse ileride diğer projelerimizi de etkilemez mi? Neden İngiltere Hükümeti’nin muhalefetine karşı kullanması için gerekli argümanları biz bulup vermekten çekiniyoruz? Neden GAP’ı dünyaya gerektiği gibi tanıtmıyoruz? Güneydoğu insanına neler kazandırdığını anlatmıyoruz? Kışlalı -İngiltere’nin kredi için şartlar koşması dayatma değil mi? Sanberk -Kendi kredi garantisi kurallarını uyguluyorlar. Kendi insanımızın haklarını, kendi arkeolojik zenginliğimizin korunmasını, kendi çevremizin kirletilmemesinin savunulmasını biz yüklenmezsek, bu işin İngilizler tarafından yapılmasını niye bekleyelim? GAP’ın bir parçası Kışlalı -Ilısu’nun Türkiye’de sahibi kim? Sanberk -Ilısı, GAP’ın bir parçası. Hepimiz işin ucundan tutmamız lazım. Hiç birimiz öne sürülen olumsuzluk ihtimallerinin gerçekleşmesini istemiyoruz. Ama elektriksiz de kalmak istemiyoruz. Oysa elektrik kesintisi gene gündemde. Türkiye’de son on yıldır büyük enerji yatırımı yok. En temiz enerjiyi kendi su kaynaklarımızdan sağlamamıza kim ne diyebilir? Yeter ki meseleyi dünyaya iyi anlatalım. Kışlalı -İngiltere çevre kuruluşlarının itirazı ne? Sanberk -Radikal çevre kuruluşları, örneğin “Friends of Earth” dünyada hiç baraj yapılmamasını istiyor. Diğerleri daha ılımlı. Ama sorunun temelinde Batı’nın kendi enerji sorununu çoktan çözmüş olması var. Sanayilerinin ve ekonomilerinin temelini bir asır önce kurmuşlar. Şimdi bizim anlamalarını beklemek belki gerçekçi değil. Kışlalı -21. asrın başında Türkiye’deki ekonomiyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Sanberk -Kurulduğundan bu yana Cumhuriyet’in hedefi ekonomik kalkınma oldu. Nereden nereye geldiğimiz unutulmamalı. 2000’li yıllara girerken, büyük gelir dağılımı eşitsizliğine ve bölgeler arası uyumsuzluklara rağmen Türkiye, şehirli bir sanayi toplumu olmanın temel çerçevesini kurmayı başardı. Ama gelişmiş sanayi ülkelerine göre hâlâ çok gerideyiz. 1996 nominal değerleriyle kişi başına GSMH İngiltere’de 19 bin 600 dolar. Bizde ise 2 bin 830 dolar. Kışlalı -Farkı nasıl kapatacağız? Sanberk -Mesafe büyük ama 1960’larda GAP gibi bir dev projeye giriştik. Hem enerji sağlamaya hem de bölgeyi kalkındırmaya yönelik. Maliyet yüksek. Sadece para ile ilgili değil. Birçok alanda fedakarlık gerekiyor. Tercih sözkonusu değil Kışlalı -Bu fedakarlıklar tarih ve kültürel mirasımızın doğal çevremizin feda edilmesine razı olmamızı mı gerektiriyor? Sanberk -Hayır. Kalkınma, tarihi zenginlikler, çevre arasında tercih söz konusu değil. Bunlar arasında denge kurulması sözkonusu. Bu zorunluluktur. Bir ülkenin kendi gelir dağılımını dengelemek, kalkınmasını gerçekleştirmek için giriştiği çabaların dışardan müdahalelerle önlenmesi gibi bir örnek olaya rastlamak kolay değil. Güneydoğu’nun kalkınması için Türkiye’nin bir şey yapmadığını iddia edenler, şimdi bu barajın karşısında yer alıyorlar. Kışlalı -Güneydoğu’yu kalkındırırken çevrenin kirletilmemesi, arkeolojik hazinelerin zarara uğratılmaması mümkün değil mi? Sanberk -Bu bölgenin kalkınması için elinde iki kozu var, su ve mümbit topraklar. Tarihte bu iki unsurun bölgeyi nasıl “Mümbit Hilal” adlı hale getirdiği biliniyor. Son birkaç yüz yılda bölge gerilemiş. Sulama yapılamaz olmuş. İlk defa GAP ile bir canlanma başladı. 1987-97 arasında Güneydoğu yüzde 53.4 oranında GSMH artış ile Türkiye’nin İstanbul ve Marmara bölgesinin ardından en hızlı gelişen bölgesi haline geldi. Dicle ve Fırat’ın su kaynakları, elektrik ve sulama imkanı sağlayarak gelişmeyi hızlandırmalı.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 85995
    % -0.09
  • 6.0525
    % -0.36
  • 6.7746
    % -0.48
  • 7.6743
    % -0.62
  • 250.452
    % -0.33
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT