BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sivil toplum kuruluşlarının ekonomik sorumlulukları

Sivil toplum kuruluşlarının ekonomik sorumlulukları

Serbest piyasa şartlarında rekabet eden kuruluşların başarılarını belirleyen temel faktörlerden biri de, saygın bir şirket kimliğinin oluşması ve bunun çalışanlarla özdeşleşmesi, personelin çalıştığı müesseseden gurur duyacak düzeye ulaşmasıdır.



Serbest piyasa şartlarında rekabet eden kuruluşların başarılarını belirleyen temel faktörlerden biri de, saygın bir şirket kimliğinin oluşması ve bunun çalışanlarla özdeşleşmesi, personelin çalıştığı müesseseden gurur duyacak düzeye ulaşmasıdır. Ayrıca etik değerlerin sürdürülmesi ve şirkete olan bağlılığın gelecek nesillere aktarılması, yöneticilerin üstünde durması gereken konulardan biridir. Bu nedenle şirket evlilikleri yoluyla büyümeyi hedefleyen Batılı firmaların önemli bir bölümü, birleşme öncesi ciddi araştırmalar yaptırmakta, çalışanların psikolojik durumlarını inceletmekte, bu yönde sendikalarla işbirliğine gitmektedirler. Birleşmede öncü rolü oynayan kuruluşların çoğu, satın aldıkları firmaların kamuoyunda olumlu izlenim vermeye devam etmesini, iş ahlakı kuralları çerçevesinde çalışmalar yapmasını temel ilke olarak kabul etmiştir. Bu doğrultuda bünyelerine katılan personele önceki kuruluşlarda edindikleri olumlu prensipleri uygulama imkanı tanımakta, yumuşak bir geçiş zemini hazırlamaktadır. Başarısızlıkla biten ya da mahkemede sonuçlanan evliliklerde ortaya çıkan en önemli sorunların başında personeldeki düşünce ayrılığı, iktidar mücadelesi ve eski kimliklerin sürdürülmesi düşüncesi olduğu gözlemlenmiştir. Tecrübelerden ders alan birçok müessese, evlililiği mutlu ve uzun sürdürebilmek, hedeflenen kârlılığa ulaşabilmek için özel komiteler kurmaya özen göstermektedir. Oluşturulan çalışma gruplarına başta sendikacılar olmak üzere, psikologlar, sosyologlar, hukukçular, iktisatçılar, mühendisler dahil edilmektedir. İşin ilginç yanlarından biri, üst düzey yöneticilerin başarı performanslarının belirlenmesinde göz önüne alınan kriterlerden biri, birleşmenin harmoni içinde gerçekleştirilip gerçekleştirilmemesi, personelin yeni koşullara uyum sağlayıp sağlayamamasıdır. Türkiye’deki yeni ekonomik koşullar, özellikle finans, bankacılık ve hizmet sektörlerindeki kuruluşları birleşmeye adeta zorlamıştır. Bunun da ötesinde IMF ve Dünya Bankası, Türkiye’ye kredi açma koşullarından biri olarak büyük çaplı özelleştirmeleri ve evlilikleri şart koşmuştur. Son finansal kriz neticesi fona devredilen 11 bankanın satılması ya da birleşmesi gündeme gelirken, üstünde durulması gereken en önemli hususlardan biri, bu kuruluşlarda çalışanların psikolojik, sosyolojik ve mali sorunlarıdır. Unutulmamalıdır ki,sadece sözü edilen sektör içinde etkilenen aile sayısı şimdiden 100 bini aşmakta, doğrudan veya dolaylı olarak sorun yaşayan vatandaşlarımızın sayısı ise, 1 milyonu bulmaktadır. Böylesine önemli bir problemin çözümünde sendikaların çok daha aktif olması, üyesi olsun olmasın işçi kesiminin yanında yer alması ve onların haklarını koruyacak somut araştırmalarla kamuoyunun önüne çıkması beklenirdi. Özellikle, üst örgütlerin çeşitli altrnatifler ileri sürmeleri, bunları bağımsız araştırmalarla desteklemeleri gerekirdi. Birçok konuda Avrnupa’daki sivil toplum örgütlerini kendine örnek alan kuruluşlarımızın ve sendikalarımızın son gelişmeler neticesi işlerini kaybeden personele yardımcı olmaları, onları yeni mesleklere yönlendirmeleri fevkalade olumlu neticeler verebilirdi. Fırsat henüz kaçmış değil. Ümit ederiz ki, sözü edilen çalışmaları 2001 yılında gerçekleştirerek hem topladıkları aidatları hak ederler hem de zayıflayan etkinliklerini yeniden kazanırlar.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT